Yeni Birlik Gazetesi Röportaj İran ile ABD arasında ateşkes olacak mı?

İran ile ABD arasında ateşkes olacak mı?

İran ile ABD arasında devam eden çatışmaların ateşkese dönüşme durumunu değerlendiren İRAM Araştırmacısı Oral Toğa, “Kısa vadede kapsamlı bir ateşkesin sağlanması güçtür. Tarafların talepleri arasında köprü kurulması zor bir mesafede bulunmaktadır. ABD nükleer programın kalıcı tasfiyesini ve boğazın koşulsuz açılmasını isterken İran savaş tazminatı, egemenlik güvenceleri ve tüm cephelerde çatışmanın durdurulmasını talep etmektedir.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

İran ve ABD arasındaki çatışmalarda birinci aya doğru yaklaşılırken; tarafların karşılıklı hamleleri devam ediyor. İran, Hürmüz Boğazı kartını kullanarak ve de ABD’nin Körfez ülkelerinde bulunan üslerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar ile ABD’nin zor durumda kalmasına neden olurken; ABD ise tüm imkanları zorlamasının yanında İran’a yönelik tehdit dilini kullanmayı da sürdürüyor.

ABD-İRAN SAVAŞI’NIN SEYRİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Peki ABD ve İran arasında yaşanan savaşta tarafların talepleri neler, Savaşın uzaması durumunda taraflar hangi hamleler ile devam edecek, Savaşın seyrinin ilerleyişinde Hürmüz Boğazı’nın rolü nedir, Savaş bölgesel bir seyirde ilerlerken aynı anda küresel bir boyuta evrilirken enerji krizinin dünyaya yansımaları nasıl olacak, ABD ve İran arasında ateşkes olacak mı? İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Araştırmacısı Oral Toğa, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

ABD’NİN İRAN’DAN TALEPLERİ

ABD ve İran arasında yaşanan savaşta tarafların talepleri hakkında konuşan İRAM Araştırmacısı Oral Toğa, “Açık kaynaklara düşen bilgilere göre ABD, Pakistan aracılığıyla İran’a ilettiği 15 maddelik planda temel taleplerini ortaya koymuştur. Bu talepler arasında İran’ın nükleer silah geliştirmekten kalıcı olarak vazgeçmesi, Natanz, İsfahan ve Fordo tesislerinin tasfiyesi, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının UAEA’ya devredilmesi, balistik füze kapasitesinin sınırlandırılması, bölgesel vekâlet gruplarına desteğin sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası trafiğe açılması yer almaktadır. Plan ayrıca yaptırımların hafifletilmesini ve 30 günlük bir ateşkes sürecini öngörmektedir.” şeklinde konuştu. 

Oral Toğa 

İRAN’DAN ABD’YE REST: PLANI “MAKSİMALİST VE KABUL EDİLEMEZ!”

Toğa, İran’ın ise ABD’nin planı “maksimalist ve kabul edilemez” olarak nitelendirdiğini ve kendi beş şartını kamuoyuyla paylaştığını hatırlatarak, şunları kaydetti, “Bu şartlar saldırı ve suikastların tamamen durdurulması, savaşın tekrarlanmayacağına dair somut güvence mekanizmaları, savaş tazminatının ödenmesi, Lübnan’daki Hizbullah ve Irak’taki milis gruplar dâhil tüm cephelerde çatışmanın sona erdirilmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının uluslararası düzeyde tanınmasıdır.”

