Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Japonya üslerine neden uzun menzilli füzeler konuşlandırdı?

Japonya üslerine neden uzun menzilli füzeler konuşlandırdı?

Japonya’nın, caydırıcılık ve müdahale kabiliyetlerini artırmada önemli rol oynayacağı gerekçesiyle, Camp Kengun ile Shizuoka eyaletindeki Camp Fuji üslerine 1000 KM menzilli füze konuşlandırma kararını değerlendiren Ankara Üniversitesi Asya-Pasifik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (APAM) Müdürü Prof. Dr. Ali Merthan Dündar, “Bizim uzun zamandır tahmin ettiğimiz ama Japonya'nın biraz kendi kamuoyuna da göre hareket ederek yavaş yavaş, adım adım yürüttüğü silahsızlanmayı terk etme düşüncesinin somut adımları bunlar. Japonya belki Çin'i doğrudan, söylemese de belki Kuzey Kore'yi bahane ediyor. Ama bunu izah ediyor, açıklıyor. Ama bunun dışında bir de Rusya var.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

Japonya Savunma Bakanlığı Sosyal Medya Hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada, Japonya’yı çevreleyen giderek ağırlaşan güvenlik ortamına yanıt olarak, Kara Öz Savunma Kuvvetlerinin, uzaktan savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesiyle meşgul olduğunu açıkladı.

İLK KEZ UZUN MENZİLLİ FÜZELER KONUŞLANDIRILDI!

Bakanlık açıklamasının devamında ise “Bugün, “Tip-12 Yüzeyden Gemiye Yönlendirilmiş Füze (yüzeyden fırlatılan varyantlar)” ve “Hiper Hızlı Süzülme Mermisi” sırasıyla “Tip-25 Yüzeyden Gemiye Yönlendirilmiş Füze (25SSM)” ve “Tip-25 Hiper Hızlı Süzülme Mermisi (25HGP)” olarak resmen yeniden adlandırılmış ve yurt içinde geliştirilen uzaktan füzeler olarak ilk kez birimlere konuşlandırılmıştır.” ifadelerine yer verdi.

FÜZELERİN YERLEŞTİRİLDİĞİ ÜSLER

Füzeler, Kumamoto eyaletinde bulunan Camp Kengun ile Shizuoka eyaletindeki Camp Fuji üslerine yerleştirildi. Füzelerin yerleştirildiği askeri üslerin sahip olduğu özellikler ise şu şekilde; Camp Kengun, Japon Kara Öz Savunma Kuvvetleri’nin (JGSDF) batı ordusunun karargâhı, Camp Fuji ise ABD Deniz Piyadeleri için bir eğitim merkezidir. Füzelerin yerleştirilmesi ile ilgili kararın ABD Başkanı Donald Trump ile Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı görüşmenin akabinde gerçekleşmesi ise dikkat çekti.

“CAYDIRICILIK VE YANIT KABİLİYETLERİNİ GÜÇLENDİRMEDE ÖNEMLİ”

Bu ekipmanların, Japonya’nın caydırıcılık ve yanıt kabiliyetlerini güçlendirmede önemli olduğunu vurgulayan Bakanlık, açıklamalarına şu satırları ekledi, “Kara Öz Savunma Kuvvetleri, Japonya halkıyla her zaman omuz omuza duracak ve onların güvenliğini ve emniyetini korumak için her türlü çabayı göstermeye devam edecektir.”

JAPONYA’NIN FÜZE KARARININ PERDE ARKASI

Peki Japonya’nın iki üssüne ilk kez uzun menzilli füzeler konuşlandırması ne anlama geliyor, Güvenlik ortamı ve caydırıcılık unsurlarına neden dikkat çekiliyor,  Füzelerin, Tayvan eksenli diplomatik gerginlik sürerken Japonya tarafından konuşlandırılması neyin habercisi, İki üs hangi stratejik öneme sahip ve de neden o üsler tercih edildi, Japon halkının karara tepkisi ne yönde? Ankara Üniversitesi Asya-Pasifik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (APAM) Müdürü Prof. Dr. Ali Merthan Dündar, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi. 

