Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Hürmüz Boğazı’nın ABD-İran Savaşı’ndaki etkisi nedir?

Hürmüz Boğazı’nın ABD-İran Savaşı’ndaki etkisi nedir?

Hürmüz Boğazı’nın, ABD-İran Savaşı üzerinde oluşturduğu etkiyi değerlendiren Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, “Hürmüz Boğazı krizi, bu krizin en somut askeri ve ekonomik sahası haline gelmiştir; çünkü boğazın fiilen kapanması küresel enerji arzının %20’sini tehdit ederek petrol fiyatlarını 115 dolar seviyelerine tırmandırmıştır. İran’ın boğazdaki stratejik adaları (Ebu Musa, Tunb adaları) askerileştirmesi, bölgeyi bir mayın tarlasına ve füze bataryalarıyla korunan bir geçit noktasına dönüştürerek ABD’nin askeri üstünlüğünü test etmektedir.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile işgalci İsrail’in, İran’a yönelik 28 Şubat tarihinde başlattığı saldırıların ardından; İran, Hürmüz Boğazı’nı saldırıları gerçekleştirenler ve destekçilerine kapattı. İran’ın, Hürmüz kararı dünyada yeni bir ekonomik kriz dalgasını gündeme getirdi.

PETROL FİYATLARINDA REKOR ARTIŞ BEKLENTİSİ

Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kilit noktada bulunan Hürmüz Boğazı, kapalı olduğu süre zarfında enerji fiyatlarında ciddi artışları getirirken, petrol fiyatlarının ise varil başına 200 dolar seviyelerine kadar çıkabileceği konuşuluyor.

ENERJİ ÜZERİNDEN DÜNYAYI BEKLEYEN KRİZ ORTAMI

Petrol ve enerji fiyatlarında yaşanan ve yaşanacak olan artışlar, uzun vadeli devam ederse; dünya genelinde alım gücünde düşüş, ekonomik anlamda dar boğazda olan ülkelerde ise belki de iktidarları devirecek kadar büyük gelişmeleri meydana getirecek.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN ABD-İRAN SAVAŞI’NDAKİ ROLÜ

Peki Hürmüz Boğazı ABD-İran Savaşı’nı nasıl etkiliyor, Hürmüz’ün kapalı kalmasının ekonomiye etkileri ne, Hürmüz İran’a ne kazandırır, ABD’ye ne kaybettirir? Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, Yeni Birlik Gazetesi’ne yorumladı.

“YAŞANAN KRİZİN EN SOMUT ASKERİ VE EKONOMİK SAHASI HALİNE GELDİ”

Hürmüz Boğazı Krizi’nin, yaşanan krizin en somut askeri ve ekonomik sahası haline geldiğini aktaran USKAM Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, “Çünkü boğazın fiilen kapanması küresel enerji arzının %20’sini tehdit ederek petrol fiyatlarını 115 dolar seviyelerine tırmandırmıştır. İran’ın boğazdaki stratejik adaları (Ebu Musa, Tunb adaları) askerileştirmesi, bölgeyi bir mayını tarlasına” ve füze bataryalarıyla korunan bir geçit noktasına dönüştürerek ABD’nin askeri üstünlüğünü test etmektedir.” ifadelerini kullandı. 

TRUMP’IN SİVİL ALTYAPI VE ENERJİ TESİSLERİNİ İMHA TEHDİTLERİNİN YAŞATACAĞI KRİZLER

Prof. Dr. Şahin, ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın açılmaması durumunda İran’ın sivil altyapısını ve enerji tesislerini imha etme tehditleri ile petrol fiyatlarının 115 dolar seviyelerine tırmanmasının, sadece bölgesel bir çatışmayı değil, küresel gıda ve ulaşım maliyetlerini sarsan devasa bir ekonomik krizi tetiklemekte olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Tahran yönetimi, boğaz üzerindeki kontrolünü savaşın verdiği zararları telafi etmek için bir gelir kaynağı ve kalıcı bir barış anlaşması koparmak için vazgeçilmez bir pazarlık kaldıracı olarak kullanırken, bu pozisyon savaşı klasik bir askeri çatışmadan çıkarıp küresel bir enerji güvenliği kördüğümüne dönüştürmektedir.”