“ASKERİ OPSİYONLARIN GENİŞLETİLMESİ GÜNDEMDE”

ABD cephesinde çatışmanın uzaması hâlinde askeri opsiyonların genişletilmesinin gündemde olduğunu anımsatan Toğa, “Pentagon’un Hark Adası’na yönelik bir kara operasyonu dâhil olmak üzere Larak ve Ebu Musa adalarının ele geçirilmesi veya ablukaya alınması seçeneklerini değerlendirdiği, 82. Hava İndirme Tümeni unsurlarının bölgeye konuşlandırılmasının planlandığı raporlanmaktadır. ABD ayrıca İran’ın petrol ihracat altyapısını ve kalan nükleer tesisleri hedef alan geniş çaplı bir bombardıman kampanyası seçeneğini de masada tutmaktadır. Diplomasi başarısız olursa Trump yönetiminin daha önce ertelediği enerji altyapısına yönelik saldırılara geri dönmesi muhtemeldir.” ifadelerini kullandı. 

“ASİMETRİK SAVAŞ STRATEJİSİNİN DERİNLEŞTİRİLMESİ BEKLENMEKTE”

Toğa, İran tarafında ise asimetrik savaş stratejisinin derinleştirilmesinin beklenmekte olduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü,  “DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Tengsiri’nin 26 Mart’ta İsrail tarafından öldürüldüğünün duyurulmasına rağmen İran, Hürmüz Boğazı ablukasını sürdürme kararlılığını korumaktadır. DMO kaynakları, olası bir kara harekâtına karşı özel kuvvetler ve gerilla birlikleriyle mukabele edileceğini açıkça ifade etmiştir. Bunun ötesinde İran, çatışmayı Babü’l-Mendep Boğazı’na taşıyarak ikinci bir stratejik darboğaz oluşturma kapasitesine sahip olduğunu ima etmekte, Irak’taki İslami Direniş grupları ve Lübnan’daki Hizbullah aracılığıyla çok cepheli baskıyı artırmaya devam etmektedir.”

“BU SAVAŞIN EN KRİTİK STRATEJİK DEĞİŞKENİ!

Hürmüz Boğazı’nın bu savaşın en kritik stratejik değişkeni olduğunu belirten Toğa, şunları söyledi, “İran, 28 Şubat saldırılarının ardından boğazı fiilen kapatarak günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve küresel deniz yoluyla taşınan ham petrolün yüzde 20’sinin geçişini engellemiştir. Bu karar, İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesindeki asimetriyi dengelemek için elindeki en güçlü ekonomik koz niteliğindedir. Boğazın kapatılması 2.000’den fazla geminin ve 20.000’i aşkın denizcinin bölgede mahsur kalmasına yol açmış, İran 25 Mart itibarıyla “düşmanca olmayan” gemilerin koordineli geçişine izin vereceğini açıklamış olsa da ABD, İsrail ve müttefiklerine ait gemileri bu kapsamın dışında tutmuştur.”

“BOĞAZ MESELESİ DİPLOMATİK MÜZAKERELERİN DE MERKEZİNDE YER ALIYOR”

Toğa, boğaz meselesinin aynı zamanda diplomatik müzakerelerin de merkezinde yer almakta olduğunu dile getirip,”İran’ın beş şartlık karşı teklifinde Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının uluslararası düzeyde tanınması açıkça talep edilmektedir. ABD’nin 15 maddelik planı ise boğazın koşulsuz olarak yeniden açılmasını öngörmektedir. Bu iki pozisyon arasındaki derin uçurum, ateşkes görüşmelerinin önündeki en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. ABD’nin Hark Adası’na yönelik olası kara harekâtını değerlendirmesinin temel motivasyonu da İran’ı boğazı açmaya zorlamaktır.” diye konuştu. 

TARİHİN EN BÜYÜK KÜRESEL ENERJİ VE GIDA GÜVENLİĞİ KRİZİ!

