İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Rusya Ukrayna Savaşı Baltık ülkelerine mi yayılacak?

Rusya Ukrayna Savaşı Baltık ülkelerine mi yayılacak?

Rusya Ukrayna Savaşı devam ederken; Baltık Ülkeleri Letonya, Estonya, Litvanya’nın Rusya tehdidine karşı sınırlarına mayın döşeme kararı almalarını yorumlayan, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yeliz Albayrak, Ukrayna Rusya Savaşı’nın, klasik anlamda Baltık ülkelerine sıçramasının kısa vadede düşük bir ihtimal gibi gözükse de Baltık ülkeleri açısından Rusya tehdidinin, tarihsel bir olgu olduğunu hatırlatarak, “Ukrayna Savaşı, bu tarihsel korkuyu yeniden canlandırmış ve Avrupa’nın kararsızlığı, ABD’nin güvenlik garantileri konusundaki isteksizliği ve NATO’nun caydırıcılığına dair belirsizlikler, Baltık ülkelerini daha yeni savunma reflekslerine yöneltmektedir.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

Dünya siyasi arenasında hareketli ve sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu saf dışı bırakıp, ABD’ye kaçırmasının akabinde Venezuela’da sokakların karışması, İran’daki ekonomik anlamda başlayan gösterilerin sokakları ateşe verir duruma getirmesi, Suriye’de, Suriye yönetimi ile terör örgütü YPG-SDG ile yaşanan çatışmalar, Gazze’de İşgalci İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımlar, Çin ile Tayvan gerilimi, Ukrayna Rusya Savaşı derken Baltık ülkesi Letonya da 1 Ocak’tan itibaren Rusça kamu yayınları tamamen durduruldu. Okullarda verilen Rusça dil eğitimi de iptal edildi. Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya'da aynı zamanda Rusya tehdidine karşı "İnsani Mayın Yasağı" delindi. Ottawa Antlaşması’ndan çekilen ülkeler, başkentlerini korumak için sınırlarına mayın döşeyeceğini duyurdu. Peki Letonya’nın aldığı Rusça kararı ne anlama geliyor, Rusya'nın tepkisi ne olacak, Baltık ülkelerinin sınırlarına mayın döşeme hamlesi neyin habercisi, Rusya-Ukrayna Savaşı Baltık ülkelerine mi sıçrayacak? İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yeliz Albayrak, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi. 

Öğretim Görevlisi Yeliz Albayrak

“DOĞRUDAN GÜVENLİK ALGISI İLE İLGİLİ”

Letonya’nın, Rusça kamu yayınlarını durdurması ve Rusça eğitimi kamusal alandan tasfiye etmesinin, kültürel haklar ve azınlık özgürlükleri üzerinden tartışılıyor olsa bile aslında konunun kültürel çeşitlilik ya da kimlik siyasetinden ziyade; doğrudan ulusal güvenlik kaygısı ile ilgili olduğunu belirten Yeliz Albayrak, “Bilhassa Ukrayna savaşından sonra Rusya endişesi tüm Avrupa ile birlikte yakın Baltık ülkelerini de telaşlandırmıştır. Zira Rusya Ukrayna’yı arka bahçesi olarak ve tüm coğrafyayı kendi alanı olarak görmekte, Rusça konuşulan tüm topraklar ile olan bağa soydaşlık üzerinden dikkat çekmektedir.  Rusça Baltık ülkeleri için artık yalnızca bir iletişim dili değil, Moskova’nın “soydaşları koruma” doktriniyle birleşmiş bir jeopolitik araç ve endişe noktası olarak değerlendirilmektedir.” şeklinde konuştu. 

ÖNLEYİCİ SAVUNMA YÖNTEMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?

Yeliz Albayrak, Rusya’nın Gürcistan’da, Ukrayna’da ve Kırım’da izlediği yolun; Avrupa ve Baltık ülkelerine çok net bir mesaj ve ders verdiğini dile getirip, şunları kaydetti, “Rusça konuşan nüfus, uygun koşullar oluştuğunda askeri ve siyasi müdahalenin meşruiyet gerekçesi haline gelebilmektedir. Bu nedenle Letonya’nın attığı adım, liberal normlarla çelişse dahi Baltık ülkeleri açısından bakıldığında daha önceki tecrübelere dayanarak bir önleyici savunma yöntemi olarak değerlendirilebilir. Dil politikası ve soydaşlık bağı vurgusu Rusya'nın hakimiyet iddiasını ve yayılma endişesini körüklemiş, bu bağlamda kültürel bir tercih olmaktan çıkmış, güvenlik mimarisinin parçası haline gelmiştir. Rusya’nın, Avrupa’ya yayılma tehdidi ve ABD’nin bilhassa Avrupa savunmasından elini eteğini çekmesi endişeleri daha da arttırmış, ülkeler kendi başının çaresine bakmak için farklı yollar ve tedbirlere yönelmiştir.” 

