Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Paşinyan’ın seçim başarısının arkasındaki temel faktör ne?

Paşinyan’ın seçim başarısının arkasındaki temel faktör ne?

Nikol Paşinyan’ın, Ermenistan’da yeniden başbakan seçilmesini değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, seçim başarısının arkasındaki temel faktörlerden birinin de Ermenistan toplumunda savaş yorgunluğunun giderek derinleşmesi olduğunu belirterek, “Uzun yıllar boyunca Karabağ merkezli güvenlik paradigması üzerine şekillenen Ermeni siyaseti, özellikle son dönemde ekonomik kalkınma, uluslararası entegrasyon ve komşularla ilişkilerin normalleştirilmesi gibi başlıklara daha fazla odaklanmaya başlamıştır. Seçmen davranışları incelendiğinde, halkın önemli bir bölümünün ülkenin mevcut sınırları içerisinde istikrarlı ve sürdürülebilir bir devlet inşasını öncelediği görülmektedir.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - Ermenistan’da yapılan seçim sonuçlarına göre mevcut Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi yüzde 57,14 oy aldı ve Paşinyan yeniden başbakan seçildi.

PAŞİNYAN’IN RAKİPLERİNİN ALDIĞI OY ORANLARI

Açıklanan resmi olmayan sonuçlara göre Paşinyan’ın rakipleri olan Güçlü Ermenistan ittifakı yüzde 21,43, Ermenistan İttifakı yüzde 8,21, Müreffeh Ermenistan Partisi yüzde 5,10, Birliğin Kanatları Partisi yüzde 2,52, diğer partiler ise yüzde 2’nin altında oy aldı.

ÇATIŞMA YERİNE BARIŞ TEMELLİ ÇIKIŞ

Paşinyan’ın, Erivan’da oy kullandıktan sonra başta Türkiye olmak üzere; Azerbaycan, Brüksel, Rusya’ya dönük olumlu mesajları ise yeni dönemde çatışmadan ziyade barış temelli bir politika yürütüleceğine dair sinyaller verdi.

ERMENİSTAN SEÇİMLERİNİN YANSIMALARI 

Ulusi. Uzm. M. Gökhan Özçubukçu

Peki Ermenistan seçim sonuçları ne şekilde yorumlanmalı, Nikol Paşinyan’ın Türkiye, Azerbaycan, Brüksel ve Rusya’ya dönük olumlu mesajları neyin habercisi, Ermenistan dış politikada köklü değişikliğe mi gidecek? Uluslararası İlişkiler Uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, Yeni Birlik Gazetesi’ne yorumladı.

ERMENİ TOPLUMUNUN BÜYÜK JEOPOLİTİK VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLERE VERDİĞİ SİYASİ CEVAP!

Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin en dikkat çekici sonucunun, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi’nin oy oranında önceki seçimlere kıyasla belirli bir gerileme yaşamasına rağmen siyasal üstünlüğünü koruması ve yeniden güçlü bir parlamento çoğunluğu elde etmesi olduğunu aktaran Mehmet Gökhan Özçubukçu, “Bu sonuç, Ermeni toplumunun son yıllarda yaşadığı büyük jeopolitik ve toplumsal dönüşümlere verdiği bir siyasi cevap olarak değerlendirilmelidir.” ifadesini kullandı. 

“SEÇMEN GELECEĞE YÖNELİK İSTİKRAR VE NORMALLEŞME POLİTİKALARINA YÖNELDİ”

Özçubukçu, seçim sonuçlarının, Ermeni seçmenin 2020 Karabağ Savaşı’nın Azerbaycan’ın zaferi sonrasında ortaya çıkan yeni gerçekliği büyük ölçüde kabul ettiğini göstermekte olduğunu belirterek şunları kaydetti, “Muhalefet partileri seçim kampanyaları boyunca Karabağ meselesini, ulusal güvenlik kaygılarını ve hükümetin savaş sonrasındaki politikalarını ön plana çıkarmalarına rağmen; toplumun çoğunluğunu ikna edememiştir. Bu durum, Ermeni seçmenin önemli bir bölümünün geçmişe dönük revizyonist söylemlerden ziyade geleceğe yönelik istikrar ve normalleşme politikalarına yöneldiğini ortaya koymaktadır.”

