GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılacak. Trump, resmi karşılama töreninin ardından; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile baş başa görüşme de gerçekleştirecek.
GÖZLER ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİNDE
Donald Trump’ın, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Ankara'daki NATO Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygıdan dolayı katılacağını ve sürprizlerinin olacağını ifade etmesi, 17 yıl sonra Türkiye'yi ziyaret edecek olan ilk ABD Başkanı olması nedeniyle gözler Erdoğan-Trump görüşmesine çevrilmiş durumda.
ERDOĞAN-TRUMP NELER KONUŞACAK?
Peki Erdoğan-Trump görüşmesi neden önemli, Erdoğan-Trump görüşmesinde neler konuşulacak, Tarafların birbirlerinden beklentileri neler? Amasya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (AÜSSAM) Müdürü Dr. Yusuf Bahadır Keskin, Yeni Birlik Gazetesi'ne değerlendirdi.

“SORUNLAR ÇÖZÜLÜRSE İLİŞKİLER YUKARI YÖNLÜ İVME KAZANIR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yapacağı görüşme ile alakalı bazı kritik başlıkların olduğunu ve bu başlıkların Türkiye-ABD ilişkileri için ciddi önem taşıdığını aktaran Dr. Yusuf Bahadır Keskin, “Bu meselelerin çözülüp çözülememesi yaklaşık 100 yıllık Türkiye-ABD ittifakının geleceğini şekillendirecek. Sorunlar çözülebilir ise ilişkiler yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanabilir. Çözülemediği senaryoda tıpkı Joe Biden döneminde olduğu gibi gerilimli bir dönem yine bizi bekliyor olabilir. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında Trump'ı nasıl idare edeceğini öğrenmiş durumda. Hatta dünyada bunu en iyi yapan liderlerden bir tanesi. Trump'ın, Erdoğan'a yönelik ilgisini ve saygısını bizzat kendi açıklamalarından anlayabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“BÖLGESEL VE KÜRESEL DÜZEYDE ÇOK CİDDİ ÖNEM TAŞIYOR”
Dr. Keskin, Erdoğan-Trump görüşmesinin sadece ikili düzeyde, Türk-ABD ilişkileri bağlamında değil, bölgesel düzeyde ve hatta küresel düzeyde de ciddi önem taşıdığını belirterek şunları aktardı, “Suriye'den Rusya-Ukrayna savaşına, Doğu Akdeniz'den Gazze meselesine, İran'a yönelik savaştan küresel enerji koridorlarına ve savunma sanayine kadar birçok noktada taraflar birbirinden beklentilere sahip ve aslında tıpkı Soğuk Savaş yıllarındaki gibi iki taraf yeniden işbirliği ve uzlaşma zemininde buluşabilir ise küresel boyutta da birçok denge değişebilir. Bu derece yüksek potansiyelli bir ilişki var.”
“TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ KAZANIMLARIN ÇIKACAĞI BİR GÖRÜŞME BİZİ BEKLİYOR”
Türkiye'nin bölgesel ve küresel anlamda yükselen kapasitesi, beraberinde özellikle son çeyrek asırda inşa etmeye başladığı stratejik otonomi ve ABD'nin kim ne derse desin hala küresel hegemon güç olduğu gerçeği bir arada düşünüldüğünde bu bir araya gelmenin, buluşmanın ne derece önemli olduğunu ve ne kadar büyük anlam ifade ettiğini daha kolay okuyabileceğimizi dile getiren Dr. Keskin, “Trump'ın kurumsal ilişkilerden ziyade bireysel ilişkiler üzerinden ilerleyen iş adamı kimlikli bir Amerikan başkanı olduğunu ve pazarlıkçı iş yapış biçimini göz önünde tuttuğumuzda ilişkilerin bu ziyaretten sonra hangi yöne ilerleyeceği biraz daha net şekilde ortaya çıkabilir. Fakat Trump'ın gelmeden önce “Türkiye'ye bir hediyem var” demesi, liderlerin yine Eylül ayında sorunlara ilişkin görüşmüş olması, geçtiğimiz hafta Trump'ın yine Türkiye ile ilgili yaptığı olumlu açıklamalar, ilk başkanlık döneminde Türkiye'nin S-400 alması, sonrası CAATSA yaptırımlarına tabi tutulması, başkanlığı yönündeki baskılara uzun süre direnmesi, S-400 konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu, bunun Obama'nın bir hatası olduğunu açıkça kameraların da söylemesi, bütün bunlar bir araya geldiğinde Türkiye için çok önemli kazanımların çıkabileceği bir görüşme bizi bekliyor.” şeklinde konuştu.
AMBARGOYA MARUZ KALAN İLK VE TEK NATO ÜLKESİ!
