GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), işgalci İsrail, Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD-İran Savaşı’nda ABD’den yana olan ülkelerin, savunma ve askeri bütçeleri yaklaşık 1 trilyon dolar iken, 9 milyar dolarlık bütçeye sahip İran, yaptığı saldırılar ve çıkışlarla Donald Trump ile soykırımcı Binyamin Netenyahu yönetimlerini zora sokmaya, ülkelerinde tepki ile karşılanmalarına neden oluyor.
‘DÜNYANIN JANDARMASI’NIN SAVAŞ GEMİLERİ ÇAĞRISINA RET!
'Dünyanın Süper Gücü' 'Dünyanın Jandarması' olarak yıllarca algı yapan ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının akabinde Çin, Japonya, Güney Kore, Fransa, Birleşik Krallık ile kısıtlamadan etkilenen ülkelere Hürmüz Boğazı'na askeri savaş gemilerini gönderme çağrısı, çağrıya verilen ret kararları ise Trump yönetimi ve ABD’nin eski gücünde olmadığı, ülkelerin ABD’ye olan tavrının en net yansımaları şeklinde görülüyor.
ABD-İRAN SAVAŞI’NIN GELECEĞİNE DAİR MERAK EDİLENLER
Peki ABD, İran'a kara harekâtı yapacak mı olası bir kara harekâtında ABD'nin başarılı olma ihtimali nedir, Trump’ın Hürmüz Boğazı’na diğer ülkelerin savaş gemilerini gönderme çağrısı Trump ve ABD'nin çaresizliğinin göstergesi mi veya ne şekilde yorumlanmalı, İran’da yeni bir 11 Eylül sürecine girilir mi? Diplomatik İlişkiler ve Politikalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.
“KARA HAREKÂTI YAPMALARI ÇOK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR”
ABD’nin bölgeye yığdığı deniz piyadeleri, özel kuvvetler ve kara unsurlarından müteşekkil ordunun, bir kara harekâtına hazırlık yapıyormuş gibi gösterdiğini aktaran DİPAM Başkanı Dr. Tolga Sakman, “Fakat İran’a karşı ABD’nin tek başına veya İsrail ile birlikte doğrudan bir işgal operasyonuna yönelik kara harekâtı yapması çok mümkün görünmüyor. Burada İran coğrafyasının büyüklüğü dağları gibi etkilerin yanında devrim muhafızların hala gücü özellikle karada ne düzeyde olduğu tahmin edilemiyor ve toplumsal yapı da böyle bir işgale uygun değil.” ifadelerini kullandı.

“HİÇ İSTEMEDİKLERİ BİR NOKTAYA GETİREBİLİR”
Dr. Tolga Sakman, yapılanlara karşın bir nokta operasyonu olarak kara unsurları hareketinin görülebileceğini belirterek şunları kaydetti, “Örneğin Hürmüz’ün güvenliğinin sağlanması veya Hark Adası’nın işgali gibi konular gündeme gelebilir. Bunun için bile İran’ın kendi toprak parçasının işgaline sessiz kalması beklenmez. Böyle bir saldırı savaşı özellikle ABD’nin hiç istemedikleri bir noktaya getirebilir.”
HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPALI KALMASININ BÖLGE VE KÜRESEL ANLAMDA YANSIMALARI
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının aslında İran’ın savaş öncesi söylediği bir konu olduğunu hatırlatan Dr. Sakman, “Eğer bir saldırı gerçekleşirse Hürmüz’ü kapatacağını BM’ye dahi bildirmişti. Geldiğimiz yerde Hürmüz’ün hem petrol hem ticaret için bir süre daha kapalı kalacağını ve bunun da hem bölgeye hem de küresel anlamda yansımasını görüyoruz.” şeklinde konuştu.
“AÇIK TUTMAK HERHANGİ BİR ASKERİ OPERASYONDAN ÇOK DAHA ZOR”
Dr. Sakman, Hürmüz Boğazı’nı açık tutmanın herhangi bir askeri operasyondan çok daha zor olduğunu vurgulayıp, şunları söyledi, “Defacto olarak kapanmış olan boğazın açılması için yapılacak operasyonlar başarılı olsa da bu başarının bölgeden geçen gemilerin ülkeleri tarafından da teyit edilmiş olması gerekiyor. Yoksa bölgeden geçişlerin maliyetinin hala çok yüksek olduğu ve bu yolun tercih edilmediği bir durum söz konusu olur.”