“BU SONUÇ YALNIZCA PAŞİNYAN’IN ZAFERİ DEĞİL…”

Paşinyan’ın, seçim başarısının arkasındaki temel faktörlerden birinin de Ermenistan toplumunda savaş yorgunluğunun giderek derinleşmesi olduğuna dikkat çeken Özçubukçu, “Uzun yıllar boyunca Karabağ merkezli güvenlik paradigması üzerine şekillenen Ermeni siyaseti, özellikle son dönemde ekonomik kalkınma, uluslararası entegrasyon ve komşularla ilişkilerin normalleştirilmesi gibi başlıklara daha fazla odaklanmaya başlamıştır. Seçmen davranışları incelendiğinde, halkın önemli bir bölümünün ülkenin mevcut sınırları içerisinde istikrarlı ve sürdürülebilir bir devlet inşasını öncelediği görülmektedir. Dolayısıyla 7 Haziran seçimleri, Ermeni seçmenin “çatışma yerine istikrar”, “yalıtılmışlık yerine entegrasyon”, “sürekli kriz yerine ekonomik kalkınma” tercihinin bir yansıması olarak değerlendirmek mümkündür. Bu sonuç yalnızca Paşinyan’ın zaferi değil, aynı zamanda Ermeni toplumunun geleceğe ilişkin önceliklerinin değişmeye başladığını gösteren önemli bir siyasal göstergedir.” değerlendirmesinde bulundu. 

ÇEVRE ÜLKELER VE AB’YE DÖNÜK OLUMLU MESAJLARIN PERDE ARKASI

Özçubukçu, Paşinyan’ın seçim günü ve sonrasında Türkiye, Azerbaycan, Avrupa Birliği ve Rusya’ya yönelik verdiği olumlu mesajların, Ermenistan’ın önümüzdeki dönemde çok yönlü ve pragmatik bir dış politika izlemeye çalışacağının önemli işaretleri olarak değerlendirilebileceğini vurgulayıp, verilen mesajların aynı zamanda seçim kampanyasının temel temasını oluşturan “barış ve normalleşme” yaklaşımının devam edeceğini göstermekte olduğunu da sözlerine ekledi. 

“TÜRKİYE’YE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR DİKKAT ÇEKİCİ”

Paşinyan’ın, özellikle Türkiye’ye ilişkin açıklamalarının dikkat çekici olduğunun altını çizen Özçubukçu, “Paşinyan’ın ‘Türkiye ile çok iyi bir dinamik yakaladık ve bunu sürdürmek istiyoruz.’ şeklindeki yaklaşımı, son yıllarda başlayan normalleşme sürecinin devam edeceğine işaret etmektedir. Ermenistan yönetimi, Türkiye ile sınırların açılması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayacağını düşünmektedir.” şeklinde konuştu. 

“AZERBAYCAN KONUSUNDAKİ MESAJLAR DAHA STRATEJİK”

Azerbaycan konusunda verilen mesajların ise daha stratejik bir anlam taşıdığını söyleyen Özçubukçu, şunları söyledi: 

“Paşinyan’ın Azerbaycan ile barış anlaşmasının kurumsallaştırılmasına yönelik açıklamaları, Erivan’ın artık çatışma yönetimi yerine kalıcı barış arayışını öncelik haline getirdiğini göstermektedir. Özellikle Zengezur güzergâhı etrafında şekillenen ulaştırma projeleri, sadece Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantıyı değil, aynı zamanda Ermenistan’ın bölgesel ticaret ağlarına entegre olmasını da sağlayabilir. Paşinyan yönetimi bu projeleri yalnızca siyasi değil ekonomik bir fırsat olarak görmektedir.”

“AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLERİ DAHA DA GELİŞTİRMEK İSTİYOR”

Özçubukçu, Brüksel’e yönelik olumlu mesajların ise Ermenistan’ın Avrupa ile ilişkilerini daha da geliştirmek istediğini göstermekte olduğunu dile getirip, “Son yıllarda Avrupa Birliği, Ermenistan için yalnızca ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda reform süreçlerinin destekçisi haline gelmiştir.” dedi. 

“HER NE KADAR MOSKOVA-ERİVAN İLİŞKİLERİNDE CİDDİ GERİLİMLER YAŞANMIŞ OLSA DA…”

Açıklamalardaki en önemli hususlardan birinin de Rusya boyutu olduğunu ve ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özçubukçu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: 

“Son yıllarda Moskova ile Erivan arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanmıştır. Fakat burada Paşinyan’ın Rusya’ya yönelik mesajları da dikkatle okunmalıdır. Her ne kadar son yıllarda Moskova-Erivan ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşanmış olsa da Ermenistan’ın Rusya’yı tamamen dışlaması mümkün görünmemektedir. Rusya hâlen Güney Kafkasya’daki en önemli askeri ve jeopolitik aktörlerden biridir. Dolayısıyla Paşinyan’ın verdiği mesajlar, Ermenistan’ın herhangi bir blok siyasetine yönelmesinden ziyade, bütün aktörlerle ilişki kurmaya çalışan çok boyutlu bir diplomasi anlayışını tercih ettiğini göstermektedir.”

