Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Rusya’nın nükleer silah çıkışı taraflar arasında gerginliği farklı bir aşamaya taşır mı?

Rusya’nın nükleer silah çıkışı taraflar arasında gerginliği farklı bir aşamaya taşır mı?

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev’in, İngiltere ile Fransa'nın Ukrayna'ya nükleer bomba vermesi durumunda, nükleer silah kullanacaklarına yönelik açıklamasını ve Ukrayna Rusya Savaşı’nda son durumu yorumlayan Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel, “Ukrayna’ya nükleer silah konuşlandırılması Rusya tarafından kırmızı çizginin aşılmasıdır. Bu da Moskova’nın taktik nükleer seçenekleri daha görünür biçimde gündeme getirmesine yol açabilir. Yine de geniş çaplı bir nükleer savaş ihtimali hâlâ oldukça düşüktür.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

Ukrayna Rusya Savaşı’nda 5’inci yıla girildi. Tarafların karşılıklı saldırıları ile devam eden savaşta, müzakere çalışmaları da sürdürülüyor. Ancak savaşın ne zaman sona ereceği, tarafların beklentilerinden vazgeçme üzerine atacağı adımlar ise hala tam olarak bilinmiyor. Savaş devam ederken, hayatını kaybedenler, şehirlerin yerle bir olması da savaşın acı yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

BM’DEN SİVİL ÖLÜMLERİ VE YARALILARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ise Ukrayna'daki savaşta şimdiye kadar 15 binden fazla sivilin öldürüldüğünü ve 41 binden fazla kişinin yaralandığını dünya kamuoyu ile paylaştı.

RUSYA’DAN İNGİLTERE VE FRANSA’YA NÜKLEER TEHDİT!

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de İngiltere ile Fransa'nın Ukrayna'ya nükleer bomba vermesi durumunda, nükleer silah kullanacaklarını vurguladı.

UKRAYNA RUSYA SAVAŞI’NDA SON DURUM

Peki Ukrayna Rusya Savaşı’nda son gelişmeler ne, Tarafların birbirlerinden istekleri neler, Daha fazla can kaybının yaşanmaması için hangi adımlar atılabilir, Kalıcı barışın sağlanması ve savaş halinin sona ermesi mümkün mü, Medvedev’in, nükleer çıkışı taraflar arasında gerginliği farklı bir aşamaya taşır mı? Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi. 

Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel

SAHADAKİ GENEL TABLO

Ukrayna Rusya Savaşı’nda dördüncü yılın geride bırakılıp, beşinci yıla girerken çatışmaların yoğun biçimde sürdüğünü aktaran Dış Politika Uzmanı Umur Tugay Yücel, “Kapsamlı bir ateşkes ya da kalıcı bir çözüm henüz sağlanmış değil. Sahadaki genel tabloya baktığımızda askeri ve ekonomik kapasite açısından Rusya’nın daha dayanıklı bir konumda olduğu görülüyor. Bu durumda bize personel takviyesi, savunma sanayii üretimi ve bütçe kaynakları ile 2026 boyunca operasyonları sürdürebilecek imkâna sahip olduğunu ortaya koyan bir Moskova’ya işaret ediyor.” şeklinde konuştu.

“RUS ORDUSUNUN İNİSİYATİFİ ELE GEÇİRDİĞİNİ SÖYLEMEK MÜMKÜN”

Umur Tugay Yücel, Rusya için savaşın kısa vadede sona ermeyeceğinin söyleyebileceğini belirterek şunları kaydetti, “Cephede Rus ordusu, füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla Ukrayna’nın askeri altyapısını ve stratejik noktalarını hedef almaya devam ediyor. Zaman zaman farklı bölgelerde düzenlenen bombardımanlar, Ukrayna’nın savunma kapasitesini oldukça zorluyor. Bugün sahada Rus ordusunun inisiyatifi ele geçirdiğini söylemek mümkün.” 

“ZAMAN UKRAYNA’NIN ALEYHİNE İŞLİYOR”

Ukrayna için azalan personel sayısı ve yerine yenilerini koyamamasının büyük bir soruna dönüşmek üzere olduğuna dikkat çeken Yücel, “Ayrıca Amerikan istihbarat, silah ve ekonomik yardımların gittikçe azaldığını görüyoruz. Böylece zaman Ukrayna’nın aleyhine işlerken Rusya’nın lehine akmaktadır. Tüm bunlara rağmen Ukrayna güçleri de hem kendi topraklarında savunma faaliyetlerini sürdürüyor hem de sınır ötesinde özellikle enerji ve petrol altyapısına yönelik dron operasyonları gerçekleştiriyor. Ancak mevcut tablo, kaynak sürekliliği ve ateş gücü bakımından Rusya’nın daha avantajlı bir pozisyonda bulunduğuna işaret ediyor.” ifadelerini kullandı. 

