GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER
İşgalci İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun emriyle 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze ve Filistin’e yönelik gerçekleştirilen saldırılarda Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlara göre 73 bin 269 kişi hayatını kaybetti, 173 bin 811 kişi de yaralandı.
ATEŞKES’E RAĞMEN SALDIRILAR SÜRÜYOR
İşgalci İsrail ordusu, hiçbir hukuk kuralı tanımayıp 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ederek Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara saldırılarını sürdürürken, tahliye emirleri de yürütüyor.

GAZZE’DE SON DURUMA İLİŞKİN MERAK EDİLENLER
Peki Gazze’de son durum nedir, İşgalci İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılara dünyadan gelen tepkiler ve ABD tarafından yapılan son eleştirilere bakınca işgalci İsrail’i bekleyen olası senaryolar neler, Soykırımcı Netenyahu işlediği suçlardan dolayı yargılanacak mı, Gazze’de kalıcı barışın sağlanması için ne gerekli? İnsan Hakları Savunucusu Avukat Gülden Sönmez, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.
SALDIRGANLIK VE İHLALLER DEVAM EDİYOR
10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in saldırganlığı ve ihlallerinin sürdüğünü hatırlatan Av. Gülden Sönmez, “Gazze’den ve bağımsız kaynaklardan gelen haberlere göre İsrail ordusunun sivil yerleşimlere yönelik askeri operasyonları devam ediyor. Örneğin; Han Yunus ve Sabra Mahallesi gibi bölgelere yönelik hava saldırıları raporlanıyor. 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes kararından bu yana İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda toplam 1.127 kişinin hayatını kaybettiği, 3.643 kişinin yaralandığını resmi olarak açıklandı.” ifadelerini kullandı.
“SAVAŞI BİTİRMEDİ SADECE YÖNTEMİNİ DEĞİŞTİRDİ”
Av. Sönmez, analistlerin de ateşkesin 9 aylık seyrini değerlendirirken “savaşı bitirmediğini, sadece yöntemini değiştirdiğini” söylediklerini de sözlerine ekledi.
İŞGALCİ İSRAİL’İN HESAP VERMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
İşgalci İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılara dünyadan gelen tepkilere göre İsrail’i bekleyen olası senaryolar hakkında değerlendirmelerde bulunan Av. Sönmez, uluslararası tepkilerin karışık olduğunu belirterek, şunları aktardı, “Bazı devletler ICC/ICJ süreçlerini destekliyor ama ABD mahkemelere karşı yaptırım uyguluyor. Bir ICC yargıcının kendisi ABD yaptırım listesinde. ABD’nin mahkemeye yönelik bu yaptırımları, İsrail’e yönelik hukuki baskı oluşmasını geciktiriyor. Bu nedenle İsrail için kısa vadede somut bir “hesap verme” senaryosu çok mümkün görünmüyor. Bu nedenle, diplomatik izolasyonun artması, bazı ülkelerin silah ambargosu uygulaması, Filistin’i tanıma adımları atması daha muhtemel görünüyor.”
“ABD İSRAİL’E KARŞI KALICI BİR POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİNE GİTMEZ”
Av. Sönmez, ABD’nin siyasi/mali kalkanının sürmesinin de Trump’ın Netenyahu’yu sevmediğini hatta nefret ettiğini tüm dünyaya ilan etmesine rağmen, devam edecek gibi olduğuna dikkat çekerek, “İran-İsrail ateşkesinde görüldüğü gibi, Trump yönetiminin bazı durumlarda İsrail’i sert biçimde eleştirebildiği “İsrail’den hiç memnun değilim” türü açıklamaları var ama bu, ABD’yi İsrail’e karşı kalıcı bir politika değişikliğine götürmez.” şeklinde konuştu.