APAM Müdürü Prof. Dr. Ali Merthan Dündar 

“BARIŞ ANAYASASI OLARAK BİLİNSE DE “JAPONYA ORDU KURAMAZ” DİYE BİR MADDE YOK” 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1947 yılında Japonya'nın yeni anayasasının ilan edildiğini ve yeni anayasanın Japonya'da “Barış Anayasası” olarak da bilindiğini aktaran APAM Müdürü Prof. Dr. Ali Merthan Dündar, “Son tahlilde ABD ve müttefikler tarafından şekillendirilen bu anayasa her ne kadar özellikle 9. maddesiyle Japonya’nın uluslararası sorunları savaşarak çözmemeyi tercih edeceği yolunda bir ifade içeriyorsa da ‘Japonya ordu kuramaz’ diye bir madde yok. Zaten öldürülen önceki başbakanlardan Abe de bu maddeyi değiştirmek ya da revize etmek için yaptığı çalışmaları halka anlatırken bu argüman üzerinden yürümüştü. 1947'de kurulan anayasa, Japonya'yı yeniden temellendiren, kuran, hatta yeni bir ülke anayasasıdır aslında. Bu manada Japonların ya da yeni Japon yönetiminin daha doğrusu liberallerin anlamak istediği şekilde şekillenmiş bir anayasa mevcut diye söyleyelim.” ifadelerini kullandı. 

“SAN FRANCİSCO BARIŞ ANLAŞMASI’YLA “AMERİKAN İŞGALİ” KALKMIŞ OLSA DA…”

Prof. Dr. Dündar, 1947 yılında imzalanan Japon anayasasından sonra 1951'de imzalanan San Francisco Barış Anlaşması’nın ise 1952'de yürürlüğe girdiğini hatırlatarak şunları kaydetti, “Pek çok ülke tarafından imzalandı. İmzacılardan biri de Türkiye. Bizim açımızdan önemi ise şu; Lozan'da Japonların kısmen bizden elde ettiği bazı kazanımlar ya da kazanım olarak nitelendirilebilecek bazı kazançlar San Francisco Barış Anlaşması'yla beraber ortadan kalktı. Çünkü Türkiye de Japonya'nın karşı tarafındaki imzacı devletlerden biriydi. Anayasasında doğrudan ‘silahlanamaz, ordu kuramaz’ demese de uluslararası meseleleri savaş yoluyla çözmeyi tercih etmeyen bir Japonya'nın varlığı anayasaya girmiş. Her ne kadar San Francisco Barış Anlaşması'yla ‘Amerikan İşgali’ kalkmış olsa da o günden bugüne özellikle ikili güvenlik anlaşmaları sebebiyle aslında Japonya Amerika'nın uzak kalelerinden bir konumundaydı aynı Güney Kore. Benim bildiğim kadarıyla ABD’nin en büyük üssü Utah’ta. Bunun dışında en büyük üssü Güney Kore'de. Ki Güney Kore de 1911'den 1945'e savaş sonuna kadar Japonya'nın toprağı olarak kabul ediliyordu.”

ABD’NİN İKİNCİ UÇ GÖZLEM NOKTASI

ABD’nin, ikinci uç, gözlem noktası ya da kalesinin Japonya olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dündar, “Bildiğim kadarıyla gözlem noktaları da dahil olmak üzere ABD’nin 120 tane Deniz, Hava, Kara ve Marine dediğimiz deniz piyadelerine ait Amerikan üssü diyebileceğimiz yapılar var. 44 bin ile 50 bin arası ABD askeri personelinin var olduğunu biliyoruz. Japonya aynı Güney Kore gibi aslında ABD’nin uçtaki kalelerinden biri. Bu manada Japonya'nın daha evvel yapmadığı şekilde silahlanıyor olmasının en büyük nedenlerinden biri de bu.” dedi.

SİLAHLANMANIN GÖSTERGESİ 60 MİLYAR DOLARA YAKIN SAVUNMA BÜTÇESİ 

Prof. Dr. Dündar, Takaiçi’nin Japonya Başbakanı seçildiğinde savunmaya yönelik 60 milyar dolara yakın bir bütçeyi meclisten geçirdiğini anımsatarak, şunları söyledi, “Bu da şu demekti; Japonya silahlanacak. Ama Japonya'nın bunu tek başına tercih ettiğini söylemek çok doğru olmayabilir. Birinci Trump dönemi ve şimdiki dönemde de Trump özellikle birinci dönemde pek çok müttefik olarak adlandırdığı ülkeye zenginliklerine göre 100 milyar dolardan 300 milyar dolara kadar farklı farklı birazcık da mali yapısına göre ceza keser gibi silah satmak üzere anlaşmalar imzaladı.”

