Yeni Birlik Gazetesi Röportaj TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş açıkladı! Yasal düzenlemeler ramazan sonrası

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş açıkladı! Yasal düzenlemeler ramazan sonrası

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, aralarında gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Okan Sarıkaya'nın da bulunduğu medya kuruluşlarının yöneticileriyle bir araya geldiği İstanbul'daki Filizi Köşk'te dün akşam düzenlenen iftar programı sonrası değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye kapsamında onaylanan ortak rapor sonrası yasal düzenlemelere ilişkin ramazan sonrasını işaret etti. Raporu, “mihenk taşı” olarak niteleyen Kurtulmuş, "Türkiye için önemli bir hayati eşikti. Bu eşiği aştık." ifadesini kullandı.

Suriye'nin yeniden toparlanması ve Türkiye'yi ilgilendiren terör meselesinin çözümü konusundaki rolüne dikkati çeken Kurtulmuş, "Suriye'deki gelişmeler bizim için de fevkalade önemli, fevkalade olumlu şekilde seyrediyor." diye konuştu.

Suriye ile ilgili üç temel tercihi dile getirdiklerini aktaran Kurtulmuş, "Bunlardan birisi yeni Suriye yönetiminin mutlaka kapsayıcı, kuşatıcı olması, etnik anlamda, mezhebi anlamda Suriye halkını kuşatan bir anlayışla yönetimi gerçekleştirmesi. İkincisi, Suriye'deki silahlı grupların mevcut yeni yönetimin içerisinde entegrasyonunun sağlanması ve üçüncüsü de Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, sağlanması." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, bölge üzerinde Türkiye'nin emperyal planı olanlardan farkına vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar bu bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istiyor, biz Türkiye olarak bu bölgenin daha fazla derlenip toparlanmasını, daha fazla entegrasyonunu ve daha fazla birlik beraberliğini temin etmek için mücadele ediyoruz. Bunu sadece Suriye için söylemiyorum, bütün bölge için söylüyorum. Geçen seneden bu yana bu anlamda bir olumlu gelişmenin yaşandığını hep beraber görüyoruz."

Geçen ramazan ayından bu yana gerçekleşen ikinci olumlu gelişmenin ise "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılan adımlar olduğuna değinen Kurtulmuş, bu çerçevede 2024 yılının 26 Ağustos'undan bu yana önemli gelişmeler kaydedildiğini aktardı.

Sürece ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarını anımsatan Kurtulmuş, açıklamalarla yeni bir dönemin kapısının aralandığını belirtti.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısında bulunmasıyla örgüt yönetiminin toplanarak kendisini feshettiğini belirten Kurtulmuş, geçen yıl temmuz ayında da PKK'dan bir grubun Irak'ın Süleymaniye kentinde silahlarını imha ettiğini hatırlattı.

Bu gelişmelerin ardından TBMM'de "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, Komisyonun çarşamba günü de nihai raporunu hazırlayarak çalışmalarını tamamladığını dile getirdi.

Yaşanan sürecin kolay bir süreç olmadığını kaydeden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"5 Ağustos'tan itibaren 21 toplantı yaptık. Bu toplantıların hepsinde partilerin oldukça yapıcı bir şekilde hareket ettiğini ifade etmek isterim. Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreci geride bıraktık."

- "Gerekli adımların iyi niyetle, sabırla ve kararlılıkla sürdürülmesi lazım"

Kurtulmuş, Komisyon tarafından hazırlanan raporun bundan sonra yapılacaklar konusunda mihenk taşı, bir çerçeve olduğunu savundu.

Komisyonda "bazı kararları nitelikli çoğunlukla, bazılarını ise ittifakla aldıklarını" söyledi.

Kurtulmuş, Komisyon raporunun tavsiye niteliğinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Özellikle 6'ncı ve 7'nci bölümde ortaya konulan teklifler tamamıyla tavsiye niteliğindedir ve bundan sonra buna imza atmış olan siyasi partiler bir araya gelerek, özellikle yasal düzenlemeler konusunda neler yapılabileceğini oturup müzakere edecekler, konuşacaklar ve sonuçta yine ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir."

Sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Kurtulmuş, "Türkiye için önemli bir hayati eşikti, bu eşiği aştık ama bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı bir çalışma dönemine ihtiyaç var." diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmelerinin ardından soruları yanıtladı.

Komisyon raporunun yasal düzenlemelere evrilmesiyle ilgili sürece ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"İlk sefer belki bu kadar zor bir konu, Komisyona havale edildi ve ilk adımında Komisyon raporu hazırlandı, başarılı bir sonuç elde edildi. Buradaki tavsiyeler, belki belli bir süre içerisinde gerçekleşecek tavsiyeler. Bunların bir öncelik sıralaması yapılır. Bunları yapacak olan da yine partilerdir."