“TRUMP BÖLGENİN GÜVENLİĞİ SORUNUNU ULUSLARARASILAŞTIRDI”
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Çin, Japonya, Güney Kore, Fransa ve Birleşik Krallık ve de kısıtlamadan etkilenen ülkelere Hürmüz Boğazı'na askeri savaş gemilerini gönderme çağrısını yorumlayan Dr. Sakman, “Trump, burada akıllı bir manevra ile bölgenin güvenliği sorununu uluslararasılaştırdı. “Burası sadece benim için değil farklı devletler için de önemli” diyerek bu devletleri bölgeye çağırdı. Böylece tüm ülkelerin bir şekilde bayrak gösterdiği bir deniz yolunun kapanma olasılığının zayıflayacağını düşünüyor. Özellikle Japonya Güney Kore ve Avrupa devletleri gibi Amerikan müttefik ülkelerin yanında Çin‘i de buraya davet etmesi aslında Washington yönetiminin bu yolu herkes için açmak istediğine dair bir algı oluşturma çabası olduğunu düşünüyorum. Çünkü buranın güvenliği ancak karşı tarafın saldırıdan imtina etmesi ile sağlanır.” diye konuştu.
“İRAN’IN MENZİLİNE KENDİ DONANMASINI YAKLAŞTIRMAKTAN ÇEKİNİYOR”
Dr. Sakman, Amerika’nın bölgeden geçen gemilerin sigorta maliyetini üstlenme veya gemilere Amerikan savaş gemilerinin refakat etmesinin uygulanabilir görülmediğini anımsatarak, “ABD’nin hala İran’ın menziline kendi donanmasını yaklaştırmaktan çekindiğini biliyoruz. Çünkü İran’ın bu gemilere yapacağı bir saldırıda kaybı büyük olacaktır.” dedi.
İRAN YÜKSEK ULUSAL GÜVENLİK KONSEYİ SEKRETERİ LARİCANİ’DEN “11 EYLÜL” ÇIKIŞI
Taraflar arasında karşılıklı çıkışlar devam ederken; İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin "Epstein ekibinden geriye kalanların 11 Eylül benzeri bir olay kurgulayıp suçu İran'a atmak için bir komplo planladıklarını duydum. İran, prensip olarak bu tür terör planlarına karşıdır ve ABD halkı ile bir savaşa yoktur." açıklaması ise gündemin öne çıkan başlıkları arasında yerini aldı.
“İRAN SAVAŞI’NDA İSTEDİĞİ BAŞARIYI HENÜZ ELDE EDEMEMİŞ ABD…”
11 Eylül ile ilgili tüm belgeler ortada olmasına rağmen uluslararası kamuoyunda bu saldırı ile ilgili birçok soru işaretinin hâlâ olduğunu anımsatan Dr. Sakman, şunları ifade etti, “Bu tartışmaların temelinde de Amerika’nın kendi gücünü dünyaya yaymak için kendi vatandaşlarının dahi gözden çıkabileceğine dair algı bulunuyor. İran Savaşı’nda istediği başarıyı henüz elde edememiş olması ABD yönetiminin elini güçlendirmek için ve kendi toplumunu bu savaşa ikna etmek için benzeri bir eylem yapabileceğine dair bir bakış açısıyla Laricani konuştu.”
“SAVAŞ SUÇLARINI YAYMAKTAN BAŞKA BİR NETİCEYE VARMAZ”
Dr. Sakman, 11 Eylül’ün uluslararası güvenlik için önemli bir tarih olduğuna dikkat çekip, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Çünkü bu tarihten sonra Amerika’nın tüm dünyada terörle savaş için istediği kadar güç kullanma ortamı sağlanmış, başkanlara büyük yetkiler verilmiş oldu. Bunun gibi bir alanın Trump‘a açılması elini çok kuvvetlendirecek ve Amerikan yönetiminin küresel politikasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Fakat bugün bunun üzerinden konuşmak şu anki şartlarda savaş suçlarını yaymaktan başka bir neticeye varmaz. İran propaganda ve algı için bunu kullanmış görünüyor.”