GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER
İşgalci İsrail, Uluslararası hukuk kurallarına göre 1967 yılında işgal ettiği ve gelecekteki Filistin Devleti’nin toprağı kabul edilen, aynı zamanda işgalci güç statüsünde bulunduğu Batı Şeria’da tek taraflı arazi kayıt süreci başlatarak Filistinlilerin topraklarının gasp edilmesini resmi hale getirecek kararı onayladı.
BÖLGEYİ KALICI OLARAK HAKİMİYET ALTINA ALMA HAMLESİ
Alınan karara göre İşgalci İsrail, hiçbir hukuk kuralı tanımadan Batı Şeria’da özel mülkiyet olmayan arazileri kamu arazisine dönüştürecek. İşgalci İsrail, bir taraftan soykırım ve insan katliamlarını sürdürürken; aynı zamanda da daha fazla toprak sahibi olup, bölgeyi kalıcı olarak kendi hakimiyetinin altına alacak.
BATI ŞERİA KARARININ YANSIMALARI
Peki İşgalci İsrail’in Batı Şeria kararı ne şekilde yorumlanmalı, İsrail’e karşı hangi yaptırımlar devreye alınabilir, İsrail uluslararası hukuka göre hangi cezalar ile karşı karşıya kalacak, İsrail’in Batı Şeria kararına gereken tepkinin gösterilmemesi halinde gelecekteki olası hukuksuzluklar neler olacak, Gazze Barış Gücü’nün alınan karara tepkisi veya etkisi ne olur? Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Adnan Küçük, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.
“KURULDUĞU GÜNDEN BU YANA BARIŞ VE ATEŞKES ANTLAŞMALARINI DİNLEMİYOR”
İsrail’in, kurulduğu günden bu yana gerek BM kararlarını gerekse uluslararası hukuk ile barış ve ateşkes antlaşmalarını dinlemediğini hatırlatan Dr. Adnan Küçük, “Bütün bunları kendisi için bağlayıcı olarak görmüyor. Tamamen fırsatçı bir şekilde, sürekli uluslararası hukuk ve kararları fiili eylemlerle ihlal ederek yayılmacı politikalar uyguluyor. Bütün bunları yapmasında, Amerika ve diğer Batılı güçlerin sınırsız desteğinin mevcut olması etkili olmaktadır.” şeklinde konuştu.
“ULUSLARARASI HUKUK TAMAMEN RETORİKTEN İBARET”
Dr. Küçük, günümüzde uluslararası hukukun, tamamen retorikten ibaret olduğunu belirterek, şunları kaydetti, “Bir ülke güçsüz, kimsesiz görüldüğünde üzerine çullanılır, işgal edilir, uluslararası hukuk bu ülke için örümcek ağından ibarettir. Ama gariban bir ülke, uluslararası hukuk, BM kararları ve antlaşmaları ihlal ettiğinde, derhal karşısına bu hukuk çıkarılır, yaptırımlar işletilir, boğazı sıkılır, tabiri caizse perte çıkarılır.”
HUKUKUN HÂKİM OLDUĞU DEĞİL GÜÇLÜNÜN HER İSTEDİĞİNİ YAPTIĞI MEKANİZMA!
Bugünün uluslararası düzeninin, hukukun hâkim olduğu değil, güçlünün her istediğini yaptığı bir mekanizma olduğuna dikkat çeken Dr. Küçük, “Bir devlet güçlüyse, bir başka ülkeyi keyfi olarak ya da sahte gerekçelerle işgal de etse, katliamlar da yapsa, soykırım da gerçekleştirse, yanına kâr kalmaktadır. Bunun adı Batı medeniyetinin canavar, işgalci yüzüdür. İnsan hakları, demokrasi, hukuk devleti Batılı güçler ve destekledikleri ülkeler bakımından dünya büyüklüğünde bir yalandan ibarettir.” ifadelerini kullandı.

“DURDURACAK TEK MEKANİZMA YA GÜÇ KULLANMAK YA DA…”
Dr. Küçük, İsrail’e karşı işletilebilecek bir mekanizmanın fiilen mümkün olmadığını aktarıp, “Birileri işletmeye kalkışsa da, bu korsan devlet anlayışı ve tabiri caizse orman kanunu uygulamaları kapsamında hukuki ve fiili mekanizmalarla etkili bir yaptırım ve neticeye ulaşmak mümkün değildir. Çünkü gerisindeki güçler, uluslararası mekanizmaların da etkili belirleyicileridirler. İsrail aleyhine alınacak hiçbir olumsuz kararın Amerika’ya rağmen etkinleşmesi mümkün değildir. Bu vesileyle İsrail’i durduracak tek mekanizma ya güç kullanmak ya da Amerika’yı ikna ederek İsrail’i frenlemesini sağlamaktır. Bir başka seçeneğin mevcut olduğu kanaatinde değilim.” dedi.
“KORSAN DEVLET ANLAYIŞI SADECE İSRAİL İÇİN SÖZ KONUSU DEĞİL”
Korsan devlet anlayışının, sadece İsrail için söz konusu olmadığını vurgulayan Dr. Küçük, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Bugün Amerika’nın İran’a, Venezuela’ya, Küba’ya yaptıkları da korsanlıktır. Korsanca işler yapan Amerika’nın Korsan İsrail’e karşı etkili bir şekilde caydırıcı politikalara yönelmesi, ancak diplomatik yollarla mümkün olabilir.”
