Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Soykırımcı Netenyahu ABD’de tutuklanabilir mi?

Soykırımcı Netenyahu ABD’de tutuklanabilir mi?

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, işgalci İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netenyahu’yu tutuklama kararına rağmen ABD’nin Netenyahu’yu tutuklama durumunu değerlendiren Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Muhammed Demirel, “ABD, Roma Statüsü’nü imzalamış, ancak onaylamamıştır. Dolayısıyla ABD, Roma Statüsü’ne taraf devlet değildir ve Roma Statüsü’nün iş birliği hükümleriyle bağlı değildir. Bu bakımdan Netanyahu ABD’ye gittiğinde ABD’nin Roma Statüsü gereğince onu tutuklama yükümlülüğü bulunmamaktadır.” dedi.

RÖPORTAJ: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 21 Kasım 2024 tarihinde Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle işgalci İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netenyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama kararı vermesinin ardından; soykırımcı Netenyahu, UCM’nin kararına rağmen tutuklama endişesi olmadığını vurgulayıp, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) için ABD’nin New York kentine gideceğini duyurdu.

UCM’NİN SOYKIRIMCI NETENYAHU’NUN TUTUKLANMASI KARARINA İLİŞKİN MERAK EDİLENLER

Peki Soykırımcı Netenyahu hakkında UCM tarafından verilen tutuklama kararının sonuçları nelerdir, Soykırımcı Netenyahu, ABD’de tutuklanabilir mi, UCM kararının hayata geçirilmemesi UCM’nin bir işe yaramadığının kanıtı mı, Soykırımcı Netenyahu’ya dünyanın farklı ülkelerinden gelen tepkiler göz önünde olmasına rağmen soykırımcı Netenyahu neden bu kadar rahat davranabiliyor? Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Muhammed Demirel, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi. 

 Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Muhammed Demirel

ROMA STATÜSÜ’NE TARAF DEVLETLER NETENYAHU’YU UCM’YE TESLİM ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) işgalci İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netenyahu’yu tutuklama kararının; uluslararası düzeyde bir geçerliliğe sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Muhammed Demirel, “Roma Statüsü’ne taraf devletler, Netanyahu kendi ülkelerine girdiğinde, kural olarak onu yakalayıp UCM’ye teslim etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, UCM’nin temelini teşkil eden Roma Statüsü'nün 59. maddesi ve 9. Kısmındaki iş birliği hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte özellikle vurgulamak gerekir ki Mahkeme, kararı kendisi icra edemez.” ifadelerini kullandı. 

YAKALAMA TAMAMEN DEVLETLERİN İŞ BİRLİĞİNE BAĞLI

Doç. Dr. Demirel, yakalamanın tamamen devletlerin iş birliğine bağlı olduğunu vurgulayıp, şunları kaydetti, “Bu nedenle kararın uygulanması hukuken mümkün olmakla birlikte fiilen devletlerin iradesine bağlıdır. Bu noktada İsrail’in UCM’nin yargı yetkisini tanımaması bir anlam ifade etmez, suçları işlediği ülke Filistin Statü’ye taraf olmuştur. Bu nedenledir ki Netenyahu’nun Roma Statüsü’ne taraf ülkelere seyahat etmesi hukuken risk içermektedir.”

“ABD’NİN TUTUKLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMAMAKTADIR”

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Roma Statüsü’nü imzaladığını ancak onaylamadığını hatırlatan Doç. Dr. Demirel, “Dolayısıyla ABD, Roma Statüsü’ne taraf devlet değildir ve Roma Statüsü’nün iş birliği hükümleriyle bağlı değildir. Bu bakımdan Netenyahu ABD’ye gittiğinde ABD’nin Roma Statüsü gereğince onu tutuklama yükümlülüğü bulunmamaktadır. Peki ABD isterse onu UCM adına tutuklayabilir mi? Biliyorsunuz ki New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, geçenlerde Netenyahu’nun şehrine adım atar atmaz tutuklanması yönünde emir vermeye yetkisi olup olmadığını hukukçu danışmanlarına sorduğu ve yetkisi varsa tutuklama emri vereceği yönünde açıklamalar yapmıştı. Ne yazık ki Zohran Mamdani’nin böyle bir yetkisinin bulunmadığını ve bunu da hukukçu danışmanlarına sormasına da gerek olmadığını kendisinin gayet iyi bildiğini düşünüyorum. Nitekim Mamdani, sonrasında böyle bir yetkisi olmadığını, bu yetkinin hükümete ait olabileceğini açıkladı.” şeklinde konuştu. 