SOYKIRIMCI NETANYAHU’NUN YARGILANMASINA İLİŞKİN SÜREÇ
Soykırımcı Netenyahu’nun işlediği suçlardan dolayı yargılanabilmesi için iki süreç olduğunu vurgulayan Av. Sönmez, şunları kaydetti, “ICC tarafından Kasım 2024’te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suç isnadıyla tutuklama emri çıkarıldı. Bu tutuklama emri çok önemliydi ve hâlen de yürürlükte. İsrail’in ICC’yi tanımıyor olması da tutuklama emrinin gücünü/etkisini azaltmaz. Bu emrin gücünü, mahkemeye üye devletlerin fiili tavırları belirleyecek. Öyle görünüyor ki, üye devletler de tutuklama emrini uygulayacakları yönünde irade beyanları ortaya koydular şimdiye dek. Ama ABD’nin bazı ICC yargıçlarına yaptırım uygulaması, tutuklama emrinin uygulanma gücünün üzerinde bir gölge olarak duruyor. ICJ (Uluslararası Adalet Divanı): Güney Afrika’nın açtığı soykırım davası devam ediyor; bu, henüz sonuçlanmamış bir dava. Ayrıca Türkiye’de İstanbul savcılığı ve mahkemesi Netanyahu hakkında ulusal düzeyde tutuklama/yakalama kararı çıkardı.”
“YETER Kİ MAHKEME ÜYESİ BİR DEVLETİN BİR YETKİLİSİ CESARET GÖSTERSİN”
Av. Sönmez, katil ve soykırımcı Netanyahu’nun fiilen tutuklanmasının, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması dışında şu anki konjonktürde gerçekçi görünmüyor olsa da bunun hukuken her zaman mümkün olduğunu belirterek, “Yeter ki mahkeme üyesi bir devletin bir yetkilisi cesaret göstersin.” dedi.
“MAHPUSLARA YÖNELİK SUÇLARDAN DOLAYI YARGILAMALARIN BAŞLAMASI BEKLENİYOR”
Öte yandan İsrail hapishanelerinde tutulan ve sayısı 10.000’e yakın olan Filistinli Esirlere yönelik sistematik işkence, cinsel saldırı suçlarından dolayı da birçok yeni ulusal ve uluslararası yargı süreçlerinin söz konusu olduğuna değinen Av. Sönmez, Netenyahu başta olmak üzere sorumlu kişiler hakkında mahpuslara yönelik suçlardan dolayı yargılamaların başlamasının beklendiğini de sözlerine ekledi.
“SAHADAKİ GERÇEKLİK İLE DİPLOMATİK ANLAŞMALAR ARASINDAKİ MAKAS ÇOK AÇIK”
Av. Sönmez, Gazze’de kalıcı barışın sağlanması için yapılması gerekenler hakkında ise şunları dile getirdi, “Ateşkesin gerçek anlamda uygulanması (ihlallerin durması), Güvenilir ve sürekli insani yardım koridoru, Siyasi bir çözüm çerçevesi (iki devletli çözüm dahil farklı seçenekler tartışılıyor) Hesap verebilirlik mekanizmalarının (ICC/ICJ) işlerlik kazanması. Bunların hiçbiri tek başına yeterli değil maalesef. Ve sahadaki gerçeklik ile diplomatik anlaşmalar arasındaki makas çok açık.”
TRUMP’IN GAZZE’NİN İMARI KONUSUNDAKİ UÇUK FİKİRLERİNİN ZARARLARI
Av. Sönmez, Trump’ın Gazze’nin imarı konusundaki uçuk fikirlerinin de, soykırımın ağırlığını gölgeleyen, kalıcı barış için ortaya çıkabilecek ciddi ve cesur fikirleri de engelleyen bir ortam yarattığını da söyledi.
GAZZE’DE KALICI BARIŞ’A GİDEN YOLDA TÜRKİYE-SUUD-PAKİSTAN’IN ROLÜ
Gazze’de kısa vadede kalıcı barışın mümkün görünmediğini aktaran Av. Sönmez, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Ancak, böyle bir ortamda Kalıcı Barış’a giden yol Türkiye-Suud-Pakistan gibi halkları müslüman güçlü ülkelerin insiyatif almasıyla mümkün olabilir. Bu ülkelerin öncülüğünde İsrail’e karşı; Siyasi, Hukuki, Askeri alanlar başta olmak üzere, diğer tüm alanlarda tedbir ve yaptırımlar ancak Kalıcı Barış’a giden yolu açabilir.”