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, Uluslararası Enerji Ajansı’nın “tarihin en büyük küresel enerji ve gıda güvenliği krizi” olarak tanımladığı süreci başlattığını anımsatan Toğa, sözlerini şu şekilde devam ettirdi, “Brent ham petrol fiyatı 8 Mart’ta varil başına 126 dolara kadar yükselmiş, Katar başta olmak üzere bölgedeki büyük enerji şirketleri mücbir sebep ilân etmiştir. Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve BAE’nin toplam üretimi Mart ortasına kadar günlük en az 10 milyon varil düşmüş olup bu durum küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisidir. Dallas Fed’in modellemesine göre boğaz kapalı kaldığı sürece küresel reel GSYİH büyümesinin yıllık bazda 2,9 puan düşmesi öngörülmektedir.”

“KRİZİN ETKİLERİ ENERJİ SEKTÖRÜNÜN ÇOK ÖTESİNE GEÇTİ”

Toğa, krizin etkilerinin enerji sektörünün çok ötesine geçmekte olduğunu vurgulayıp, “Avrupa’da gaz depolama oranları yüzde 30 seviyesinde iken Hollanda TTF doğal gaz göstergesi iki katına çıkmış, Avrupa Merkez Bankası faiz indirimlerini ertelemiştir. Güney Asya’da Pakistan ve Bangladeş ciddi LNG tedarik kırılganlığıyla karşı karşıyadır. Hindistan 220.000’den fazla vatandaşını Körfez’den tahliye etmiştir. Küresel gübre ve helyum tedarik zincirlerindeki aksamalar gıda fiyatlarını yukarı yönlü baskı altına almakta, BM Dünya Gıda Programı uzun vadeli gıda fiyat artışları konusunda uyarıda bulunmaktadır. ABD Posta Servisi’nin yakıt zammı uygulamasından Hindistan’ın milyonlarca hane için tüplü gazdan boru hattı doğal gazına geçiş çağrısına kadar krizin günlük hayata yansımaları somut biçimde hissedilmektedir.” ifadelerini kullandı. 

“TARAFLARIN TALEPLERİ ARASINDA KÖPRÜ KURULMASI ZOR”

Kısa vadede kapsamlı bir ateşkesin sağlanmasının güç olduğuna dikkat çeken Toğa, şunları aktardı, “Tarafların talepleri arasında köprü kurulması zor bir mesafe bulunmaktadır. ABD nükleer programın kalıcı tasfiyesini ve boğazın koşulsuz açılmasını isterken İran savaş tazminatı, egemenlik güvenceleri ve tüm cephelerde çatışmanın durdurulmasını talep etmektedir. İran Dışişleri Bakanı Arakçi müzakere yapılmadığını açıkça belirtmekte, ABD’nin ton değişikliğini “yenilginin itirafı” olarak yorumlamaktadır. İsrail ise ABD-İran müzakerelerine taraf olmadığını, İran’ın nükleer ve füze kapasitesi tamamen ortadan kaldırılana kadar operasyonların süreceğini bildirmiştir.”

“DİPLOMATİK TEMASLAR TAMAMEN KOPUK DEĞİL”

Yaşanan gelişmelere karşın bazı dolaylı sinyallerin, diplomatik temasların tamamen kopuk olmadığına işaret etmekte olduğunu söyleyen Toğa, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Pakistan, Mısır ve Türkiye arabuluculuk girişimlerini sürdürmekte, ABD İslamabad’da bu hafta sonu bir görüşme ayarlamaya çalışmaktadır. Trump’ın Çin ziyaretini 14-15 Mayıs’a ertelemesi, yönetimin çatışmanın o tarihe kadar sonlandırılabileceğine dair bir beklenti taşıdığı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak sahada askeri tırmanma dinamikleri devam ederken, DMO Deniz Kuvvetleri komutanının öldürülmesi ve Hark Adası’na yönelik olası kara harekâtı planları, ateşkes ihtimalini zayıflatan faktörler olarak öne çıkmaktadır. Sonuç itibariyle ateşkes, ancak her iki tarafın kabul edebileceği bir formülün aracılar vasıtasıyla şekillendirilmesi hâlinde mümkün olabilir; bu ise mevcut koşullarda haftalar değil aylar alabilecek bir süreçtir.”