YENİ YAPILANMADA ABD VE TRUMP’IN ETKİSİ

Çin ve Kuzey Kore'den çok korkan liberal parti mensubu, devleti yöneten ekibin ABD ile olan bağının takdir edileceğini hatırlatan Prof. Dr. Dündar, “Bunun dışında esas önemli olan Çin ve Kuzey Kore korkusundan dolayı öldürülen Abe’den beri Japonya zaten askeri açıdan da bir yeni bir açılım yapma, silahlı kuvvetlerini daha da güçlendirme, her ne kadar Japonya'nın ordu adıyla ordusu yoksa da savunma gücü diye geçiyorsa da 300 bin kişiye yakın ciddi bir, hava kara, deniz ve deniz piyadelerinden oluşan adı ordu olmasa da aslında profesyonel bir ordusu var. Onun için bu yeni yapılanma artık ABD’nin güdümünde ve belki de isteği ve talebiyle. Çünkü Trump’ın biraz da artık ‘Ben sizin güvenliğinize para harcamayacağım, kendi güvenliğinize kendiniz harcayacaksınız, ama benim sözümden de çıkmayacaksınız’ gibi bir yaklaşımı var.  En son NATO'da da gördük bu yaklaşımı.” diye konuştu. 

“ŞU ANDAKİ KONJONKTÜRÜ DE BAHANE EDİYOR”

Prof. Dündar, Japonya’nın aslında Çin ve Kuzey Kore'ye karşı silahlanma faaliyetlerini birazcık da şu andaki konjonktürü de bahane ederek gerçekleştirmişe benzediğini dile getirip, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Daha evvel Japonya silahlı olarak askeri birliklerini dışarı göndermiyordu, uluslararası anlaşmazlıklarda da ama yanlış hatırlamıyorsam son 20 yıl içinde iki ya da üç kere silahlı askerleri çatışma bölgelerine göndermese de Birleşmiş Milletler’in gözetiminde silahlı unsur olarak aynı bizim Türkiye'nin de silahlı kuvvetlerin Birleşmiş Milletler bünyesinde farklı ülkelere asker gönderdiği gibi gönderdi. Sonuç itibariyle artık yeni bir Japonya var bu manada saldırgan olmasa da hızlıca silahlanma yoluna gidecek bir Japonya ile karşı karşıya olduğumuzu göstermesi bakımından bin kilometreye ulaşan bu füzelerin konuşlandırılması bunları düşündürüyor.”

“RAKİPLERİ İKİ VEYA DAHA FAZLA FÜZEDEN CAYACAK ÜLKELER DEĞİL”

Güvenlik ve caydırıcılık söylemlerinin, güzel söylemler olduğunu ama son tahlilde güvenlikten kastın Çin ve Kuzey Kore'ye karşı caydırıcılık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dündar, “Karşısındaki rakipler çok da böyle iki veya daha fazla füzeden cayacak ülkeler değil. Bahsettiğimiz ülkelerden biri Kuzey Kore ve de mütemadiyen Japonya'nın üzerinden füze atıyor, uluslararası denizlere, silah, nükleer başlık takılabilecek füzelerini deniyor. Bu manada diğeri de Çin ve kaldı ki Kuzey Kore ve Çin ikisi de nükleer silahlara sahip, bu manada bu birazcık silahlanmayı hem kendi kamuoylarına hem de ‘Acaba Japonya pasifizmi tamamen terk mi ediyor?’ endişesine kapılan ya da kapılması beklenen ülkeler varsa onları yatıştırmak için söylenen sözler olduğunu düşünüyorum. Ama bu söylemin arkasına saklanarak Japonya hızlı bir şekilde silahlanmaya gidecek. Daha evvel helikopter gemileri vardı. Bunları uçak gemisine çevirdiler zannediyorum bunların sayısı da 3. Bu Amerika'dan aldıkları F-35'ler dikine kalkan tipi hangisi ise ondan aldıkları F-35'lerle bunları uçak gemisine çeviriyorlar. Onun için Japonya aslında adım adım belirlediği strateji dahilinde silahlanma yoluna gidiyor ve bu söylemlerde de iç kamuoyu ve dış kamuoyunu paniğe sevk etmeden yatıştırmak için söylenmiş sözler olduğunu tahmin ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu. 