“UKRAYNA’NIN TEMEL TALEPLERİ ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜ VE EGEMENLİĞİN KORUNMASI”

Yücel, Ukrayna’nın temel taleplerinin, ülke bütünlüğü ve egemenliğin korunmasına dayandığını hatırlatarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, ülkesinin tek bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğini defalarca vurgulayarak işgal altındaki bölgelerin geri alınmasını ve en azından uluslararası tanınan sınırların korunmasını temel ilke olarak ortaya koyuyor. Kiev yönetimi, savaşın sona ermesi için güçlü ve bağlayıcı güvenlik garantileri talep ediyor. Özellikle Batılı ülkeler tarafından sağlanacak uzun vadeli taahhütlerin gelecekte olası saldırılara karşı caydırıcı bir mekanizma oluşturmasını istiyor. Bunun yanında Ukrayna askeri kapasitesini sürdürebilmek amacıyla Batı’dan modern silah sistemleri, ekonomik yardım ve lojistik desteğin devamını talep ediyor. Ukrayna yönetimi barış antlaşmasına açık olduğunu belirtmek ile birlikte bunun ancak işgal edilen toprakların iadesi ve somut güvenlik garantileri ile mümkün olabileceğini savunuyor.”

“RUSYA’NIN TEMEL İSTEKLERİ SAHADAKİ KAZANIMLARIN SİYASİ OLARAK KABUL EDİLMESİ”

Rusya’nın temel isteklerinin ise daha çok sahadaki kazanımların siyasi olarak kabul edilmesine dayandığını vurgulayan Yücel, “Moskova, müzakerelerde Ukrayna’nın özellikle Donbas gibi bazı bölgeler üzerindeki kontrolünden vazgeçmesini ve bu alanların statüsünü fiilen ya da resmen tanımasını istiyor. Kremlin bunu çatışmanın sona ermesi için ön koşul olarak dile getiriyor. Ayrıca Rusya, Ukrayna’nın NATO üyeliği hedefinden ve Batı ile güçlü askeri bağlar kurma politikasından vazgeçmesini talep ediyor. Moskova yönetimi, savaşı aynı zamanda Batı ile yaşanan daha geniş ölçekli bir güvenlik mücadelesi olarak çerçevelendiriyor ve uluslararası güvenlik düzeninin yeniden tanımlanması gerektiğini savunuyor. Bu yüzden Batı’nın Ukrayna’ya verdiği askeri desteğin Rusya’nın stratejik güvenliğini tehdit ettiğini öne sürüyor.” dedi. 

DAHA FAZLA CAN KAYBININ YAŞANMAMASI İÇİN ATILABİLECEK ADIMLAR

Yücel, ateşkes ve askerî gerilimi azaltmaya yönelik adımların, öncelikle koşullu ya da aşamalı bir ateşkes modeliyle başlayabileceğini belirterek, sözlerine şu satırları ekledi, “Bu çerçevede ilk etapta belirli cephe hatlarında yerel ateşkes ilan edilmesi ardından kapsamlı ve genel bir ateşkese geçilmesi mümkün olabilir. Özellikle enerji altyapısı ve şehir merkezlerine yönelik saldırıların karşılıklı olarak durdurulması iki taraf içinde sivil kayıpların azaltılması açısından kritik önem taşır. Bunun yanında tampon ya da silahsızlandırılmış bölgeler oluşturularak kritik yerleşim alanlarının çevresinden ağır silahların geri çekilmesi ve bu sürecin uluslararası gözlemciler tarafından denetlenmesi gerilimi düşürebilir. Uzun menzilli saldırıların sınırlandırılması da önemli bir adımdır. Ki füze ve insansız hava aracı saldırılarının karşılıklı olarak azaltılması ya da askıya alınması ve hastane, enerji tesisleri ile su şebekeleri gibi sivil altyapının “dokunulmaz alan” ilan edilmesi can kayıplarını ciddi ölçüde azaltabilir. Bu tür düzenlemeler geçmişte Birleşmiş Milletler ve AGİT gibi kurumların gözetiminde farklı çatışmalarda uygulanmıştır.”

