GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve işgalci İsrail’in, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılara karşılık; İran, devletin en üst kademesinden, yönetime kadar önemli kayıplar verse de ABD ve işgalci İsrail’e verdiği cevaplarla ciddi itibar ve güç kaybı yaşattırdı.
İran yürüttüğü akıllıca strateji ile ABD’nin Körfez ülkelerinde bulunan üslerine yaptığı saldırılarla ABD’ye beklemediği şekilde darbe vurdu ve ABD kısa sürede halk ayaklanması ile ele geçireceğini düşündüğü İran’da istediğini alamazken; ABD’yi zora sokan en önemli unsurlardan biri ise İran’ın Hürmüz Boğazı kartını etkin bir şekilde kullanması oldu. Taraflar arasında kısa süreli de olsa ateş ilan edilirken; ABD, İran’a saldırmaya devam edince İran da misillemelerini en güçlü şekilde gerçekleştirdi.
APACHE HELİKOPTERİN DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞILIK GERÇEKLEŞEN SALDIRILAR
ABD Başkanı Donald Trump, bir önceki gün yaptığı açıklamada ise İran’ın; ABD’ye ait bir Apache helikopterini Hürmüz Boğazı yakınlarında düşürdüğünü ve karşılık olarak İran’a saldırılar gerçekleştirdiklerini dünya kamuoyu ile paylaştı. İran da ABD’nin saldırılarına cevaben Körfez’deki bazı ABD üslerini hedef aldı. Taraflar arasındaki saldırılar sürerken CENTCOM (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) İran’a yönelik başlatılan operasyonun 4 saatin sonunda tamamlandığını duyurdu.
TRUMP’TAN “İRAN’A ÇOK SERT DARBE” AÇIKLAMASI!
Trump, Truth Social hesabından yaptığı son açıklamada ise ABD’nin bu gece İran’a çok sert bir darbe indireceğini belirterek, “Çok uzak olmayan bir gelecekte, Kharg Adası'nı ve diğer petrol altyapı noktalarını ele geçirecek ve tıpkı Venezuela'da olduğu gibi, petrol ve doğalgaz piyasalarının tam kontrolünü ele alacağız; bu durum hem Venezuela hem de Amerika Birleşik Devletleri için mükemmel sonuçlar veriyor.” ifadelerine yer verdi.
ABD-İRAN SAVAŞINDA SON DURUM
Peki düşürülen sadece bir Apache helikopter mi yoksa ABD çok ciddi bir darbe mi aldı, Trump’ın son açıklamasına bakılırsa İran’a çok büyük darbeden kastedilen nedir, ABD-İran arasındaki ateşkes Gazze-işgalci İsrail benzeri sözde ateşkese mi dönüşecek, Trump’ın, İran’ı Venezuela’ya benzetme açıklamasına bakınca; İran halkının mücadelesi İran’ın Venezuela'ya dönüşünü engeller mi, ABD’nin İran’a yönelik 3 seçeneği ne? İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

“CİDDİ BİR DARBE ALDIĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”
ABD’nin düşürülen Apache helikopter üzerinden ciddi bir darbe aldığını düşünmediğini belirten Doç. Dr. Serhan Afacan, “İran bu helikopteri düşürdüğünü önce inkâr etti. Daha sonra meseleyi büyütmemek için ‘yanlışlıkla düşürüldü’ dedi. İran'ın buradaki temel yaklaşımı şu; İran, daha önce biraz daha defansif hatta bekliyordu, buna ‘stratejik sabır’ falan diyordu. İran, savaştan itibaren bunu terk edip, deklare etti. Her türlü saldırıya anında yanıt vereceklerini söylediler. İsrail'e 7 Haziran'da, Amerika'ya da geçtiğimiz gün yaptı. Dolayısıyla ABD'nin, burada büyük bir darbe aldığını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
“DEVAMLI ÇATIŞMAYI DAHA FAZLA TIRMANDIRMAMA YOLUNDA HAREKET EDİYOR”
Doç. Dr. Afacan, Amerika'nın, İran'a saldırılarının daha ciddi olduğunu aktarıp, şunları kaydetti:
“İran'ın verdiği hasarda bu son çatışma özelinde bahsediyorum, daha büyük olduğunu düşünüyorum. Ama İran bir taraftan da devamlı çatışmayı daha fazla tırmandırmama yolunda hareket ediyor. Burada da bir değişiklik olduğu kanaatinde değilim.”
“ÇOK BÜYÜK DARBE ÇIKIŞI BELLİ DEĞİL”
Trump’ın, İran’a yönelik çok büyük darbe vurma çıkışının belli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afacan, “Hatırlayalım 8 Nisan'da ABD ateşkes ilan etti, İran'da kabul etti. Ama onun hemen öncesinde Trump, İran’ın elektrik altyapısını falan vuracağını söylüyordu. Onun ardından ise ateşkes geldi.” şeklinde konuştu.
ABD’NİN İRAN’DA HESABA KATMADIĞI UNSUR!
Doç. Dr. Afacan, Trump’ın Venezuela'da yaptığı operasyonu çok büyük bir başarı olarak gördüğünü, Venezuela operasyonun başarı olarak görülebileceğini vurgulayıp, şunları aktardı:
“Çünkü Venezuela’da iktidarı sorunsuz bir şekilde değiştirdi. Ancak bu örnek İran'da işlemedi, İran'da rejim olduğu yerde duruyor. Ama ‘İran petrollerini ele geçirdik, petrollerden çok büyük gelir elde ediyoruz.’ gibi laflar söylemeye başladı. Bunun şu aşamada bir karşılığını olduğunu düşünmüyorum. İran adalarına yapmış olduğu saldırı Amerika'yı, İran karşısında petrollerini ele geçirecek pozisyona getirmez, bu o kadar kolay değil.”
