Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Tarihsel olarak en önemli BM Toplantıları’ndan birine şahitlik edilecek

Tarihsel olarak en önemli BM Toplantıları’ndan birine şahitlik edilecek

ABD’nin New York kentinde 22-26 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan BM Genel Kurul Toplantısı’nın tarihsel olarak en önemli BM toplantılarından biri olacağını belirten Dr. Ufuk Necat Taşçı, “Dünyadaki dengelerin kırılganlığı temelinden sarsılmış durumda. Kurallara dayalı düzenin ilk andan itibaren çeşitli suistimallere uğradığı ve yeri gelip bir statükodan öteye geçemediği elbette ki gerçek. Ancak insanlığın küresel sisteme olan inancının tamamen yitirildiği bir süreçteyiz. Bu sürece son yıllarda yaşanan savaşlarla beraber içerisine girdiğimiz aşırı güvenlikçi bir iklim eşlik ediyor.” dedi.

RÖPORTAJ: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 26 Haziran 1945 tarihinde imzalanması sonucunda BM resmi kısaltmasıyla uluslararası barış ve güvenliği korumak, devletler arasında dostane ilişkiler geliştirmek, uluslararası işbirliğini teşvik etmek ve bu hedeflere ulaşmak için devletlerin eylemlerini uyumlaştırma merkezi olarak hizmet etmek amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler; 193 üye ve 2 gözlemciden üyeden meydana gelirken; veto yetkisine sahip 5 daimî üye ise Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa'dan oluşmaktadır.

HAKLIDAN DEĞİL GÜÇLÜDEN YANA!

BM kurulduğu günden bugüne kadar haklıdan yana değil güçlüden yana tavır alarak görevini tam anlamıyla yerine getiremeyen bir oluşum olarak varlığını sürdürüyor. Yakın tarihe bakıldığında BM, Bosna başta olmak üzere; Irak, Afganistan, Doğu Türkistan, Arakan, Somali, Myanmar, Gazze, Venezuela, İran gibi ülkelerde yaşanan soykırım, hukuk tanımazlık gibi eylemlere karşı tepkisiz kalışı ile insanlık tarihine kara leke olarak geçti.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN 5 DAİMÎ ÜYEYE TEPKİ: DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz dönemlerde dile getirdiği ve her platformda da dile getirmeye devam ettiği “Dünya Beşten Büyüktür, Daha Adil Bir Dünya Mümkün.” çıkışı da BM’de yaşanan sorunun tespiti noktasında kilit taşlarından biri olarak karşımıza çıkmakta.

“GÜVENİ YENİDEN TESİS ETMEK DÖNÜŞÜMÜ YÖNETMEK: HERKES İÇİN SONUÇ VEREN BİR BM”

Ukrayna-Rusya Savaşı, İşgalci İsrail’in soykırımcı Başbakanı Netanyahu’nun Gazze ve Filistin’e yönelik saldırıları, ABD-İran Savaşı, yaşanan savaş ve saldırılar sonucunda insanların hayatını kaybettiği, yaralandığı, küresel anlamda maddi ve manevi krizlerin yaşandığı bir zaman diliminde, gözler 22-26 Eylül 2026 tarihlerinde ABD’nin New York kentinde “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM” temasıyla gerçekleştirilecek BM Genel Kurul Toplantısı’na çevrildi. 

ERDOĞAN-TRUMP NEW YORK’TA GÖRÜŞECEK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da konuşmacı olarak katılacağı toplantı öncesi ABD’nin Ankara Temsilcisi Tom Barrack ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın, BM Genel Kurulu marjında New York’ta görüşeceğini açıkladı. Erdoğan-Trump arasındaki yüz yüze görüşme en son 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nde gerçekleşmişti. 

BM GENEL KURULU’NDA ELE ALINACAK KONULAR

Peki BM Genel Kurul Toplantısı’nın gündeminde hangi başlıklar var, Türkiye hangi konuları dile getirecek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump ne konuşacak, Dünya barışını sağlamak amacıyla kurulan BM’nin; geçmişten bugüne haklıdan yana değil güçlüden yana tavır aldığı, yaşanan onca savaş ve zulümlere karşı etkisiz kalışına bakınca BM misyonunu tamamladı mı? Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi. 

Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı

“DÜNYADAKİ DENGELERİN KIRILGANLIĞI TEMELİNDEN SARSILMIŞ BİR DURUMDA”

Tarihsel olarak en önemli BM toplantılarından birisine şahitlik edileceğini aktaran Dr. Ufuk Necat Taşçı, “Dünyadaki dengelerin kırılganlığı temelinden sarsılmış durumda. Kurallara dayalı düzenin ilk andan itibaren çeşitli suistimallere uğradığı ve yeri gelip bir statükodan öteye geçemediği elbette ki gerçek. Ancak insanlığın küresel sisteme olan inancının tamamen yitirildiği bir süreçteyiz. Bu sürece son yıllarda yaşanan savaşlarla beraber içerisine girdiğimiz aşırı güvenlikçi bir iklim eşlik ediyor.” ifadelerini kullandı. 