“ABD İLE AVRUPALI MÜTTEFİKLERİ ARASINDA DERİN BİR STRATEJİK KOPUŞA NEDEN OLDU” 

USKAM Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin

Uluslararası sistem düzeyinde ise yaşanan krizin, NATO ittifakının ortak değerlere dayalı yapısını sarsarak ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında derin bir stratejik kopuşa neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şahin, “Trump, müttefiklerin İran operasyonuna destek vermemesini bir “ihanet” olarak görerek ABD’yi NATO’dan çekmeyi ciddi şekilde değerlendirdiğini ifade ederken, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkeler bu savaşı kendi ulusal çıkarlarına hizmet etmeyen ve önceden danışılmamış bir çatışma olarak nitelemektedir. Bu anlaşmazlık, ABD’nin askeri kapasitesini ve dikkatini Ortadoğu’daki bu yıpratma savaşına odaklamasına, dolayısıyla Asya-Pasifik’teki Çin çevreleme stratejisinin zayıflamasına yol açarak Rusya ve Çin’in jeopolitik etkisini artırmaktadır.” şeklinde konuştu. 

HÜRMÜZ BOĞAZI’NI ASKERİ YÖNTEMLERLE AÇMANIN ASKERİ VE MALİ AÇIDAN RİSKLERİ

Prof. Dr. Şahin, Hürmüz Boğazı’nı askeri yöntemlerle açmanın askeri ve mali açıdan son derece yüksek maliyetli ve riskli bir durum olacağını belirtip, şunları söyledi: 

“Bu yüzden Hürmüz Boğazı Krizi sadece ABD ile İran arasındaki gerilimi tırmandırmakla kalmıyor aynı zamanda ABD ile müttefikleri arasındaki uçurumu da derinleştiriyor. Başta NATO üyeleri olmak üzere ABD’nin müttefiklerinin baskın çoğunluğu tüm baskılara rağmen bu savaşın dışında kalmak için yoğun bir çaba harcıyor. Ancak ekonomik maliyetlerin (enflasyon, enerji krizi) siyasi maliyetlerin üzerine çıkması halinde, savaş dışı pozisyonlarını korumaya çalışan devletler, istemeden de olsa savaş pozisyonlarını değiştirebilirler.”

“KÜRESEL EKONOMİNİN ‘ŞAH DAMARI’NIN KESİLMESİ ANLAMINA GELİR”

Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılmasının, küresel ekonominin “şah damarının” kesilmesi anlamına geldiğini ifade eden Prof. Dr. Şahin, “Dünya genelinde bir ekonomik felaket riski doğurmaktadır. Dünyadaki petrol arzının %20’sinin ve toplam enerji ihtiyacının yaklaşık %15’inin bu dar su yolundan geçmesi, boğazı küresel ulaşım ağındaki en kritik tıkanma noktası haline getirmektedir.” dedi.

“TEDARİK ZİNCİRİNİN ÇÖKMESİ KAÇINILMAZ BİR SONUÇ OLUR”

Prof. Dr. Şahin, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar nedeniyle petrol fiyatlarının varil başına 109 ile 115 dolar seviyelerine tırmanmasının, sadece enerji sektörünü değil; gıda, ulaşım ve inşaat gibi temel maliyet kalemlerini de doğrudan etkileyerek enflasyonist bir baskı yaratmakta olduğunu vurgulayıp, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

“Özellikle enerji açısından dışa bağımlı olan Japonya, Güney Kore ve Çin gibi dev ekonomiler, enerji ihtiyaçlarının %30 ila %50’sini bu rota üzerinden temin etmektedirler. Dolayısıyla boğazın tıkanması durumunda bu büyük ekonomilerin üretim kapasiteleri durma noktasına gelebilir. Böylece küresel tedarik zincirinin çökmesi kaçınılmaz bir sonuç olur.”

“TÜKETİCİLERİN HARCAMA ALIŞKANLIKLARINI “EVDE KALMA” YÖNÜNDE DEĞİŞTİRMESİNE NEDEN OLMAKTA”

Sektörel bazda incelendiğinde, krizin yarattığı belirsizliğin özellikle seyahat ve turizm endüstrisini vurmakta, artan jet yakıtı maliyetleri ve güvenlik uyarıları tüketicilerin harcama alışkanlıklarını “evde kalma” yönünde değiştirmesine neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şahin, “Enerji krizinin tetiklediği bu maliyet artışı, hanelerin kredi ödemelerinden günlük gıda alışverişlerine kadar geniş bir yelpazede finansal sıkışıklık yaşamasına yol açmaktadır.” ifadesine yer verdi. 

