Yeni Birlik Gazetesi Röportaj İran dini liderliği için ismi geçen Mücteba Hamaney neden önemli?

İran dini liderliği için ismi geçen Mücteba Hamaney neden önemli?

İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, ABD ve İşgalci İsrail saldırısı sonucu öldürmesinin ardından yeni dini lider olarak adı geçen adaylardan biri olan Mücteba Hamaney’in isminin, dini liderlik için bugün ortaya çıkan bir durum olmadığını ve Mücteba Hamaney’in önemine dikkat çeken İran Araştırmacısı Ali Şahin, “Mücteba Hamaney, babasının fiili gölgesi durumunda olmuştur. 20 yıldır Rehberlik Ofisi’ni fiilen o yönetmiştir. Karar mekanizmalarında etkili olmuştur. Atamalar, istihbarat, para akışı ve güvenlik operasyonları büyük ölçüde onun kontrolünde olmuştur.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - İran’a yönelik 28 Şubat tarihinde ABD ve işgalci İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ile üst düzey yöneticilerin öldürülmesinin akabinde yeni dini liderin kim olacağı gündemin merak edilen konuları arasında yer alıyor.

İRAN’IN YENİ DİNİ LİDERİNE İLİŞKİN MERAK EDİLENLER

Peki İran'da dini lider nasıl seçiliyor, Hamaney'in yerine geçmesi muhtemel adaylar kim ve hangi özelliklere sahip, Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'i olası rakiplerden farklı kılan ve öne çıkaran hususlar neler ya da Mücteba Hamaney neden önemli bir isim babasının dışında hangi vasıfları ile öne çıkıyor, Seçilecek yeni dini liderin rotası ne şekilde ilerleyecek? İran Araştırmacısı Ali Şahin Yeni Birlik Gazetesi’ne yorumladı. 

İran Araştırmacısı Ali Şahin

“ANAYASA 111. MADDE DİNİ LİDERİN SEÇİLMESİNİ NET OLARAK BELİRTİYOR”

İran’da dini liderin seçilmesi anayasada net bir şekilde belirlendiğini aktaran Ali Şahin, “Anayasanın 111. Maddesi gereği devrim rehberinin ölmesi, rehberlik görevinin yerine getirememesi durumunda 88 kişiden oluşan ve 8 yılda bir seçilen “Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hubregan) en kısa sürede bir araya gelir ve yeni rehberi seçer.” ifadelerini kullandı. 

SEÇİLECEK KİŞİNİN NİTELİKLERİ

Şahin, seçilecek kişinin niteliklerinin de anayasanın 109.maddesinde belirtildiğini dile getirip şunları kaydetti, “Buna göre yeni rehber fetva verecek dini yeterliliğe sahip olmalı, takva ve adalet sahibi olmalı ve siyasi ve toplumsal konularda bilgili, akıllıca düşünüp tedbirler alan, cesur, güçlü ve iyi yönetici olmalıdır.”

MECLİS İÇİNDE GİZLİ OYLAMA VE OYLARIN ÜÇTE İKİSİNİ ALMA ŞARTI

Dini lider seçilirken Meclis içinde gizli oylama yapıldığını ve oyların üçte ikisini alan adayın yeni devrim rehberi seçildiğini söyleyen Şahin, “Bu süreç içinde ülkede herhangi bir güç boşluğunu önlemek adına “Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden bir fakih üyeden” oluşan bir “Geçiş Konseyi” ülkeyi yönetmeye devam eder.” şeklinde konuştu. 

ADI GEÇEN ADAYLAR

Şahin, Hamaney sonrası rehberlik için pek çok kişinin isminin ön plana çıkmakta olduğunu dile getirip şunları söyledi, “Bunların başında Mücteba Hamaney gelmektedir. Hüccetül İslam konumunda bulunan Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları ordusu ile güçlü bağlara sahiptir. Bunların yanında Geçici Konseyde bulunan Ali Rıza Arifi, Sadık Larican, Yargı Erki Başkanı Muhsin Ejai, Muhammed Mehdi Mirbagiri, Hasan Humeyni, Hüseyin Buşehri geçmektedir. Hatta İran eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de ismi geçmektedir. Dahası Ayetullah Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni’de rehberlik için ismi geçen isimlerdir.”

ARAFİ’Yİ HAZIR VE GÜVENİLİR KILAN HUSUSLAR

Genel olarak Mücteba Hamaney’i bir kenara bırakıp, adaylar değerlendirildiğinde Humeyni ve Ruhani dışındakilerin, muhafazakâr sertlik yanlısı isimler olduğunu söyleyen Şahin, “Bunlar arasında Arafi, Mücteba’nın yanında ön plana çıkmıştır. Kendisi Hamaney ile birlikte hızlı bir yükselişe geçmiş, tüm ilim havzaları ona bağlanmıştır. Dahası El- Mustafa Üniversitesi’nin mucidi denilebilecek bir kişidir. Zira bu üniversite İran’ın Devrim ihracı politikasının en önemli enstrümanlarındandır. Nihayetinde Arafi, Hamaney Anayasa Koruyucular Konsey Üyesi olarak atanmış ve Hamaney sonrasında da geçiş hükümetinde bulunmuştur. Bu onu hazır ve güvenilir kılmaktadır.” ifadelerini kullandı. 