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulmasına ilişkin öneriyle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, raporda, Türkiye'nin AİHM kararlarını en fazla uygulayan ülkelerden biri olduğunu, önerinin uygulanmayan bazı mahkeme kararları dolayısıyla uluslararası alandaki eleştirilerin kaldırılması için tavsiye edildiğini belirtti.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin kaçta kaçını geride bıraktık ne kadar yol aldık ne kadar yolumuz var?" sorusu üzerine, süreç ile ilgili çok mesafe alındığını söyledi.

Süreçte en önemli konulardan birinin terör örgütünün İmralı'dan gelen açıklamaya uyması ve yeni dönemin gereklerini yerine getirmek için adımlarını atması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Silahların hepsinin teslim edilmediğini biliyoruz, örgüt elemanlarının bir kısmı başka yerlere belki geçtiler ama onun için biz raporumuza 'kritik eşik' diye bir ifade koyduk. Örgütün tamamıyla kendisini tasfiye ettiğinin, silahları tamamıyla bıraktığının tespit edilmesi TBMM'nin işi değil. Bu, devletin güvenlik birimlerinin yapacağı bir şey ve bunu raporlayarak, bununla ilgili de yürütmenin içerisinde bunu takip edecek bir organizasyonun olmasını tavsiye ettik. Bunların da gözetimiyle birlikte sürecin iyi bir şekilde işleyeceğini düşünüyorum."

"Suriye'de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor" ifadesini kullanan Kurtulmuş, "Suriye'de aksi bir gelişme olsaydı bugün Türkiye'de biz belki başka bir şey konuşuyor olacaktık. Suriye meselesi de oradaki entegrasyon da iyi gidiyor ve on yıllardır söylediğimiz, bu bölge halklarının Kürtleriyle Araplarıyla, Suriyelilerin de Iraklıların da diğerlerinin de hepsinin yüzü Türkiye'ye, İstanbul'a, Ankara'ya dönük olsun. Bunu sağlayabilmek için biz dostluk elimizi uzatıyoruz. Yeni bir dönemin gereklerine uygun şekilde davranıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Silah bırakan terör örgütü mensuplarına ilişkin yasa ve süreçlere yönelik soruyu Kurtulmuş, "Burada esas olan, hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın. Kendini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını ilan eden örgüt bu. Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır." diye yanıtladı.

Kurtulmuş, kamuoyunda bir af algısının ortaya çıkmaması gerektiğini de vurguladı.

- "Kalan yolu kazasız belasız tamamlayacağız"

Yeni anayasa çalışmalarına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye giden yolda yerli, milli ve yeni bir anayasayla bu yolun taçlandırılabileceğini belirtti.

"Türkiye siyasetinin üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi de 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki bu konuda da bir anlayış birliği içerisinde çalışma yapılır" dedi.

Kurtulmuş, bir başka soruyu da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna toplum desteğine yönelik bir araştırma yaptırmadıklarını belirterek yanıtladı.

- "Toplumun büyük kesimi memnun"

Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenleme çalışmalarında ortak beklentileri karşılayacak yasaların hazırlanması için tüm partilerin yine bir araya geleceğini ve belli bir uzlaşının ortaya çıkacağını düşündüğünü ifade etti.

Süreci olumsuz etkileyecek risklerin her zaman olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şu açıklamalarda bulundu:

"Özellikle çarşamba gününden bu yana aldığımız bütün izlenimler, herkeste büyük bir memnuniyet var. O birtakım tedirginliklerin çoğunun da ortadan kalktığını düşünüyoruz. Toplumun büyük kesimi bundan memnun olmakla birlikte, 'Şu iş bir sarpa sarsa da Türkiye yine bu çıkmazın içine girse, yine terör ve şiddet sarmalı içerisinde dolaşsa' diyen karanlık odakların da olduğunu biliyoruz. Allah onlara fırsat vermesin ve provokasyonlardan da korusun."

"Komisyon çalışmaları sonunda açılım başarıya ulaşırsa muhalif çevrelerin kafasında 'gizli anayasa hazırlığı olacak' şeklinde bir kuşku var. Bu konuda net bir şey söyleyebilir misiniz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, kuşku üzerinden hareket etmenin siyaset için geçerli bir yol olmadığına işaret etti.

Kurtulmuş, "Her partinin anayasa hazırlığı olması başka bir şey, anayasayla ilgili gizli bir gündem olması başka bir şey. Benim bildiğim anayasayla ilgili herhangi bir gizli gündem yoktur. Anayasa konusunda da ne yapılacaksa yine açık bir şekilde halkın önünde olacak çünkü bir anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracaksınız? Bunlar akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlardır." ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Genel Kurul'daki yemin sırasında ortaya çıkan arbede görüntülere ilişkin soruya ise Kurtulmuş, görüntülerin Meclis'e yakışmadığını, o görüntülerin herkesi yaraladığını, ortaya konulan tavrı asla tasvip etmediklerini söyledi.

