GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - İşgalci İsrail’in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden (GKRY) toprak veya gayrimenkul satın alma nedenlerini değerlendiren KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili ve Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun, “İsrail, GKRY ve Yunanistan arasında son yıllarda enerji iş birliği projeleri ve stratejik iş birliği anlaşması yapılması nedeni ile İsrail vatandaşları ile İsrail bağlantılı şirketler Kıbrıs adasının güneyini dost ülke olarak görmeye başlamışlardır. Özellikle GKRY’nin AB üyesi olması yatırımcılara hukuki güvenlik ve serbest dolaşım avantajı sağlaması, İsrail’in AB’nin önde gelen ülkeleri ile arasının iyi olması ve de bölgesel savaş risklerinden uzak olması nedeniyle İsrailli yatırımcılar Kıbrıs’ı “ikincil güvenli yaşam alanı” olarak görmelerinin yolunu açmıştır.” dedi.
“EKONOMİNİN İYİ GİTMESİ İÇİN NEREDEYSE…”
Panayotu, GKRY’de neredeyse ekonominin iyi gitmesi için İsrail yatırımlarına bağımlı hale gelindiğini ve yapılan gayrimenkul yatırımlarının GKRY’nin sosyal ve ekonomik yapısını değiştirme riski taşıdığını ve yabancıların yoğun gayrimenkul alımlarının "belirli bölgelerde kapalı ikamet alanları" oluşturduğunu vurguladı.
İŞGALCİ İSRAİL’İN GKRY HAMLESİNİN ARKA PLANI
Peki işgalci İsrail Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden neden toprak veya gayrimenkul satın alıyor, İsrail GKRY’den toprak satın alarak neyi planlıyor, İsrail’in GKRY Planı uzun vadede neleri meydana getirecek, İsrail'in GKRY Kararı KKTC'ye nasıl bir tehdit oluşturur? KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili ve Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun, Yeni Birlik Gazetesi’ne yorumladı.
SATIN ALMALARIN PERDE ARKASINDAKİ NEDENLER
İsrail vatandaşları ile İsrail bağlantılı şirketlerin GKRY sınırları içinde gayrimenkul satın almasının arkasında birkaç neden bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Ata Atun, “İsrail, GKRY ve Yunanistan arasında son yıllarda enerji iş birliği projeleri ve stratejik iş birliği anlaşması yapılması nedeni ile İsrail vatandaşları ile İsrail bağlantılı şirketler Kıbrıs adasının güneyini dost ülke olarak görmeye başlamışlardır. Özellikle GKRY’nin AB üyesi olması yatırımcılara hukuki güvenlik ve serbest dolaşım avantajı sağlaması, İsrail’in AB’nin önde gelen ülkeleri ile arasının iyi olması ve de bölgesel savaş risklerinden uzak olması nedeniyle İsrailli yatırımcılar Kıbrıs’ı “ikincil güvenli yaşam alanı” olarak görmelerinin yolunu açmıştır.” ifadelerini kullandı.
KIBRIS RUMLARI TEDİRGİN!
Prof. Dr. Atun, 1947’den sonra Filistin’e yerleşmeye başlayan Yahudi göçmenlerin; 1948 yılında İsrail devletinin ilanı sonrasındaki yıllar içinde toprakların büyük bir kısmını sistematik bir şekilde yerli Araplardan satın alarak bölgede toprak çoğunluğunu ele geçirmelerinin, sonraki yıllarda İsrail vatandaşlarının adım attıkları her ülke vatandaşlarını tedirgin etmeye başladığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Mülk satın almak İsrail devletinin açıklanmış resmi bir politikası olmamasına rağmen, Güney Kıbrıs’ta İsrail vatandaşlarının ve şirketlerinin mülk satın almaya başlamış olmaları Kıbrıs Rumlarını da tedirgin etmiştir.”
“1954 YILINA KADAR KIBRIS ADASINDA YAŞAMLARINI SÜRDÜRMÜŞLERDİR”
Yahudilerin, Filistin’e göç etmelerinin yasak olduğu 1947 öncesi yıllarda, bir İngiliz kolonisi olan Kıbrıs adasına Avrupa doğumlu Yahudilerin göç ettiğini, kasabalar kurduğunu hatırlatan Prof. Dr. Atun, “Bu kasabalarında Sinagoglar inşa ederek Hahamlar tayin etmişler, Yahudi okulları ve özel Yahudi gıdası satan Koşer’ler açarak kendi dini gelenek ve inanışlarına uygun olarak 1954 yıllarına kadar Kıbrıs adasında yaşamlarını sürdürmüşlerdir.” şeklinde konuştu.