“PUTİN HAKKINDA DA TUTUKLAMA İŞLEMİNİ TESİS ETME YOLUNA GİTMEZ”

Doç. Dr. Demirel, ABD iç hukuk sisteminde Netehyahu’nun ABD’de tutuklanıp UCM’ye teslim edilmesini sağlayabilecek düzenlemeler bir yana buna engel teşkil edebilecek özel düzenlemeler olduğunu özellikle vurgulamak gerektiğine dikkat çekerek, şunları aktardı, “Daha açık bir ifadeyle ABD’de, kurumların UCM ile iş birliğini önemli ölçüde sınırlandıran düzenlemeler bulunmaktadır. Bu nedenle Netenyahu şöyle dursun, ABD hükümetinin Putin hakkındaki iradesi gayet açık olduğundan söylüyorum bunu, ABD’nin Putin hakkında dahi böyle bir tutuklama işlemini tesis etme yoluna gitmeyeceğini belirtebilirim.”

“UCM’NİN BİR İŞE YARAMADIĞININ KANITI DEĞİL”

Soykırımcı Netenyahu’nun, ABD’de tutuklanmamasının, UCM’nin bir işe yaramadığının bir kanıtı olarak gösterilemeyeceğini dile getiren Doç. Dr. Demirel, “Zira ABD, UCM’ye taraf değil. Ancak UCM’nin işlevinin günümüz dünyasında zayıf olduğunu gösteren başka deliller pekâlâ mevcuttur. Nitekim Netenyahu’nun 3-6 Nisan 2025 tarihlerinde Macaristan’a yaptığı resmi ziyarette tutuklanmaması bunun en önemli örneğidir. Macaristan, o tarihte Roma Statüsü'ne taraf bir devletti. Dolayısıyla Macaristan’ın UCM’nin tutuklama talebini yerine getirip Netenyahu’yu yakalaması ve Mahkemeye teslim etmesi bekleniyordu. Ancak Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, ziyaret öncesinde Netenyahu’nun tutuklanmayacağını açıkça ilan etmiş ve onu resmî olarak davet etmişti. Netenyahu Macaristan’da bulunduğu süre boyunca tutuklanmadı ve ülkeden ayrıldı. Aynı ziyaret sırasında Macaristan hükümeti, Roma Statüsü’nden çekilme sürecini başlatacağını da duyurdu. Bunun üzerine ICC, Macaristan'ın Roma Statüsü’nden doğan iş birliği yükümlülüğünü ihlal etmiş olabileceği gerekçesiyle Roma Statüsü'nün 87(7). Maddesi kapsamında bir süreç başlattı ve Macaristan'dan savunmasını istedi. Tüm bunların somut bir yaptırımı ya da sonucu var mıdır? Görünen o ki bu tür konularda uluslararası nitelik arz etmesinden mütevellit olsa gerek en nihayetinde kararı siyasi irade vermektedir.” ifadelerine yer verdi. 

“İSLAM İŞ BİRLİĞİ TEŞKİLATI’NIN DAHİ TEPKİLERİ ZAYIF”

Soykırımcı Netenyahu’ya dünyanın farklı ülkelerinden gelen tepkiler göz önünde olmasına rağmen soykırımcı Netenyahu’nun rahat davranma durumunu değerlendiren Doç. Dr. Demirel, şunları ifade etti, “Dünyada tam anlamıyla bir birliğin olmadığını düşünüyorum. Binlerce masum çocuğun öldürüldüğü bir yerde dahi ülke liderleri bir araya gelip dik duruş sergileyemiyorlarsa buradan bir neticenin elde edilmesi mümkün olamaz. En basitinden İslam İş birliği Teşkilatı’nın dahi tepkilerinin zayıf kaldığını, kendi içerisinde tam bir ittifak oluşturamadığını gördük, görüyoruz.” 

TÜRKİYE’NİN TEK BAŞINA NE DENLİ MÜCADELE YÜRÜTTÜĞÜNÜ ORTAYA KOYAN HUSUSLAR

Doç. Dr. Demirel, birçok ülkenin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin ortaya koyduğu çabayı gösterebilmiş olması durumunda bugün dünyada bambaşka bir tablo ile karşı karşıya olunabileceğine dikkat çekip sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Öyle ki Türkiye’nin, İsrail terör devletinin Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma dair birçok delil sağladığını, Güney Afrika’ya da bu konuda destek sağladığını biliyoruz. Keza Türkiye’de Sumud Filosu bağlamında Netenyahu ve birçok kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım suçu, mala zarar verme, nitelikli yağma, kasten yaralama, eziyet etme, ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açıldı. Nihayet en son yakın zamanda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sumud Filosu davası kapsamında mahkeme, sanıklardan Netenyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi ki bunlar Türkiye’nin tek başına ne denli bir mücadele yürüttüğünü ortaya koymaktadır.”