“TAYVAN’A ÇİN TARAFINDAN BİR HAREKÂT YAPILIRSA…”

Prof. Dr. Dündar, Tayvan’ın, Japonya'ya ait bir toprak olmadığını hatırlatarak, şunları dile getirdi, “Eski toprağı olmakla beraber ama bu zannederim olası bir Tayvan'a karşı bir harekatta çünkü artık olmaz dediğimiz her şey gördüğünüz gibi oluyor. Çin'in şu aşamada saldırması ya da Çin Tayvan'a karşı bir zor kullanma yoluna gitmeyeceği düşünülebilecekse de hiç belli olmaz. Ortamın bu karışıklığından yararlanabilir. Malum Rusya Ukrayna ile ABD şu anda İran ile uğraşıyor. Hava puslandı gibi. Çin bundan faydalanmak ister mi bilmiyorum ama isteyebilir. Böyle olursa Takaiçi önceleri bize çok anlamsız ve gereksiz gelen bir şekilde Çin’in Tayvan'a müdahale etmesi durumunda Japonya'nın da sessiz kalmayacağını ya da buna benzer sözler söyledi. Bu çok anlaşılır değildi ‘Tayvan'a bir şey olursa biz müdahale ederiz’ gibi bir anlam çıkıyor bunda. Onun için evet, bunu da caydırıcılık ve savunma amaçlı söylüyor olsalar da zannederim Tayvan'a Çin tarafından bir harekât yapılırsa; ABD Güney Kore ve Japonya'yı da işin içine dahil ederek müdahale edebilir. Bunun için de Tayvan'a karşı bir harekât olursa Japonya bu işe müdahil olur ve bu müdahil olmasının karşılığında kendisine yönelecek herhangi bir askeri harekât ya da bombalama, füze, roket gönderme her ne deniyorsa bunları engellemek için bu silahları, bu silah sistemlerini kullanabilir.”  

“1000 KM MENZİLLİ SİLAH SİSTEMLERİNİN KONULMASI İLGİNÇ”

Kyushu'daki askeri üssün, Japon Batı ordusunun merkezi olan yer ve korumakla görevli, büyükçe, uzunca bir alan olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dündar, “Bu manada buraya Çin anakarasını vurabilecek kapasitedeki 1000 KM menzilli silah sistemlerinin konulması ilginç. Diğeri ise bildiğim kadarıyla aynı zamanda ABD ile zannediyorum ortak bir üs konumunda. Yani Kyushu'daki kamp ondan sonra Kumamoto'da olan onunki tabi biraz daha stratejik gözüküyor. Diğerini ise açıkçası yerini biliyor olmakla beraber asker olmadığım için silah sistemlerine de çok hakim değilim. Benim bildiğim kadarıyla ortak bir üs gibi kullanılıyor orası. Oradaki Amerikan varlığını korumak için olabilir silah ve radar sistemleri açısından.” şeklinde konuştu. 

“JAPON HALKI ALINAN KARARDAN ÇOK MUTLU DEĞİL”

Prof. Dr. Dündar, Japon halkının füzelerin yerleştirilmesi veya askeri anlamda alınan kararlardan çok mutlu olmadığını vurgulayıp, şunları söyledi, “Kamuoyu sanki artık yavaş yavaş sesini yükseltebilir. Japonya'daki yükselmeye başlayan milliyetçilik hatta ve hatta İslamofobi ile düşünecek olursak; sahada bir yükseliş var, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi. Çin ve Kuzey Kore korkusu eğer hükümet tarafından yoğun bir propaganda ile pompalanırsa bu korku, ses kesilebilir, az kalabilir.” 

“KENDİNİ AZAT ETMEK İÇİN SİLAHLANMA YOLUNU TERCİH ETMİŞ GÖZÜKÜYOR”

Yapılan hamlelerin uzun zamandır tahmin edildiği üzere Japonya'nın biraz kendi kamuoyuna da göre hareket ederek yavaş yavaş, adım adım yürüttüğü silahsızlanmayı terk etme düşüncesinin somut adımları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dündar, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Japonya belki Çin'i doğrudan, söylemese de Kuzey Kore'yi belki bahane ediyor. Ama bunu izah ediyor, açıklıyor. Ama bunun dışında bir de Rusya var. Ki bildiğim kadarıyla 2028'e kadar çizilen planlamada Hokkaido yani Rusya'ya yakın Rusya ile Sahalin Meselesi var. O tarafa yakın en büyük Hokkaido adası var Kuzey'de. Orayı da bu silahlarla güçlendirmeye karar vermiş olması, Japonya'nın aslında adım adım bütün ülkeyi bu tip güçlü, Rusya'yı ve Çin'i vurabilecek silahlarla donatmaya başlaması endişe verici uzun vadede. Ama tabii Japonya için de anlaşılabilir. Çünkü Japonya Rusya ile 2. Dünya Savaşı'ndan sonra barış anlaşması da imzalanmadı. Yani başına gelebilecek herhangi bir oldu bittiden anlaşıldığı kadarıyla Japonya kendini kurtarmak, azat etmek için silahlanma yolunu tercih etmiş gözüküyor.”