“DEĞİŞİMİ KOPUŞ YA DA RADİKAL YÖN DEĞİŞİKLİĞİ OLARAK DEĞERLENDİRMEK YANLIŞ”

Özçubukçu, Ermenistan dış politikasında belirli değişimlerin yaşanacağının açık olduğunu ancak bunu tam anlamıyla bir kopuş ya da radikal yön değişikliği olarak değerlendirmenin doğru olmayacağını belirterek, “Daha ziyade söz konusu olan, son yıllarda başlayan dönüşümün seçim sonuçlarıyla birlikte daha güçlü bir siyasi meşruiyet kazanmasıdır.” ifadelerine yer verdi. 

MOSKOVA’YA BAĞIMLI HALE GETİREN DURUMLAR!

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Ermenistan dış politikasının büyük ölçüde Rusya merkezli güvenlik anlayışı üzerine kurulduğunu hatırlatan Özçubukçu, şunları ifade etti: 

“Karabağ sorunu, Türkiye ile kapalı sınırlar ve Azerbaycan ile devam eden çatışma ortamı Erivan’ı Moskova’ya bağımlı hale getirmişti. 2020 Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşanan gelişmeler ise bu yaklaşımın ciddi şekilde sorgulanmasına yol açtı. Ermeni kamuoyunda Rusya’nın beklentileri karşılayamadığı yönündeki görüşler giderek yaygınlaştı.”

“YENİDEN GÜÇLÜ BİR YETKİ ALMASI DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN DEVAM EDECEĞİNİ GÖSTERİYOR”

Özçubukçu, Paşinyan yönetiminin yeniden güçlü bir yetki almasının, dönüşüm sürecinin devam edeceğini göstermekte olduğunu dile getirip, “Bunun en önemli boyutlarından biri Batı ile ilişkilerin derinleştirilmesidir. Avrupa Birliği ve ABD ile siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında iş birliğinin artırılması Erivan’ın temel hedeflerinden biri olmaya devam edecektir. Ancak bu durumun Rusya ile tam bir kopuş anlamına gelmeyeceği de açıktır.” diye konuştu. 

“DENGE SİYASETİ UYGULAYACAK”

Ermenistan’ın önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politika modelini “denge siyaseti” olarak tanımlamanın daha doğru olacağını vurgulayan Özçubukçu, sözlerine şu satırları ekledi, “Erivan bir taraftan Avrupa ve ABD ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, diğer taraftan Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmamaya çalışacaktır. Çünkü coğrafya ve güvenlik gerçekleri Ermenistan’a sınırsız hareket alanı tanımamaktadır.”

EN ÖNCELİKLİ DIŞ POLİTİKA: TÜRKİYE VE AZERBAYCAN İLE NORMALLEŞME

Özçubukçu, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme politikasının Ermenistan dış politikasının en önemli önceliklerinden biri haline gelebileceğini vurgulayıp, “Bölgesel ulaşım hatlarının açılması, ticaret yollarının genişlemesi ve Güney Kafkasya’da istikrarın sağlanması Ermenistan ekonomisinin uzun vadeli gelişimi açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.

RUSYA MERKEZLİ GÜVENLİK ANLAYIŞINDAN DAHA PRAGMATİK BİR DIŞ POLİTİKAYA GEÇİŞ

Ermenistan’ın, dış politikada köklü bir eksen değişikliğinden ziyade; Rusya merkezli güvenlik anlayışından daha dengeli, çok yönlü ve pragmatik bir dış politika modeline geçiş sürecini hızlandırdığını söylenebileceğini dile getiren Özçubukçu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: 

“Seçim sonuçları da Ermeni toplumunun önemli bir bölümünün bu dönüşüme destek verdiğini göstermektedir. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Güney Kafkasya’da yaşanacak gelişmelerin merkezinde büyük ölçüde Paşinyan’ın barış, normalleşme ve çok yönlü dış politika stratejisi yer alacaktır.”