“AVRUPA’NIN KENDİ İÇİNDE DAHİ BİRLİK VE GÜVEN DUYGUSU AŞINMIŞ DURUMDA”

Askeri gücün maximize edilmesinin yanı sıra, Rusya'nın kullanma ihtimali olan tüm argümanlara karşı tedbir yoluna da gidildiğinin görülmekte olduğunu vurgulayan Yeliz Albayrak, “Avrupa’nın kendi içinde dahi birlik ve güven duygusu ciddi manada aşınmış durumdadır. Ortak Avrupa değerleri ve normlar, uluslararası örgütler, değişen güç dengeleri ve ABD-Avrupa Paktı’nın çatırdaması tüm politik manzarayı ve müttefiklik anlayışlarının yeniden hesaplanması anlamına gelmekte ve Rusya yakın Baltık ülkeleri bu dönüşümün en sert ve en çıplak örneklerini sunmaktadır.” ifadelerini kullandı. 

RUSYA SAVAŞMADAN YIPRATMA VE BELİRSİZLİK ÜRETMEYİ Mİ UYGULUYOR?

Yeliz Albayrak, hali hazırda Ukrayna savaşı ile meşgul olan Rusya’nın, Baltık ülkelerine doğrudan askeri bir saldırı başlatmasının kısa vadede düşük bir ihtimal olsa da Rusya’nın, her duruma hazır olduğunu ve saldırılırsa karşılık vermeye hazır olduklarını sürekli dile getirmesinin dikkate değer olduğunu vurgulayıp, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “NATO üyesi olan Avrupa ve Baltık ülkelerinin kolektif savunma düsturu nedeni ile ne denli korunma altında oldukları sorgulanırken Rusya, NATO'nun, Rusya sınırına dayanmasından olan hoşnutsuzluğunu yıllarca dile getirmiştir. Estonya, Letonya ve Litvanya’nın, NATO üyesi olması Moskova’nın bu ülkere baskı uygulamayacağı anlamına gelmemektedir. Rusya, klasik askeri müdahale yerine hibrit savaş yöntemlerini tercih ederek, jeopolitik baskıyı sıcak tutmakta ve bölgeyi dikkatlice izlemektedir. Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, enerji baskısı, sınır ihlalleri ve psikolojik harp faaliyetleri Baltık ülkeleri için süregelen Rusya kaynaklı kaygılar haline gelmiştir. Kaliningrad merkezli askeri tatbikatlar gibi bu baskının askeri boyutunu sürekli hatırlatan sembolik mesajlar ile Moskova, savaşmadan yıpratmayı ve belirsizlik üretmeyi stratejik bir araç olarak kullanmaktadır.”

“AVRUPA BİRLİĞİ İÇİNDE GÜVEN BÜYÜK ÖLÇÜDE KAYBOLMUŞTUR”

Bu noktada asıl kırılganlığın Rusya’dan çok Avrupa’da olduğunu hatırlatan Yeliz Albayrak, “Avrupa Birliği içinde güven büyük ölçüde kaybolmuştur. Son dönemde gündeme getirilen ve ne zaman tamamlanacağı kesin olmayan SAFE gibi savunma ve dayanışma programları, gerçek bir caydırıcılık üretmekten kısa vadede oldukça uzak gözükmektedir.” dedi.

MAYIN DÖŞEME KARARI YALNIZCA RUSYA’YA VERİLMİŞ BİR MESAJ MI?

Yeliz Albayrak, Estonya ve Litvanya’nın sınır hatlarına mayın döşeme kararının, yalnızca Rusya’ya verilmiş askeri bir mesaj olmadığının altını çizerek, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Bu adım, Avrupa güvenlik mimarisinin fiilen çöktüğünün açık bir göstergesidir. Baltık ülkeleri bu kararla, kara mayınlarını yasaklayan Ottawa Sözleşmesi’nden fiilen uzaklaşmayı göze almıştır. Ottawa Sözleşmesi 1997’de imzalanıp 1999’da yürürlüğe girmiştir. Fakat yeni konjonktür ve ABD-Avrupa kopuşu ve hatta ABD-Rusya yakınlaşması, Ukrayna savaşında Rusya'nın kazandığı bölgelerin Rusya'ya bırakılması gibi etkenler sebebi ile Baltık ülkelerinin önceki mutabakatları etkisiz hale gelmektedir. Anlaşmanın amacı; kara mayınlarının üretimini, kullanımını, stoklanmasını ve transferini yasaklamak ve mevcut mayınların imhasını sağlamaktır. Fakat mevcut durum artık tamamen değişmiş, ülkeler kendi güvenlik önlemlerini alma yoluna gitmişlerdir. Baltık ülkelerinin bu normdan sapması aslında uluslararası düzenin, BM değerlerinin uluslararası hukukun, NATO Paktı’nın işlevsizliğinin kabullenilmesidir.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ İŞLEVSİZ HALE GELDİ”

Yıllardır zaten işe yaramayan ve etkili olmayan Birleşmiş Milletler sisteminin, Ukrayna Savaşı ile birlikte daha da işlevsiz hale geldiğini hatırlatan Yeliz Albayrak, “Güvenlik Konseyi veto mekanizması nedeniyle karar üretemeyen bir yapıya dönüşmüştür. Küresel düzeyde kolektif güvenlik fikri çökerken küçük ve sınırda yaşayan devletler kendi güvenliklerini kendileri sağlamak zorunda kalmaktadır.” ifadesini kullandı.