Dr. Keskin, Erdoğan-Trump görüşmesinde öncelikli konular arasında savunma sanayi ve güvenlik konularının olacağını söyleyip, şunları kaydetti, “Fakat Trump'ın Türkiye'de olması ve ikili ilişkilerde NATO dışında kalan diğer meselelerde muhtemelen liderlerin görüşmesinde, ikili görüşme de değerlendirilecek. Biz işin daha ziyade işte lojistik, güvenlik boyutunu haberlerde belki okuyoruz ama şu dönemde büyük bir jeopolitik denklemin sahaya yansıdığı günlerden geçiyoruz. Öncelikle Türkiye'nin ABD'den savunma sanayi yönünde bazı beklentileri var. Bu beklentilerin önüne geçen, engelleyen, en önemli unsur Türkiye'nin Savunma Sanayi Başkanlığı’nın CAATSA yaptırımları kapsamına alınması. Aslında Trump bu konuda bir direnç göstermişti fakat kongreden ve senatodan gelen güçlü baskı, o dönem Siyonist lobilerin ve Yunan lobilerinin baskısıyla yaptırımları imzalamak zorunda kalmıştı. Önüne sunulan 12 maddelik yaptırım menüsünden de görece hafif sayılabilecek 5 tanesini seçmişti. Aslında bu kapsamda ambargoya maruz kalan ilk ve tek NATO ülkesi Türkiye. Bu da ilişkiler arasında büyük bir talihsizlik.”
TÜRKİYE’NİN ABD’DEN EN ÖNEMLİ BEKLENTİSİ!
Türkiye'nin, ABD'den en önemli beklentisinin üretim ve tasarım aşamasında ortaklarından olduğu F-35'lerin, F-35 programından dışarıya atılmasının ve F-35'lerinin verilmemesi hatasının düzeltilmesi olduğunu belirten Dr. Keskin, “F-35'ler Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Savunma Sanayi için büyük önem taşıyor. Her ne kadar Türkiye Milli Muharip Uçak KAAN gibi kendi projelerini geliştiriyor olsa da ya da insansız hava araçları konusunda dünyanın öne çıkan ülkelerinden biri olsa da F-35'lerin Türk Hava Kuvvetleri'ne katılması bölgesel rekabet için büyük anlam taşıyor.” dedi.
“CAATSA YAPTIRIMLARI SADECE F-35 - S-400 BAĞLAMINA İNDİRGENİYOR”
Dr. Keskin, bir diğer konunun F-16 modernizasyonu ve Milli Muharip Uçak KAAN için motorların verilmesi olduğunu hatırlatarak şunları söyledi, “Aslında CAATSA dediğimizde sadece F-35 ve S-400 bağlamına indirgiyoruz. Fakat asıl sorun Milli Muharip Uçak KAAN'ın motorundan Hürjet ya da T929 Atak-2 helikopterlerinin alt bileşenlerine kadar birçok parçanın CAATSA yaptırımlarından etkileniyor olması ve üstelik sadece ABD'deki şirketlerin değil birlikte iş yapan ortaklık yapısına sahip diğer küresel şirketlerin de ambargosu hissediliyor Türk savunma sanayi üzerinde. Kanada'dan Avustralya'ya, İngiltere'den Güney Kore'ye kadar birçok firmayla çalışırken CAATSA yaptırımları dolayısıyla sorunlar yaşıyoruz.”
“ABD’NİN EN BÜYÜK BEKLENTİSİ S-400 MESELESİNİN ÇÖZÜLMESİ”
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması noktasında ABD'nin burada en büyük beklentisinin S-400 meselesinin çözülmesi olduğunu anımsatan Dr. Keskin, “Trump her ne kadar S-400'leri almakta Türkiye'nin o dönem haklı olduğunu söylese de bugün hem F-35'lerin verilmesi hem diğer yaptırımların kaldırılması için bu meselenin çözülmesi gerektiğini savunuyor. Sadece Trump değil bu süreçte hem kongrede hem senatoda karar sürecini, bürokratik denklemleri etkileyebilecek isimlerden de benzer açıklamalar geliyor. Bu konuda aslında Eylül ayından beri görüşmeler devam ediyor ve hibrit bir formül ya da bir orta yol bulunabilir. Ne Türkiye'nin ulusal egemenliğinin zarar göreceği ne de ABD'nin isteklerinin, kaygılarının karşılıksız bırakılacağı bir süreç olmayacaktır. Belki Yunanistan'daki S-300'lerin Girit'te hangara kaldırılması benzeri bir çözüm üretilebilir. Türkiye S-400'leri belki kullanmak zorunda kalmadı ama ciddi şekilde bilgi ve teknoloji altyapısı konusunda bundan faydalandı. Ama tabii S-400'leri kaldırmak karşılığında Türkiye'nin Patriot'lar, F-35'ler, KAAN'ın motorları gibi birçok noktada talepleri olacaktır. Keza Trump'ın da yeni dönemde Suriye'den Ukrayna'ya İran'a kadar birçok noktada Türkiye'den bazı beklentileri, talepleri olduğunu biliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İSRAİL’İN BÖLGEDEKİ SALDIRGANLIĞINI DURDURMAYI GERÇEKTEN İSTİYORSA…”
Dr. Keskin, Trump yönetiminin İsrail'in bölgedeki saldırganlığını durdurmayı gerçekten istiyorsa Türkiye'ye F-35'leri vererek İsrail'in bölgesel anlamda hava kuvvetlerinde net bir üstünlük sağlamasını önlemesi gerektiğini belirten Dr. Keskin, şunları aktardı, “Burada en önemli dengeleyici yine ABD'nin geleneksel müttefiklerinden bir tanesi olan Türkiye'dir. Türkiye'ye F-35'leri verdiği zaman İsrail'in saldırganlığı da bölgede bir nebze azalacaktır diye tahmin ediyorum.”