“EJAİ VE BAKİRİ SERTLİK YANLISI İSİMLER”

Şahin, Muhsin Ejai’nin sertlik yanlısı, istihbarat ve yargı kökenli bir isim olduğunu belirterek, “Rejim içi sadakati yüksek olup daha çok "güvenlik odaklı" bir profil olarak ön plana çıkmaktadır. Muhammed Mir Bakiri, aşırı-sertlik yanlısı din adamı olup, Uzmanlar Meclisi üyesidir. Rejim içi ideolojik çekirdeğe yakın, nükleer silahlara bile yeşil ışık yakan görüşleriyle biliniyor.” dedi.

“HASAN HUMEYNİ ILIMLI VE REFORMİST EĞİLİMLİ”

Hasan Humeyni’nin diğer bu adaylara bakarak daha ılımlı/reformist eğilim gösteren bir profil olduğunu belirten Şahin, ancak Hasan Humeyni’nin rejim içi sert kanat tarafından pek kabul görmemekte ve adı rehberlik için geçse de seçilme ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. 

“HASAN RUHANİ İRAN MÜESSES NİZAMINDA ÖNEMLİ GÖREVLERDE BULUNDU”

Hasan Ruhani’nin ise İran müesses nizamında önemli görevlerde bulunmuş, 1999-2024 yılları arasında üç dönem Uzmanlar Meclis üyeliği yapmış bir figür olduğunu hatırlatan Şahin, sözlerine şu satırları ekledi, “Ancak cumhurbaşkanlığı döneminde ve sonrasında müesses nizam ile fikir ayrılıklar yaşaması, 2024 seçimlerinde adaylığının reddedilmesine sebep oldu. O da Hasan Humeyni gibi ılımlı/reformist çizgidedir.”

“MÜCTEBA HAMANEY’İN İSMİ BUGÜN ORTAYA ÇIKAN BİR DURUM DEĞİL”

Şahin, Mücteba Hamaney’in devrim rehberliği için isminin bugün ortaya çıkan bir durum olmadığına dikkat çekerek, “İran’da Hamaney sonrası devrim rehberliği, sıkça konuşulan, tartışılan bir meseleydi. Hatta Hamaney'in kendi yerine birini hazırladığı, kendisinden sonra birisine işaret edeceği sıkça konuşuluyordu. Özellikle merhum İran cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, doğrudan Hamaney tarafından hazırlanan isim olarak kamuoyu çevrelerince konuşuluyordu. Ancak kendisinin bir uçak kazasında ölmesi, Mücteba Hamaney’in elini daha da güçlendirdi.” diye konuştu. 

DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU’NUN ETKİSİ

Devrim rehberliğinin seçilmesinde Devrim Muhafızları Ordusu’nun etkisinin olmasının muhtemel olduğunu vurgulayan Şahin, sözlerini şu şekilde devam ettirdi, “Bu bağlamda Mücteba Hamaney’in, DMO ile güçlü kişisel bağları vardır. Irak-İran savaşında cephede bizzat savaşmıştır. Bunun yanısıra pek çok DMO üst düzey komutanıyla yakın dostluklara sahiptir.”

“BABASININ FİİLİ GÖLGESİ DURUMUNDAYDI”

Şahin, Mücteba Hamaney’in, babasının fiili gölgesi durumunda olduğunu dile getirerek, “20 yıldır Rehberlik ofisini fiilen o yönetmiştir. Karar mekanizmalarında etkili olmuştur. Atamalar, istihbarat, para akışı ve güvenlik operasyonları büyük ölçüde onun kontrolünde olmuştur. Ekonomik ve istihbarat kontrolünde etkili olmuştur. Rejimin büyük vakıflarının servetini bizzat kendisi yönetmektedir. İstihbarat ve baskı mekanizmalarında etkili olmuştur. ABD 2019’da onu “resmi sıfatı olmadan lider adına hareket etmekle” suçlayarak yaptırımlara maruz bıraktı.” değerlendirmesinde bulundu. 

“EN UYGUN PROFİL OLARAK ÖNE ÇIKIYOR”

Mücteba Hamaney’in profil olarak aşırı muhafazakâr hocalardan ders aldığını aktaran Şahin, dolayısıyla reform karşıtı, Anti-Batı çizgide bulunmasının çok net olduğunu ve savaş ortamında “Güvenlik ve İstikrar” isteyen DMO için en uygun profil olarak öne çıktığını da sözlerine ekledi. 

“YENİ DİNİ LİDERİN ROTASINI ÜLKENİN DURUMU VE SEÇİLECEK ADAYIN PROFİLİ BELİRLEYECEK”

Şahin, seçilecek yeni dini liderin rotasını, savaş ortamında bulunan ülkenin durum ve seçilecek adayın profilinin belirleyeceğini vurgulayarak, “Bu bağlamda bakıldığında seçilecek aday muhtemelen aşırı/muhafazakâr bir isim olması muhtemeldir. Bunun da temel sebebi rehberi seçecek olan “Uzmanlar Meclisinin” ezici çoğunluğunu muhafazakarlardan oluşması ve DMO gibi rejimin önemli aktörlerinin bu profilde bir isim istemesidir.” ifadelerine yer verdi. 

“İRAN CAYDIRICI POLİTİKALARA DEVAM EDECEK”

Yaşanan şartlar altında değerlendirme yapılacak olunursa; İran’ın caydırıcı politikalara devam edeceğini belirten Şahin, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “ABD-İsrail saldırılarında misilleme ve savunma (füze/drone atakları, vekil grupları harekete geçirme) politikası sürecektir. Dahası iç politikada güvenlik önlemleri artacak, DMO’nun rolü ise daha da güçlenebilecektir.”