Türkiye'de kimin nasıl iktidar sahibi olacağı ve hangi görevlere nasıl atanacağının anayasal olarak belli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı da daha önce nasıl bakanları atadıysa aynı şekilde anayasaya göre bakanlarını atar ve o sürecin tamamlayıcı bir unsuru olarak da atanan bakanlar gelir, Meclis'te yeminini eder. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bize söylediği şey bu. Eleştirebilirsiniz, bakan yapılan kişiyi sevmeyebilirsiniz, onunla ilgili gösteri yapabilirsiniz, Meclis'in içerisinde sözlerinizi söyleyebilirsiniz. Bunların hepsine eyvallah ama 'ben yemin ettirmem' diyemezsiniz. Bu anayasaya aykırıdır, dolayısıyla bu hiç yakışmadı. Keşke bu tür görüntüler Türkiye'de olmasın. Kendi protestolarını yapıp süreci kayıtlara geçirerek keşke bitirebilselerdi. Maalesef olmadı."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonunun son toplantısı olan 21. toplantısının perde arkasında yaşananlara ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, 21. toplantıya gelinceye kadar çok sayıda arka kapı diplomasisi yaptıklarını, her şeyin öyle kolay şekilde olmadığını söyledi.

Komisyonun çalışmalarında birkaç önemli kritik nokta olduğunu aktaran Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bunlardan birisi CHP'nin özellikle bazı operasyonlardan sonra son derece hassas bir şekilde komisyona gelmesiydi. Onlara da komisyonda istediklerini, dilediği şekilde konuşma imkanını verdik. Böylece onlar da yaşadıklarını kayda geçirdiler. Bir başka önemli nokta, İmralı ziyareti meselesiydi. O da çok şükür önemli, pürüzsüz bir şekilde geçti ve CHP'nin oraya gitmemesini bir krize dönüştürtmedik. Yine en son rapor faslında partilerin muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. ve son toplantıdaki tutanakları da raporun sonuna, altıncı ek olarak koyduk. Böylece her parti kendi esas eleştirilerini orada dile getirmiş oldu ama aynı zamanda da 'evet' oyu verdi. Böylece o süreci de böyle rahat bir şekilde geçmiş olduk."

Kurtulmuş, "Meclis bu dönemi kapanmadan komisyonda öngörülen düzenlemeler yetişir mi?" şeklindeki soruya ise "Çok uzun bir süre verdiniz. Ben o kadar geçmeden hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Türkçede güzel bir laf var, 'Hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım." cevabını verdi.

- "ENDİŞEYİ YERSİZ GÖRÜYORUM"

Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun "anayasa üzerinde eşitlik, yurttaşlık kavramından alınıp etnik çerçevede görüldüğü"ne yönelik bazı eleştirilere ilişkin soruyu da cevapladı.

"Raporda Türk, Kürt, Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak görüyorum." diyen Kurtulmuş, raporda iki yerde Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü ve laik devlet yapısının çok açık bir şekilde vurgulandığının, bu konularda en ufak bir tartışmanın olmadığını kaydetti.

Siyasi konuları değerlendirirken işin bir de sosyolojisine bakılması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bizim yıllardır söylediğimiz, biz bir faraziyeden bahsetmiyoruz, bir asır evvel bu coğrafyada yine ağırlıklı olarak, diğer etnisiteler de var, diğer gruplar da var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar bu coğrafyada var ve adamlar geldiler birinci Sykes-Picot'da sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak'ta, yarısı Suriye'de, yarısı Türkiye'de kaldı." diye konuştu.

Emperyalistlerin Türk, Arap ve Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen halkları birbirine düşman yapamadığına dikkati çeken Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

"Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin. Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması, ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimini oluşturmasıdır. Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur. Ondan sonra herhangi birisi de 'Davut koridoru, buradan şunu açarım da yukarıya giderim, Türkiye'yi bölerim' diye bir rüya görmesin. Bizim söylediğimiz budur. Tabii ki bunun içinde Nusayri'si, Alevi'si, Ezidi'si, Dürzi'si, bütün bu bölge halkları var.

Bu bölge halkları bundan 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu. Ne oldu da böyle kullanır hale ve bunu ayrıştırıcı hale getirdiler? Bu eleştiriyi yapanların önce bunu bir anlamaları lazım. Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart yoktur. Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle bir teklifte bulundu ne de 'böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım' diye bir şey söylendi. Tamamen yanlıştır, yanlış bir algıdır. Raporun üzerindeki bu ittifakı gölgelemek için yapılan bir yanlış yorum olarak görüyorum, doğru bulmuyorum. Açık bir konudur. Çok net bir şekilde bu söylediklerim asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partiler belirtti."