“SERBEST PİYASA İLKELERİNİ SARSABİLECEK CİDDİ BİR RİSK FAKTÖRÜ”

Prof. Dr. Şahin, İran’ın boğaz üzerinde yeni bir rejim kurarak geçiş yapan gemilerden “geçiş ücreti” talep etme planının, uluslararası ticaretin maliyet yapısını kalıcı olarak değiştirebilecek ve serbest piyasa ilkelerini sarsabilecek ciddi bir risk faktörü olarak öne çıkmakta olduğunu da sözlerine ekledi. 

“İRAN’IN ‘NÜKLEER BOMBASI’ İŞLEVİNİ GÖRMEKTE”

Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün, İran için askeri ve siyasi anlamda en güçlü stratejik caydırıcılık unsuru haline gelerek adeta ülkenin “nükleer bombası” işlevini görmekte olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, sözlerine şu satırları ekledi: 

“İran, bölgedeki stratejik adaları (Ebu Musa, Tunb adaları) füze tünelleri, drone sahaları ve sürat tekneleriyle askerileştirerek boğazı fiilen bir kaleye dönüştürmüş ve bu sayede ABD’nin bölgesel askeri üstünlüğünü doğrudan test etme imkânı bulmuştur. Bu durum İran’a, düşman gördüğü gemileri engelleyip dost ülkelerin (Çin, Türkiye, Filipinler vb.) geçişine izin vererek diplomatik bir manivela ve bölgesel güç projeksiyonu kazandırmaktadır. ABD için ise boğazı askeri yöntemlerle açmanın getirdiği devasa lojistik yük, mayın temizliği ve operasyon riski, askeri kaynakların Doğu Asya’daki Çin çevreleme stratejisinden kaydırılmasına neden olarak küresel düzeyde stratejik bir kayıp oluşturmaktadır.  Ayrıca, müttefiklerin (NATO) operasyona katılmayı reddetmesiyle yaşanan siyasi çatlak, Washington’ın “düzen kurucu” rolüne ve transatlantik ittifakın güvenilirliğine ciddi darbe vurmaktadır.”

SAVAŞIN YARATTIĞI YIKIMI TELAFİ ETMENİN YOLU

Prof. Dr. Şahin, ekonomik düzlemde Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün, İran’a savaşın yarattığı yıkımı telafi etmek amacıyla geçiş yapan gemilerden “tazminat” veya “geçiş ücreti” talep edebileceği yeni bir gelir ve rejim modeli kurma fırsatı sunmakta olduğunu hatırlatarak, “İran bu sayede, yaptırımların ekonomisindeki tahribatını hafifletmeyi ve petrol ihracatını güvence altına almayı hedeflerken; boğazın kapalı kalması ABD ve küresel müttefikleri için petrol fiyatlarının 115 dolar seviyelerine fırlaması, küresel tedarik zincirlerinin çökmesi ve potansiyel bir dünya ekonomik krizi riskini beraberinde getirmektedir. ABD iç siyasetinde artan yakıt ve enerji fiyatları nedeniyle Trump yönetimi üzerinde yoğun bir toplumsal baskı oluşmakta, bu da savaşın sürdürülebilirliğini siyasi olarak zorlaştırmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu. 

“YAPTIRIMLARI TAMAMEN KALDIRMAK VE KALICI BARIŞ ANLAŞMASI KOPARMAK ADINA HAYATİ PAZARLIK KOZU İŞLEVİ GÖRÜYOR”

Hürmüz Boğazı’nın, İran için yaptırımları tamamen kaldırmak ve kalıcı bir barış anlaşması koparmak adına hayati bir pazarlık kozu işlevi gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Şahin, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

 “ABD için müttefiklik bağlarının sarsıldığı, ekonomik maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiği ve uluslararası hukuk nezdinde savaş suçu tartışmalarıyla itibarının zedelendiği bir stratejik çıkmaza dönüşmektedir.”