“YAŞADIĞIMIZ ATMOSFER İYİMSER OLMAMIZIN ÖNÜNE GEÇİYOR”

Dr. Taşçı, artık büyük güçler siyaseti döneminde olduğumuzu belirterek şunları aktardı, “Çok kutuplu bir dünya düzenine geçişin, bunun sancılarının ve bunun gerçekleşmesinin önüne geçmek isteyenlerin ürettiği sorunlar insanlığın önünde duruyor. BM Genel Kurul Başkanı Khalilur Rahman’ın Anadolu Ajansı’na verdiği röportajdaki mesajları kıymetli ancak artık bu mesajlar uluslararası kamuoyu tarafından, söyleyenin kimliğine bakmaksızın önemli bulunmuyor. ‘Güveni restore etmek, dönüşümü yönetmek’ ve ‘bunu herkes için gerçekleştiren bir BM’ sloganları idealist bir perspektif sunsa da yaşadığımız atmosfer iyimser olmamızın önüne geçiyor.”

“İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI DÜZENİN EN ÇETREFİLLİ KONULARI GÖRÜŞÜLECEK”

Tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu gereksinimlerin özeti olarak telakki edebilecek bir slogan kullanılan BM Genel Kurulu’nda, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenin en çetrefilli konularının görüşüleceğini vurgulayan Dr. Taşçı, “Özellikle nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması BM’nin temel hedefi olarak telakki edilirken, dünya nükleer savaş da dahil birçok riski içerisinde bulunduran bir konjonktürle yüzleşiyor. Buna ek olarak silahlı çatışmalar, iklim değişikliği ve küresel adaletsizliklerin de konuşulacağı bir BM Genel Kurulu bekleniyor. Hakeza BM Güvenlik Konseyi’nin Arap liderlerle gayri resmî bir görüşme yapabileceği, İran ve Ukrayna meselesinin özellikle ele alınacağı konuşuluyor.” şeklinde konuştu. 

“ÇÖZÜM ÜRETME İHTİMALİ ÇOK ZAYIF”

Dr. Taşçı, konuşulacak konulara küresel sistemin kalbi olarak görülen BM’nin bir çözüm üretme ihtimalinin çok zayıf olduğunu belirterek, şunları kaydetti, “Zira güncel iki örnek verecek olursak; Rusya’nın Ukrayna savaşına dair süreçlerde veto hakkını kullanabildiği, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama emri çıkarılan soykırımcı Netanyahu’nun genel kurulda konuşma yapabildiği bir sistemin kimsenin sadrına şifa bir çözüm üretmeyeceğini biliyoruz.”

“TÜRKİYE YİNE İNSANLIĞA VİCDAN ÇAĞRISINDA BULUNACAK”

Türkiye’nin yıllardır, henüz yaşanan fırtınalar kopmadan çok öncesinde başlattığı sistemsel reform çağrısının günümüzde yaşananlar, Gazze’deki soykırım ve Batı Şeria’daki yerleşimci terörü, İsrail’in bölgeyi ve insanlığı sürüklediği uçurum özelinde tekrar hatırlatacağını dile getiren Dr. Taşçı, “Ayrıca Ukrayna’daki savaş, Küresel Güney’e dair meseleler ve Suriye gibi konularda Ankara’nın bugüne kadar doğrulanan tezlerini yine insanlığa izah edecek, bir çözüm reçetesi sunacaktır. Bugüne kadar sırf Türkiye söylüyor diye önyargılı yaklaşılan önerilerin, bugün yapılsaydı sahadaki krizlere nasıl çare olacağı ortadayken, Türkiye yine insanlığa küresel ve bölgesel sorunların çözümü için bir vicdan çağrısında bulunacak bence.” değerlendirmesinde bulundu. 