“SİVİLLERİN KORUNMASINA YÖNELİK İNSANİ ÖNLEMLER DE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”

Sivillerin korunmasına yönelik insani önlemlerin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Yücel, “Kuşatma altındaki ya da yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerden sivillerin güvenli şekilde tahliye edilebilmesi için insani koridorların oluşturulması ve yardım kuruluşlarının kesintisiz erişiminin sağlanması gerekir. Düzenli savaş esiri takasları ve kayıp siviller ile askerler için ortak komisyonların kurulması insani güven artırıcı adımlar arasında yer alır.” diye konuştu. 

ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI’NIN KRİTİK ROLÜ!

Yücel, enerji santralleri ve nükleer tesisler için özel güvenlik mekanizmalarının oluşturulması ve teknik denetim sağlanmasının önemli olduğunu, bu noktada Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi kurumların rolünün, kritik olabileceğini de sözlerine ekledi. 

“TOPRAK MESELESİ KALICI BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELLERDEN BİRİ”

Toprak meselesinin, kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıktığını dile getiren Yücel, sözlerine şu satırları ekledi, “Rusya, 2014’te ilhak ettiği Kırım ve 2022 sonrasında kontrol altına aldığı bölgelerin statüsü konusunda geri adım atmayacağı ortadadır. Ukrayna ise toprak bütünlüğünden taviz vermeye yanaşmıyor. Bu karşılıklı ve sıfır-toplamlı pozisyon tarafların uzlaşma alanını ciddi biçimde daraltıyor ve barış ihtimalini zorlaştırıyor.”

SAVAŞ SADECE İKİ ÜLKE ARASINDA DEĞİL!

Yücel, bir diğer temel sorunun güvenlik mimarisi meselesi olduğuna dikkat çekip, “Ukrayna, Batı’dan güçlü ve bağlayıcı güvenlik garantileri talep ederken, Rusya Ukrayna’nın NATO üyeliğine kesin biçimde karşı çıkıyor. Çünkü Rusya bunu varoluşsal bir tehdit olarak tanımlıyor. Bu durumda savaşın yalnızca iki ülke arasındaki olmadığını tam tersi Rusya ile Batı arasındaki daha geniş güvenlik dengesi mücadelesinin parçası olduğunu gösteriyor.” ifadelerine yer verdi.  

“TARAFLARIN İÇ POLİTİK DENGELERİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER YAŞANMADIKÇA…”

Yaşanan süreçte iç ve dış siyasi değişimlerin de belirleyici olabileceğini söyleyen Yücel, sözlerini şu şekilde devam ettirdi, “Tarihsel olarak birçok savaşta lider değişimi, ekonomik yıpranma ya da kamuoyu baskısı kritik sonuçlar yaratmıştır. Tarafların iç politik dengelerinde önemli değişimler yaşanmadıkça kalıcı ve kapsamlı bir uzlaşmaya ulaşmak zor gözüküyor. 2026 yılı içinde kısa vadede tam kapsamlı bir kalıcı barış ihtimalinin düşük olduğunu söylemekle birlikte orta vadede belki bir ateşkesin mümkün olabileceğini hatırlatmak isterim. Ancak en önemlisi ise uzun vadede barışın tarafların maksimum hedeflerinden geri adım atmasına bağlı olduğu bir gerçektir.”

KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNİ SARSABİLECEK GELİŞME!

Yücel, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev’in, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya nükleer silah göndermesi gibi bir senaryonun gerçekleşmesi halinde Rusya’nın nükleer silah kullanabileceğini ifade ettiğini hatırlatarak, “Böyle bir ihtimal mevcut savaşın niteliğini kökten değiştirebilecek ve küresel güvenlik mimarisini de sarsabilecek bir gelişme anlamına gelir. Eğer İngiltere ve Fransa Ukrayna’ya nükleer silah transfer ederse Moskova bunu doğrudan stratejik tehdit ve savaşa fiili nükleer unsur dahil edilmesi olarak değerlendirecektir. Bu durumda Kremlin, söz konusu adımı kendi güvenliğine yönelik varoluşsal bir tehdit görecektir.” şeklinde yorumladı. 

“GENİŞ ÇAPLI BİR NÜKLEER SAVAŞ İHTİMALİ OLDUKÇA DÜŞÜK”

Ukrayna’ya nükleer silah konuşlandırılmasının, Rusya tarafından kırmızı çizginin aşılması olacağını belirten Yücel, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Bu da Moskova’nın taktik nükleer seçenekleri daha görünür biçimde gündeme getirmesine yol açabilir. Yine de geniş çaplı bir nükleer savaş ihtimali hâlâ oldukça düşüktür. Daha olası senaryo, sertleşen söylemler eşliğinde caydırıcılığın karşılıklı olarak artırılması ve fiili kullanım eşiğinin korunmaya çalışılmasıdır.”