GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - Galler’in Başkenti Cardiff'te bir araya gelen Galler Bölgesel Başbakanı Rhun apLorwert, Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O'Neill ve İrlanda milliyetçisi Sinn Fein Genel Başkanı Mary Lou McDonald, İskoçya Bölgesel Başbakanı John Swinney bölge halklarının kendi kaderini tayin etme talebinin arttığına dair açıklamaları; Birleşik Krallık’ın 31 Ocak 2020 tarihinde resmî olarak Avrupa Birliği’nden ayrılması süreci olan Brexit’ten sonra bu sefer de bölünme olasılığına dair tartışmaları gündeme taşıdı.
GALLER İSKOÇYA KUZEY İRLANDA’NIN “KENDİ KADERLERİNİ TAYİN ETME” ÇIKIŞININ ARKA PLANI
Peki Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'nın İngiltere'ye karşı "kendi kaderini tayin" hakkı için yayımladığı ortak mesaj ne anlama geliyor, Ülkelerin kendi kaderlerini tayin etme yetkisi var mı, 3 ülkenin İngiltere’ye karşı bu süreci başlatması nasıl okunmalı, İngiltere yaşananlar karşısında neler yapabilir, Perde arkasında hangi gelişmeler yaşandı? Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.
“DOĞRUDAN BAĞIMSIZLIK İLANI DEĞİL!”
Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'dan İngiltere'ye karşı "kendi kaderini tayin" hakkı için yayımladığı ortak mesajın teknik olarak, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık (İngiltere) Parlamentosu’nun anayasal üstünlüğünü sorgulayan koordineli bir “self-determination” doktrini geliştirmeye başladığını gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Şahin, “Cardiff Bildirisi doğrudan bağımsızlık ilanı değil; daha kritik olarak, anayasal statünün belirlenmesi yetkisinin Westminster'dan kurucu uluslara doğru kaydırılması talebidir.” ifadelerini kullandı.

“MESELE TEK TEK AYRILIKÇI HAREKETLERDEN ÇIKARILDI”
Prof. Dr. Şahin, üç aktörün aynı anda “kendi geleceğimizi demokratik yollarla belirleme” hakkını ileri sürmesinin; meseleyi tek tek ayrılıkçı hareketlerden çıkarıp Birleşik Krallık'ın anayasal meşruiyet sorununa dönüştürdüğünü söyledi.
“LONDRA MERKEZLİ ANAYASAL DÜZENE KARŞI KOLEKTİF BİR MEŞRUİYET VE YETKİ DEVRİ TALEBİ”
Üç ülkenin İngiltere’ye karşı başlattığı sürecin; Londra merkezli anayasal düzene karşı kolektif bir meşruiyet ve yetki devri talebi geliştirmesi olarak okunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şahin, şunları kaydetti, “İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'nın “kendi kaderini tayin” ilkesini ortaklaştırması, ayrılıkçı talepleri birbirinden bağımsız iç meseleler olmaktan çıkararak Birleşik Krallık'ın devlet yapısının yeniden müzakere edilmesi gereken ortak bir anayasal sorun haline getiriyor. Bu nedenle gelişme, kısa vadede doğrudan parçalanma değil; merkezî egemenliğin aşındırılması, kurucu ülkelerin siyasal özerkliğinin genişletilmesi ve uzun vadede daha gevşek/federal bir Birleşik Krallık ihtimalinin güçlenmesi şeklinde değerlendirilmelidir.”
İNGİLTERE’NİN YAŞANANLARA VEREBİLECEĞİ CEVAPLAR!
Prof. Dr. Şahin, İngiltere’nin yaşanan gelişmeler karşısında önündeki temel seçeneğinin; sert merkezileşme yerine kontrollü anayasal yeniden düzenleme olduğunu vurgulayıp, “Londra; İskoçya ve Galler’e daha geniş yetki devri, mali ve anayasal reformlar ve ortak bir müzakere mekanizması önererek bağımsızlık taleplerinin toplumsal tabanını daraltabilir. Buna karşılık referandum taleplerini kategorik biçimde engellemek, özellikle İskoçya’da “demokratik iradenin Londra tarafından bastırıldığı” söylemini güçlendirebilir. Kuzey İrlanda’da ise Belfast Anlaşması’nın öngördüğü hukuki mekanizma ayrı tutulmalıdır. Dolayısıyla en rasyonel strateji, Birleşik Krallık’ı dağıtacak bir referandumlar zincirini önlemek için daha esnek, asimetrik ve federal nitelikli bir birlik modeline geçişi müzakere etmektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“TEK TARAFLI BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU YAPMA YETKİSİNE SAHİP DEĞİLLER”
İskoçya ve Galler’in, uluslararası hukuktaki self-determinasyon ilkesine dayanarak siyasal talepler ileri sürebilse de Birleşik Krallık ulusal hukuku bakımından tek taraflı bağımsızlık referandumu yapma yetkisine sahip olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Şahin, şunları ifade etti, “Kuzey İrlanda ise 1998 Belfast Anlaşması uyarınca belirli koşullarda birleşme referandumu yapabilen özel bir hukuki statüye sahiptir. Dolayısıyla uluslararası hukukta self-determinasyon ilkesi, bu üç ülkeye otomatik ve tek taraflı ayrılma hakkı vermez; ulusal hukuk ve anayasal düzen belirleyicidir.”
ÜÇ TEMEL FAKTÖR!
Prof. Dr. Şahin, yaşananların perde arkasında üç temel faktörün olduğunu dile getirip, “Brexit sonrası Londra ile çevre ülkeler arasındaki siyasal ayrışma, İskoçya’da bağımsızlık ve Kuzey İrlanda’da birleşme taleplerinin yeniden güçlenmesi ve Galler’de milliyetçi siyasetin yükselişi. Buna ayrıca İngiliz Parlamentosu’nun yetki paylaşımı konusunda yaşanan gerilim ve üç bölgenin Avrupa Birliği ile yeniden yakınlaşma isteği ekleniyor.” şeklinde konuştu.
“BİRLEŞİK KRALLIK’IN ANAYASAL YAPISINI YENİDEN MÜZAKEREYE AÇMA GİRİŞİMİ OLARAK OKUNMALI”
Prof. Dr. Şahin, Cardiff buluşmasının, ani bir ayrılma kararı olmaktan çok, merkezi yönetim üzerindeki ortak siyasi baskıyı artırma ve Birleşik Krallık’ın anayasal yapısını yeniden müzakereye açma girişimi olarak okunması gerektiğini belirterek sözlerini sonlandırdı.