“ABD’NİN TÜRKİYE’YE İHTİYACI ARTMIŞ DURUMDA”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşecek görüşme hakkında konuşan Dr. Taşçı, şunları ifade etti, “Özellikle Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, İsrail’in soykırımı ve İran’ın kendisine yapılan saldırılara karşılık olarak İsrail hariç tüm Müslüman ülkeleri hedef alması neye hizmet ediyor Türkiye bunun farkında. Dolayısıyla Türkiye daha önce Suriye’de yıllarca bekleyip 10 günde çözdüğü bir vakanın güçlü referansı ile ABD nezdinde hem bölgede hem de küresel denklemde en önemli aktörlerden birisi. ABD’nin Batı Yarımküre’ye dönüş, Çin ile mücadele ve iktisadi sorunlarını halledebilme öncelikleri doğrultusunda bu bölgede ve ötesinde Türkiye’ye ihtiyacı artmış durumda. Yaptırımlar, F-35 süreci, siyasi meseleler ve birçok konu iki lider arasında konuşulacaktır. ABD’de ciddi bir kesimin, başta Başkan Yardımcısı JD Vance’in dahi yaka silktiği Netanyahu İsrail’ini dengeleme sürecinin de gündemin tepesinde yer alacağını düşünüyorum. Dolayısıyla açık kaynaklara yansıyanın çok ötesinde, birçok dosyanın birçok perspektiften ele alınacağı ve tarihsel anlamda önemli kırılmalara vesile olabilecek mahiyette bir görüşme olabilir. ABD’nin İsrail’i dizginleyememesi durumunda Türkiye’nin atabileceği adımlardan küresel güvenlik mimarisindeki yeni pozisyonlanmaya kadar birçok hususta görüşmeler olacaktır.”

“HERKES SİSTEMİN REFORME EDİLMESİ GEREKTİĞİNİN FARKINDA”

BM’nin yaşanan onca savaş ve zulümlere karşı etkisiz kalışına bakıldığında BM’nin misyonunu tamamlama durumunu yorumlayan Dr. Taşçı, “Evet, maalesef bu konuda hafızamızda yer edinen olaylar BM’ye dair birçok önyargımızın temelini teşkil ediyor. BM’nin kuruluşundan itibaren İsrail’in yayılmacı politikaları, soykırımları ve uluslararası hukukun kadim metinlerini ayaklar altına aldığı bir sürece tanıklık edildi. Buna Bosna’da, Somali’de, Libya’da ve birçok bölgede yaşananlar eklendiğinde, BM’nin ‘istisnacılık’ üzerinden İsrail’e ve bazı aktörlere sağladığı subjektif destek, daha doğrusu suskunluk, sisteme dair inancı küresel olarak zayıflattı. Esasen kurulduğu günden beri bu sorunlarda ve temsiliyet, reform gibi hususlarda birçok itiraz ile karşılaşan BM ise bu çağrılara hep sessiz kaldı. Yapısal anlamda dişe dokunur reform olarak addedebileceğimiz yegâne adım 1960'larda yaşandı, özellikle BMGK üye sayısı 15’e çıkarıldı ancak 5 daimi üye ve veto haklarının sabit kaldığı bir düzlemde BMGK üye sayısını veto hakkı olmayan ülkelerle genişletmek haliyle nihai bir çözüm getirmedi. 1992’deki girişimler ve 1997’deki Razali Planı da sonuçsuz kaldı. Herkes bir şekilde sistemin reforme edilmesi gerektiğinin farkında ancak beş ülkenin sistem içerisinde kendi lehlerine işleyen statükoyu bozmak istememesi gibi hususlar daima galebe çaldı. Üstüne üstlük, son dönemde sistemin kurucu aktörü ABD’nin BM organlarına finansal desteğini çektiği ve Çin ile mücadelede ‘hukuki’ kaygılarını arka plana attığı bir konjonktüre girdik.” ifadelerine yer verdi.  

“AYAKTA KALIP KALAMAYACAĞINI DAHA ÇOK SORGULAMAMIZ GEREKEN BİR SÜREÇTEYİZ”

Dr. Taşçı, yaşananlar dolayısıyla BM’nin reformundan ya da küresel sistemin efektifliğinden ziyade, sistemin ayakta kalıp kalamayacağını daha çok sorgulamamız gereken bir süreçte olduğumuzun altını çizerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Temsiliyet eksikliği, statükocu veto sistemi, savaş ve krizlerde siyasi nüfuz ve küresel güçlerin etkisi altında alınan kararlar, alınan veballer, çözülemeyen meseleler BM’yi ve imajını yerle bir etti. Sistemin kurucu aktörü ABD’nin en büyük destekçisi olduğu İsrail’in savaş suçlusu yöneticilerinin yargılanamadığı, BM misyonlarına yönelik saldırı yaptıklarında dahi cezalandırılamadığı bir sistem hiç kimseye güven telkin etmiyor. Artık güçlünün haklı olduğu, siyasi ve askeri kapasitesi yüksek aktörlerin sözünün ciddiye alındığı bir konjonktürde, küresel sistemin içerisinden bulunduğu krizler ve karanlık geçmişinden sıyrılıp bir devrime imza edeceğine inanmak maalesef fazlasıyla naif bir çaba.”