“GÜVENLİ BİR BÖLGEYE YATIRIM YAPILMASINI İÇERMEKTEDİR”
Prof. Dr. Atun, resmi olarak İsrail devleti tarafından açıklanmış bir “GKRY’yi İsrail kolonisine dönüştürme planı” bulunmadığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Yatırımcıların mülk alımı ile ilgili yaptıkları açıklamalar daha çok ekonomik yatırım, enerji ortaklığı ve Türkiye’nin güvenilir ve askeri gücünden korkulan bir bölge lideri ülke olması nedeni ile adada barışın devam edeceği düşüncesinin ağır bastığı güvenli bir bölgeye yatırım yapılmasını içermektedir.”
“ADAYI İKİNCİ BİR YERLEŞİM YERİ OLARAK ALGILAMALARININ KAPISINI ARALADI”
KKTC kamu oyunun, İsrailli vatandaşların ve yatırımcılarının KKTC sınırları içinde yoğun bir şekilde toprak almalarının 25-30 yıl içinde demografik yapıyı bozacağı endişelerini dile getirmesi sonrasında KKTC hükümetinin aldığı etkin kararlarla Türk vatandaşları hariç, yabancıların KKTC hudutları içinde toprak alımlarının kısıtlandığını dile getiren Prof. Dr. Atun, “İsrail vatandaşlarının ve yatırımcılarının Kıbrıs adasını, Arap saldırıları hedeflerinin dışında bir toprak parçası olarak görmeleri ve güvenli bir yer olarak addetmeleri, adayı ikinci bir yerleşim yeri olarak algılamalarının da kapısını aralamıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

UZUN VADEDE ORTAYA ÇIKACAK SORUNLAR
Prof. Dr. Atun, İsrail bağlantılı yatırımlar ve yerleşimlerin uzun yıllar boyunca Güney Kıbrıs’ta artış göstererek devam etmesi durumunda ortaya çıkacak sorunlar hakkında, şunları söyledi, “Doğu Akdeniz’de yeni bir bloklaşma: İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında oluşan enerji ve güvenlik ekseni daha da güçlenip, askeri iş birliğine ve ortak orduya dönüşebilir. Böylesi bir gelişme de Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarının değişimine yol açacaktır. Bir olasılıkla da Türkiye, Suriye, Mısır ve Libya bloku oluşacaktır. Enerji rekabetinin artması: Doğal gaz rezervleri ve deniz yetki alanları üzerindeki hukuki sorunlar ortaya çıkacak ve rekabet yoğunlaşacaktır. Özellikle deniz yetki alanı anlaşmazlıkları bölgesel gerilimleri artıracak ve doğal olarak da bloklaşmayı hızlandıracaktır. Demografik ve ekonomik değişim: Yabancı sermaye ve nüfus yoğunluğu bazı bölgelerde ekonomik yapıyı değiştirecek, yerli halkın endişeleri ve huzursuzluğu artacak, özellikle de lüks konut, liman ve turizm yatırımları yerel ekonomi, ücretler, kiralar ve gıda fiyatları üzerinde büyük bir baskı ve kontrol oluşturacaktır. Güvenlik iş birliklerinin artması: İsrail ile GKRY arasındaki askeri ve istihbarat iş birliği daha ileri seviyeye çıkacak Ortak tatbikatlar ve savunma altyapıları bölgesel güvenlik dengesini ciddi bir şekilde etkileyecektir.”
KKTC AÇISINDAN RİSK VE TEHDİTLER
İsrail'in, GKRY kararının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açısından bakıldığında bazı stratejik riskler ve tehditler ortaya çıkaracağını vurgulayan Prof. Dr. Atun, “Türkiye ile KKTC arasındaki stratejik, ekonomik, askeri ve politik iş birliği daha da artacak ve derinleşecek, tek vücut haline gelecektir. İsrail, GKRY ve Yunanistan arasındaki enerji yatırımları ve projelerinde KKTC ve Türkiye’nin dışlanması ihtimali ortaya çıkacak ve bu durum Türkiye ve KKTC tarafından stratejik tehdit olarak algılanacak, karşı tedbirler alınacaktır. İsrail, GKRY ve Yunanistan arasındaki güvenlik ilişkilerinin ve askeri birlikteliğin derinleşmesi, Doğu Akdeniz bölgesindeki askeri dengeleri etkileyecektir. Arap ülkeleri bunu kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılayacaklarından aynı doğrultu ve içerikte Türkiye ile direkt, KKTC ile endirekt olarak güvenlik ilişkilerini ve askeri birlikteliklerini arttıracaklardır.” ifadelerine yer verdi.
“BÖLGEDEKİ GELİŞMELER YALNIZCA İSRAİL’İN KENDİNE ÖZGÜ POLİTİKALARIYLA DEĞİL…”
Prof. Dr. Atun, konu ele alındığında genel olarak tüm öngörülerin kişisel bir stratejik analiz niteliğinde olduğunu ve bölgedeki gelişmelerin yalnızca İsrail’in kendine özgü politikalarıyla değil; Türkiye, Yunanistan, Suriye, Mısır, Avrupa Birliği, ABD ile küresel enerji şirketleri ve küresel güç dengeleri ile şekillendiğini unutmamak gerektiğinin de altını çizerek sözlerini sonlandırdı.