TRUMP’IN TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİ
Trump'ın, Türkiye'den beklentileri hakkında değerlendirmelerde bulunan Dr. Keskin, “Trump, özellikle son 25 yıldaki diğer Amerikan başkanlarından farklı olarak, özellikle Erdoğan'la iyi ilişkilerinden hareketle Türkiye'ye karşı görece daha olumlu bir başkan profili çiziyor. Küresel güvenlik mimarisini dizayn etme sürecinde Türkiye'nin rolünün farkında. NATO 3.0 konseptine geçilecekse burada Türkiye gerçekten yine kritik bir bileşen olacak. Ukrayna'daki savaşın bitmesi eğer mümkün olacaksa burada en önemli arabulucu hatta arabulucunun da ötesinde barışı inşa eden aktör Türkiye'dir. Bugüne kadar Rusya Ukrayna savaşının en büyük kriz anlarında devreye girip sorunların çığırından çıkmasını, küresel bir boyut almasını engelleyen aktör hep Türkiye oldu. Esir takası süreçleri İstanbul'da planlandı. Küresel Tahıl Krizi İstanbul'da çözüldü ve gerçekten bir barış inşa edilecekse burada Türkiye'ye çok ciddi ihtiyaç var. Trump da bunun farkında.” diye konuştu.
SURİYE’NİN AYAĞA KALDIRILMASI VE KÜRESEL SİSTEME ENTEGRE EDİLMESİNDE TÜRKİYE’NİN ÖNCÜ ROLÜ
Dr. Keskin, Suriye'nin ayağa kaldırılması ve küresel sisteme entegre edilmesi sürecinde Türkiye’nin öncü bir rol oynadığını hatırlatarak, şunları kaydetti, “Trump'ın yaptırımları kaldırması için devreye giren aktörler Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'dı. Yeni dönemde Suriye'de istikrar sağlanması için tüm aktörlerin Türkiye'ye ihtiyacı var. Küresel enerji projelerinden Lübnan'a, İran'dan Afrika boynuzuna birçok noktada Türkiye ile birlikte hareket etmek ABD'nin çıkarları için önem taşıyor. Bilhassa özellikle son yarım asırda Avrupa'daki NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi boyutunda yerinde sayması buna karşın Türkiye'nin en önemli kara güçlerinden ikincisini oluşturduğu NATO'ya savunma sanayi boyutunda da çok ciddi katkılar vermeye başlaması, Türkiye'nin hem NATO hem ABD hem de Trump için önemini bir kez daha arttırıyor. Bu süreçte karşılıklı iş birliğine ciddi ihtiyaç var.”
İKİ LİDERİN MASAYA GETİRECEĞİ DOSYALARDA PAZARLIK VE PRAGMATİZM UNSURU
İki liderin masaya getireceği dosyaların tamamen pazarlık, pragmatizm “al ver” üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Dr. Keskin, “Trump'ın tüccar siyasetini de göz önünde bulundurduğumuzda, Erdoğan'ın jeopolitik hamle kabiliyeti, muhatabının yumuşak karnını ve kozlarını çok iyi biliyor olması büyük anlam taşıyor. Trump'ın Erdoğan'dan beklentileri S-400'lerin fiilen kilitlenmesi mühürlenmesi bu Trump'ın kişisel isteklerinden de ziyade kongrede Türkiye'ye dönük o sert direnci kırabilmek ve Ankara'ya savunma sanayi boyutunda büyük satışlar yapabilmek, büyük paketler verebilmek için önemli, tescillenebilir, denetlenebilir bir taahhüt.” ifadelerine yer verdi.
“ANKARA’NIN DESTEĞİNE İHTİYACI OLACAKTIR”
Dr. Keskin, Trump için dış politikanın ticaret demek olduğunu vurgulayan Dr. Keskin, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Türkiye ile ABD LNG yani sıvılaştırılmış gaz anlaşması imzaladı. Belki Boeing'den yine devasa yolcu uçağı alımları gibi Amerikan ürünlerine dönük milyarlarca dolarlık yeni paketler duyurulabilir bu süreçte. Zengezur koridoru ve yeni dönemde Orta Asya'nın jeopolitik boyutuyla alakalı da Trump'ın Türkiye'nin desteğini beklediğini biliyoruz. Zengezur koridorundaki bir ulaşım hattına Trump'ın adı verilmişti. Türkiye ve Azerbaycan üzerinden Ermenistan İran sınırını bypass edip Orta Doğu'ya doğrudan uzanan erişen o hat projesinde Trump'ın, Ankara'nın desteğine ihtiyacı olacaktır.”