GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - İspanya Yüksek Mahkemesi'nin bu ay aldığı karara göre Ceuta ve Melilla'ya deniz yoluyla ulaşmaya çalışan göçmenlerin Fas'a hızlı şekilde iade edilmeyeceğine hükmedilmesi kararının hangi sonuçları doğuracağı merak edilirken; Fas'tan denize girerek İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Ceuta kentine ulaşan yaklaşık 49 bin göçmen, bölgede göç krizini yeniden gündeme getirdi.
İLK VERİLERE GÖRE CAN KAYBI 25’E YÜKSELDİ
Madrid Yönetimi bölgeye asker gönderme kararı alırken; göç olayları sırasında açıklanan resmi olmayan ilk verilere göre ise can kaybı 25’e yükseldi.
“YAŞANAN OLAY İSPANYA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELİK BİR SALDIRIDIR”
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise yaşanan gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada yaşanan olayın, İspanya'nın toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu belirterek, “En kesin ve enerjik kınamayı hak etmektedir. Tüm İspanya, Ceuta vatandaşlarının yanındadır. İspanya Hükümeti, Özerk Şehir'in yanındadır. Şehir hükümetiyle her zaman sürdürdüğümüz iş birliği için teşekkürler. Devletin tüm kaynaklarını kullanarak güvenliği ve birlikte yaşamayı garanti edeceğiz ve CeutaÖzerk Şehri'nin geleceğiyle olan tam ve kesin taahhüdümüz.” ifadelerine yer verdi.
“DENİZDE FİZİKSEL BİR ENGEL BARİYERİ KONUŞLANDIRACAĞIZ”
Sanchez, Madrit Yönetimi’nin Ceuta'nın komşularının güvenliğini garanti altına alacağını vurgulayıp, şunları kaydetti, “Şehrin sokaklarında Güvenlik Güçleri ve Birliklerinin varlığını artıracak. Ayrıca, sınırda geri göndermeyi kolaylaştırmak ve Anayasa Mahkemesi'nin kararına uyum sağlamak amacıyla denizde fiziksel bir engel bariyeri konuşlandıracağız. Düzensiz yollarla gelen göçmenlerin geri gönderme dosyalarını hızlandıracağız ve insan kaçakçılığı yapan mafyalarla mücadele etmeye devam etmek için Fas makamlarıyla iş birliğimizi sürdüreceğiz.”
CEUTA GÖÇMEN KRİZİNİN PERDE ARKASI
Peki İspanya’nın Ceuta şehrine yönelik göçmen krizi nasıl yorumlanmalı, İspanya’yı bundan sonra ne bekliyor, Sanchez göç krizine karşı hangi hamleleri hayata geçirebilir, Gazze’de yaşanan soykırımdan dolayı ABD ve işgalci İsrail’e karşı dik duruş sergileyen Sanchez’e Ceuta üzerinden operasyon mu çekiliyor? Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ayhan Sarı, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

“FİLİSTİN MESELESİ’NDEN BAĞIMSIZ DEĞERLENDİRİLEMEZ”
İspanya’nın Ceuta şehrinde yaşanan göç krizini Filistin meselesinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını belirten Dr. Ayhan Sarı, “Kanaatimce burada yaşananlar, İsrail’in İspanya’ya yönelik bir cezalandırma operasyonudur. İspanya’nın özellikle Gazze konusunda izlediği politika ve İsrail’e karşı aldığı sert tutum, Madrid yönetimini uzun süredir İsrail’in hedeflerinden biri hâline getirmiş durumda.” ifadelerini kullandı.
ABD VE NATO BOYUTU DA ÖNEMLİ!
Dr. Sarı, Ceuta’da yaşanan meselenin ABD ve NATO boyutunu da dikkat çekip, şunları kaydetti, “İspanya ile Trump yönetimi arasındaki gerilim son dönemde ciddi biçimde arttı. Trump’ın NATO ülkelerinden savunma harcamalarını yüzde 5 seviyesine çıkarmalarını istemesine Madrid’in karşı çıkması iki tarafı karşı karşıya getirdi. Buna İran meselesinde İspanya’nın üslerini ABD’nin kullanımına kapatması da eklendi. Son olarak Ankara’daki NATO Zirvesi’nde Trump’ın İspanya’ya karşı aldığı açık tavır, bu gerilimin artık gizlenmediğini gösterdi. Bu nokta özellikle önemli. Çünkü ABD ile İspanya arasındaki bu gerilim, İsrail’in NATO üyesi bir Avrupa ülkesine karşı girişebileceği böylesi bir hamle için elverişli bir siyasi ortam yaratmış olabilir. Washington’ın doğrudan bu sürecin içerisinde olduğunu söylemek için elimizde yeterli veri yok. Ancak ABD’nin İsrail’in İspanya’ya yönelik baskısına en azından dolaylı biçimde yeşil ışık yakmış olması ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.”
“ARKASINDA İSRAİL’İN BULUNDUĞU DAHA GENİŞ BİR OPERASYON VAR”
Ceuta’da yaşananları yalnızca kontrolsüz bir göç hareketi veya Fas-İspanya sınırında ortaya çıkan münferit bir güvenlik krizi olarak görmediğini söyleyen Dr. Sarı, “Bana göre karşımızda, Filistin meselesindeki tutumu nedeniyle İspanya’yı baskı altına almayı ve Madrid yönetimine siyasi maliyet üretmeyi amaçlayan, arkasında İsrail’in bulunduğu daha geniş bir operasyon var.” şeklinde konuştu.
