Avrupa Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini alan eser, tasavvuf musikisinin zarif dokusunu modern bir anlatımla harmanlıyor. Eserle eş zamanlı yayınlanan klip, sadece bir görsel şölen değil, aynı zamanda derin bir toplumsal mesaj taşıyor. Bir baba ile kızının yolculuğunu merkezine alan klip; aile bağlarının kutsallığını, vefayı ve değerlerin nesilden nesile aktarılmasının önemini vurguluyor.
İsmail Özkan, 'dua' projesiyle sadece bir müzik eseri sunmuyor; aynı zamanda toplumsal bir farkındalığa da kapı aralıyor. Vefa, saygı ve örf-adet bilincini merkeze alan sanatçı, güçlü bir toplumun inşasının ancak değerlerini bilen bir gençlikle mümkün olabileceğinin altını çiziyor. Eser, bu yönüyle birlik ve beraberlik duygularını pekiştiren kolektif bir hafıza tazeleme niteliği taşıyor.
İnanç dünyamızın zenginliğini milli şuurla birleştiriyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V) duyulan derin muhabbet, vatan sevgisi, bayrak aşkı ve Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına duyulan saygı, eserin ruhunda ortak bir şükür noktasında buluşuyor.
Özkan, memleketi Balıkesir’e ve tüm müzikseverlere armağan ettiği bu çalışmasıyla, güçlü bir toplumun ancak değerlerine sahip çıkan bir gençlikle mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
İsmail Özkan ile Ramazan ayının ruhuna dokunan yeni ilahisi 'dua' üzerine; aileden vatana, gelenekten geleceğe uzanan samimi bir söyleşiyi gerçekleştirdik. Özkan, YeniBirlik okurları için sorularımızı tüm samimiyeti ile yanıtladı.
Ramazan ayına özel hazırladığınız 'dua' nasıl bir duygu dünyasından süzülüp geldi?
Ramazan benim için sadece bir zaman dilimi değil, kalbin arınma ve muhasebe mevsimidir. 'dua', insanın kendi içindeki o teslimiyet ve kulluk bilincinden doğdu. Şükrü ve acziyetimizi notalarla anlatmak istedim.
Klipte bir baba-kız yolculuğu izliyoruz. Neden özellikle bu kurguyu tercih ettiniz?
Çünkü her şey ailede başlar. Bir babanın evladına bırakacağı en kıymetli miras mal mülk değil; inanç, ahlak ve vatan sevgisidir. O yolculuk aslında bizim köklerimizden geleceğimize kurduğumuz bir köprüdür.
Eserde maneviyatın yanında vatan, bayrak ve Atatürk vurgusu da oldukça güçlü. Bu sentezi nasıl tanımlıyorsunuz?
Maneviyat ile milli bilinç etle tırnak gibidir. Bu topraklarda inancımızı özgürce yaşıyorsak, bunu Cumhuriyetimizin kazanımlarına ve şehitlerimize borçluyuz. Gençlerin hem Peygamber efendimizin muhabbetiyle hem de vatan şuuruyla büyümesi benim en büyük temennim.
Peki, dinleyici bu ilahiyi dinlediğinde hangi ana mesajla baş başa kalacak?
Temel mesajımız; insanın, Allah’ın sonsuz kudreti ve rahmeti karşısındaki acziyetini fark etmesidir. Günlük hayatın telaşesinde ne kadar az şükrettiğimizi idrak edip O’nun merhametine sığınmak... Tabii bir de Peygamber Efendimize olan sarsılmaz muhabbetimizi ve gönül bağımızı yeniden tazelemek.
Tasavvuf musikisini modern bir dille sunmanız gençleri hedeflediğinizin bir göstergesi mi?
Kesinlikle. Gelenekten kopmadan, bugünün estetik anlayışına hitap etmek zorundayız. Tasavvufun derinliğini gençlerin de hissedebileceği bir müzikal dille sunduk ki kuşaklar arası bir gönül bağı oluşsun.
Bu projenin toplumsal olarak nasıl bir boşluğu doldurmasını ya da nasıl bir katkı sunmasını hedefliyorsunuz?
Temel hedefimiz; hızla değişen dünyada birlik ve beraberlik duygularımızı yeniden pekiştirmek. Aile bağlarını, vefayı, saygıyı ve bizi biz yapan örf-adet bilincini hatırlatmak istiyoruz. Şuna gönülden inanıyorum: Güçlü bir toplum, ancak kendi değerlerini bilen ve onlara sahip çıkan bir gençlikle mümkündür. 'dua' ile bu değerleri modern bir tınıyla genç kuşakların kalbine emanet etmeyi amaçladık.
Sizin için 'dua' kelimesinin karşılığı nedir?
Dua, kulun Rabbine en saf ve en yalın hâliyle yönelmesidir. İçtenliktir, sonsuz bir teslimiyettir ve şükürdür. Bazen dile dökülen bir kelime, bazen sadece bir damla gözyaşıdır. Ben 'dua' eserinde tam olarak bu samimiyeti, o sessiz yakarışı notalara dökmeye çalıştım.
Bu eseri özellikle memleketiniz Balıkesir’e ithaf etmenizin sebebi nedir?
İnsan nereye giderse gitsin, mayası doğduğu topraklardır. Balıkesir benim köklerim. Bu eser, kültürel mirasımızı yaşatma adına memleketime duyduğum bir vefa borcu, küçük bir gönül hediyesidir.
Son olarak, 'dua' dinleyiciye ne söylesin istersiniz?
Dua; içtenliktir, bazen bir damla gözyaşıdır. Umuyorum ki bu çalışma Ramazan’ın huzurunu herkesin kalbine taşır. Bir nebze de olsa gönüllere dokunabilirsek ne mutlu bize.