“SUMUD FİLOSU’NUN TEKRAR HAREKETE GEÇİRİLMESİ…”
Dr. Küçük, işgalci eylemleri yapanlara ve destekçilerine karşı, dünya genelinde vicdan patlaması yoluyla, vicdan sahiplerinin sokaklara çıkmaları, milyonların İtalya, Amerika, Almanya, Hollanda, Türkiye, Mısır, Pakistan vd. ülkelerin meydanlarında haykırarak, uluslararası sivil baskıların etkinliğinin sağlanması ile olabileceğini belirterek, “Benzer şekilde, küresel ölçekte bir organizasyonla Sumud filosunun tekrar harekete geçirilmesi ve kararlılıkla İsrail’e doğru yürütülmesinin, diğer sesli ve yazılı tepkilerden on kat daha etkili olacağı kanaatindeyim.” ifadelerine yer verdi.
“ŞU ŞARTLARDA VERİLEBİLECEK HİÇBİR YAPTIRIM YOK”
İşleyen bir uluslararası hukuk olmadığı için, İsrail’e şu şartlarda verilebilecek hiçbir yaptırımın olmadığını aktaran Dr. Küçük, şunları söyledi, “Herhangi bir mekanizma başlatılacak olsa da, tamamen göz boyama, görüntü oluşturma ve tiyatrodan öteye geçmeyecektir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yaşananlar bunun en bariz misalidir. Malum olduğu üzere, katil Netenyahu yakın geçmişte, Macaristan’a gitti. Macaristan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetkilerini tanıdığı için, Netenyahu’yu tutuklaması gerekiyordu. Macaristan Başbakanı çıktı, “Biz Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetkilerini düzenleyen Uluslararası Antlaşmadan çekildik” dedi ya da demek zorunda bırakıldı, Netenyahu da Macaristan’a gitti. Şimdi, Amerika ve AB üyesi ülkeler İsrail’i sınırsız bir şekilde destekledikleri sürece, hukuken yapılabilecek bir şey yoktur.”
“KENDİSİNİ TAMAMEN ARZ-I MEV’UD’A ODAKLANDIRMIŞ DURUMDA”
Dr. Küçük, İsrail’in şimdiye kadar hiçbir eyleminin hukuki olmadığını anımsatıp, “Bundan sonra da olmayacaktır. Çünkü kendisini tamamen arz-ı mev’ud’a odaklandırmış durumda. Arz-ı mev’ud ile alakalı amaçları gerçekleşinceye kadar işgallerini sürdürecektir. Esasen arz-ı mev’ud, sembolik amaçtır. Bu amaç tahakkuk eder mi bilemeyiz. Ama tahakkuk ettiği takdirde durmayacaklardır. Çünkü, kendilerini diğer insanlardan farklı ve üstün görüyorlar. Nitekim, Yahudi Haham Menachem Mendel Schneerson’un Yahudilerle Yahudi olmayanlar arasındaki farkla ilgili Siyonist Yahudi inanışını şu şekilde belirtiyor: “Yahudi olanlarla olmayanlar arasında tamamen farklı türlere ait bir farklılık durum vardır. … Bir Yahudi insanın bedeni, dünyanın tüm uluslarının (üyelerinin) bedeninden tamamen farklı ve üstün niteliktedir. … bedenler tamamen farklı türler olarak kabul edilmelidir. (Kısaca Yahudiler insan, Yahudi olmayanlar da insan altı yaratıklar demeye getiriyor). … Yahudi olmayan bir ruh üç şeytani katmandan, Yahudi ruhu kutsallıktan gelir”. Bu fikir, Hitler’in Ari ırk fikrinin Siyonistçesidir. Bu vesileyle İsrailli yöneticiler, yaptıkları her türlü hukuksuzlukları, kendileri için en tabii hak biliyorlar.” diye konuştu.
“ARKASINDA GÜÇLÜ DESTEKLER OLDUĞU MÜDDETÇE DURDURULMASI ZOR”
Haksızlık yapmayı kendisi için bir hak bilen bir devletin, arkasında güçlü bir destekler olduğu müddetçe, durdurulmasının zor olduğunu ifade eden Dr. Küçük, sözlerine şu satırları ekledi, “Belki bazı konjonktürde yavaşlasalar da durdurulamaz. İsrail kurulduğu günden bu yana hiçbir adım geri atmamış, hiçbir işgal ettiği toprağı geri vermemiş, yerleştiği yerde kalıcı olmuştur. Bu vesileyle, bundan sonraki süreçte benzer durum Gazze’de de olacak gibi görünüyor. Bu öngörüde yanılmayı çok isterim.”
GAZZE BARIŞ GÜCÜ’NÜN ALINAN KARARA TEPKİ VE ETKİSİ
Dr. Küçük, Gazze Barış Gücü’nde yer alacak bazı ülkelerin işgalci İsrail’in Batı Şeria kararına elbette tepki verebileceğini dile getirip, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Nitekim vermektedirler de ama işte o kadar. Günümüzde İsrail’e yönelik verilen hiçbir tepkinin etkili ve kalıcı caydırıcılığı olmamıştır. Olacağa da benzemiyor.”