İSPANYA’YI BUNDAN SONRA BEKLEYECEK GELİŞMELER
Dr. Sarı, İspanya’yı bundan sonra bekleyecek gelişmeler hakkında yaptığı değerlendirmede, Madrid yönetiminin Filistin meselesinde İsrail’e karşı açık bir tutum almaya başlamasından bu yana ülkede yaşanan sıra dışı gelişmelere bakmak gerektiğini vurgulayıp, şunları aktardı, “Bunların başında Nisan 2025’te İspanya ve Portekiz’i saatler boyunca etkileyen büyük elektrik kesintisi geliyor. Elektrikle birlikte iletişim, ulaşım ve dijital sistemlerin de ciddi biçimde aksaması ülkede büyük bir kaosa yol açmıştı. İspanyol makamlarının daha sonra yürüttüğü soruşturma herhangi bir siber saldırı bulgusuna ulaşmadı. Ben ise o dönemde de bu hadisenin zamanlamasına dikkat çekmiş ve İsrail’in İspanya’yı cezalandırmaya yönelik bir siber operasyon gerçekleştirmiş olabileceği ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemiştim. Ardından İspanya çok ağır bir tren faciasıyla karşı karşıya kaldı. Ocak 2026’da Adamuz’da meydana gelen kazada 46 kişi hayatını kaybetti. Mevcut soruşturma ray kırılması ve altyapıdaki teknik sorunlar üzerinde duruyor ve sabotaj ihtimali İspanyol makamlarınca dışlanmış durumda. Buna rağmen bütün bu hadiselerin İspanya-İsrail ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir dönemde peş peşe yaşanması, benim açımdan daha geniş siyasi tablo içerisinde değerlendirilmesi gereken bir durum. Şimdi buna Ceuta üzerinden ortaya çıkan göç krizi eklendi.”
“BASKININ YENİ BİR AYAĞI OLARAK OKUNMALI”
İsrail’in, Filistin konusunda Avrupa’nın en güçlü seslerinden biri hâline gelen İspanya’yı susturmak ve Madrid yönetimine bu politikasının bir maliyeti olduğunu göstermek istediğini dile getiren Dr. Sarı, “Ceuta’da yaşanan son kriz de bu baskının yeni bir ayağı olarak okunmalı. Bu nedenle İspanya açısından meselenin burada kapanacağını düşünmüyorum. Mevcut hükümet Filistin konusundaki çizgisini koruduğu müddetçe Madrid üzerindeki baskının farklı araçlarla devam etmesi ihtimali var. Göç hareketlerinden siber alana kadar İspanya’nın zayıf noktalarını hedef alan yeni girişimlerle karşılaşabiliriz. Kısacası bu mesele daha çok su kaldıracak gibi görünüyor.” dedi.
“EN ÖNEMLİ ADIM İSRAİL’İN OYUNUNA GELMEMEK”
Dr. Sarı, Sanchez’in yaşanan göç krizine karşı atabileceği en önemli adımın; İsrail’in oyununa gelmemek olduğunu belirterek, şunları kaydetti, “İsrail’in bu tür krizlerde izlediği yöntemlerden biri, rakip olarak gördüğü yönetimler üzerinde baskı oluşturarak onları hata yapmaya zorlamak, ardından bu hataları kullanarak mevcut krizi daha da derinleştirmektir. Sanchez’in öncelikle bu tuzağa düşmemesi gerekiyor. Bunun için yapması gereken ilk şey Avrupa Birliği’ni arkasına almaktır. Çünkü Ceuta’da yaşanan göç krizi yalnızca İspanya’nın değil, aynı zamanda Avrupa’nın sınır ve güvenlik meselesidir. Fakat bence Sanchez bunun da ötesine geçmeli ve İsrail’in İspanya’ya yönelik saldırılarının aslında Avrupa’ya yönelik saldırılar olduğunu Avrupalı liderlere anlatmalıdır. İsrail gibi güçlü uluslararası bağlantılara sahip bir aktörle tek başına mücadele etmek yerine cepheyi genişletmeli ve meseleyi bir İspanya-İsrail gerilimi olmaktan çıkarmalıdır.”
YAPILMASI GEREKEN HUSUSLAR!
Madrid yönetiminin, yaşananların arkasında İsrail’in bulunduğuna ilişkin iddiasını somut delillerle ortaya koyması gerektiğini ifade eden Dr. Sarı, “Özellikle Fas tarafında insanların kamyonlarla bölgeye taşındığını gösterdiği öne sürülen görüntüler ve sosyal medyada yürütülen kampanyalar dikkatle incelenmeli. Eğer İspanyol yönetiminin elinde İsrail bağlantısını ortaya koyabilecek somut bulgular varsa bunlar hem İspanyol kamuoyuyla hem Avrupalı liderlerle hem de Avrupa kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Sanchez bunu başarabilir ve Ceuta’daki krizin yalnızca İspanya’ya yönelik bir saldırı değil, Avrupa’nın sınırlarına ve siyasi iradesine yönelik daha geniş bir müdahale olduğunu gösterebilirse İsrail’in kurmaya çalıştığı baskıyı tersine çevirebilir. Burada belirleyici olan, İspanya’nın yalnız kalmaması ve meselenin Avrupalılar tarafından ortak bir tehdit olarak algılanmasını sağlamaktır.” şeklinde sözlerini sonlandırdı.