KARARLAR KITASAL BİR ANLAM MI TAŞIYOR?

Yeliz Albayrak, Baltık ülkelerinin aynı zamanda Arktik ve Kuzey Avrupa Güvenlik Hattı’nın güney kapısı olduğunu anımsatıp, şunları söyledi, “Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği ile birlikte Baltık coğrafyası, Arktik’ten Karadeniz’e uzanan yeni askeri hattın kritik bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle Baltık sınırlarında alınan her karar, yalnızca bölgesel değil, kıtasal bir anlam taşımaktadır. Bu sebeple sistemin kendilerini korumanın çok uzağında olduğunu fark eden ülkeler yeni hesaplamalar yapmaktadır.”

“RUS ASKERİ GÜCÜNÜN GERİ DÖNEBİLECEĞİ KORKUSU KALICI HALE GELMİŞTİR”

Rusya Ukrayna Savaşı’nın, klasik anlamda Baltık ülkelerine sıçramasının kısa vadede düşük bir ihtimal gibi gözükse de Baltık ülkeleri açısından Rusya tehdidinin tarihsel bir olgu olduğuna dikkat çeken Yeliz Albayrak, “1940 yılında Sovyetler Birliği, Molotov–Ribbentrop Paktı’nın gizli protokollerine dayanarak Estonya, Letonya ve Litvanya’yı işgal etmiş ve bu ülkeleri zorla SSCB’ye dahil etmiştir. Daha yakın tarihte, Ocak 1991’de Sovyet ordusu Litvanya’nın Vilnius kentinde televizyon kulesini ele geçirmek için müdahalede bulunmuş, 14 sivil hayatını kaybetmiştir. Bu olay, Baltık ülkelerinin kolektif hafızasında Rus askeri gücünün geri dönebileceği korkusunu kalıcı hale getirmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD AVRUPA’YI KENDİ BAŞINA MI BIRAKIYOR?

Yeliz Albayrak, Ukrayna Savaşı’nın, tarihsel korkuyu yeniden canlandırdığını ifade ederek, sözlerine şu satırları ekledi, “Avrupa’nın kararsızlığı, ABD’nin güvenlik garantileri konusundaki isteksizliği ve NATO’nun caydırıcılığına dair belirsizlikler, Baltık ülkelerini daha yeni savunma reflekslerine yöneltmektedir. ABD, önceliklerini Asya-Pasifik’e kaydırırken Avrupa’yı giderek daha fazla kendi başına bırakmaktadır.”

“KÜRESEL DÜZLEM ABD ÇİN VE RUSYA’NIN PAZARLIK ZEMİNİNE DÖNÜŞTÜ”

Bugün küresel düzlemin, ABD, Çin ve Rusya’nın kendi aralarında nüfuz alanlarını paylaştığı bir pazarlık zeminine dönüştüğünü aktaran Yeliz Albayrak, “Danimarka toprağı olan ve nato parçası olan Grönland’in bile Trump hükümeti tarafından isteniyor olması, Avrupa’nın yüzüne tokat gibi çarpmış, çıkarların artık her şeyin önüne geçtiğinin, gücü yetenin her şeyi yaptığının bir ilanıdır. Enerji kaynakları, ticaret yolları ve stratejik bölgeler hegemon güçlerin pazarlıklarının ana unsurları haline gelmiştir. Avrupa ise bu yeni tabloda çoğu zaman özne değil, pazarlık konusu olarak yer almaktadır.” diye konuştu. 

SİSTEMSEL ÇÖKÜŞÜN DOĞRUDAN YANSIMASI MI?

Yeliz Albayrak, Baltık ülkelerinde görülen sertleşmenin, ideolojik bir tercih değil, hayatta kalma refleksi olduğuna dikkat çekip, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Uluslararası ilişkiler literatüründe ‘Self-Help’ olarak tanımlanan kendi başının çaresine bakma olgusu, devletlerin kolektif güvenlik mekanizmalarına güvenemeyerek kendi savunmalarını kendilerinin üstlenmesi, yeni dönemin hâkim paradigması haline gelmektedir. Bugün Baltık ülkelerinde mayınlar, askerileşen sınırlar ve sertleşen siyaset, bu sistemsel çöküşün doğrudan yansımalarıdır.”