“ABD’NİN KARA HAREKÂTI YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
ABD’nin, kara harekâtı yapmaması durumunda İran’ı kontrol edemeyeceğine dikkat çeken Doç. Dr. Afacan, “ABD’nin kara harekâtı yapabileceğini düşünmüyorum ama asıl önemli olan taraf şu; Trump ile aynı anda görüşmeler devam ediyor. ABD, İran'a namlunun ucunu gösteriyor. Trump, İran'a ‘artık daha fazla talepte bulunmayın, daha fazla el yükseltmeye çalışmayın, çok ağır zarar verebilirim’ mesajı vermeye çalışıyor. Bu akşam ya da bugün saldırı düzenleyebilir ama bu saldırının denklemini çok fazla değiştirecek bir saldırı olduğu kanaatinde değilim.” değerlendirmesinde bulundu.
“İRAN YAŞANANLARI BİR BÜTÜN OLARAK GÖRÜYOR”
Doç. Dr. Afacan, ateşkes konusunda ABD ile İran arasında bir temas olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:
“11 Nisan'da Vance İslamabad’a gitti. İran'daki heyetin başında Galibaf vardı. Onun hemen öncesinde ‘Lübnan ateşkese dahil mi, değil mi?’ tartışması yapılmıştı. İran, yaşananları bir bütün olarak görüyor. En büyük problemlerden bir tanesi; İsrail, ateşkes masasında, müzakereler de yok ama İsrail savaşta saldıran taraflardan bir tanesiydi. İsrail'in ateşkese, Gazze ya da Lübnan'ı dahil etmeye hiçbir şekilde yanaşacağını düşünmüyorum. Zaten İsrail'in tavrı da bu yönde. O nedenle de İran, 7 Haziran'da İsrail'e saldırı düzenlemişti ama bunun İsrail'in tutumunu değiştireceği kanaatinde değilim.”
“İSRAİL GAZZE VE LÜBNAN SÜRECİNİN PARÇASI OLMAYACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR”
İsrail’in, Gazze ve Lübnan sürecinin parçası olmayacak gibi göründüğünü dile getiren Doç. Dr. Afacan, “Oradaki ateşkeste başka dinamikler var. Malum yetkililerimiz açıklamalar yapıyor, Sayın Cumhurbaşkanı İsrail aleyhine, zaten çok sert konuşmaya başladı. Dışişleri Bakanlığı'nı takip edebildiğim kadarıyla Sayın Fidan'ın açıklamaları vardı. Dolayısıyla İsrail'in, Gazze'deki durumu tamamen başka bir denklemin parçası. Zaten Türkiye orada istikrar gücünde yer alabileceğini söylemişti. Başka devletler de vardı. Gazze meselesinin İran'la ilgili olmadığını düşünüyorum. Belki Lübnan meselesini İran, dahil etmeye çalışıyor. Buna da İsrail'in yanaşmayacağı kanaatindeyim.” diye konuştu.
ATEŞKESTE İKİ AŞAMALI SÜREÇ!
Doç. Dr. Afacan, ABD ve İran arasında şu anda bir ateşkes olduğunu anımsatarak, şunları aktardı:
“Şimdi ateşkes olursa iki aşamalı bir süreçten bahsedebiliriz. Birincisi bir mutabakat zaptına ulaşmaya çalışıyorlar. Yani ‘hangi konuları müzakere edeceğiz ve kim ne vermeye hazır?’ şeklinde. Burada bir Amerikan blokaj meselesi söz konusu. Amerika, ablukaya aldı orayı. İran'ın, zaten Hürmüz Boğazı üzerinde bir kontrolü var. Yaptırımlar konusunda ise nükleer elbette var. Dolayısıyla eğer mutabakat zaptı açıklanırsa ki zaten biz mutabakat zaptını imzaladık. 20 veya 8 madde dendi şu an çok belli değil. Sonraki aşamada zaten daha uzun bir müzakere süreci başlayacak. ABD, İranlılara, muhtemelen zımnen şunu söyleyecek, ‘tamam eğer siz bizim koşullarımızı kabul ediyorsanız, ben bir şekilde İsrail'i de kontrol altına almaya çalışacağım. Bunun ardından da mutabakat metni üzerinden yeni bir anlaşma süreci başlatacağız’ deniyor ki bunun da iki ay süreceği tahmin ediliyor ama öyle bir şey olursa iki aydan daha uzun süreceğini düşünüyorum.”
VENEZUELA-İRAN KARŞILAŞTIRMASI
Trump’ın, İran ile Venezuela benzetmelerinin birbirleriyle hiç alakası olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Afacan, “Venezuela ile İran'ı karşılaştırmamız için ortada zaman olarak özdeş, yakın tarihlerde meydana gelmesi dışında hiçbir alaka yok. Mesela Ukrayna Savaşı başladığında Rusya'ya da herkes Afganistan'ı hatırlatmıştı, ‘saplanıp kaldın, burada da saplanıp kalırsın.’ diye ama onun da alakası yoktu. Bambaşka bir coğrafya, bambaşka bir dönemdi. Rusya'nın, Afganistan'a sınırı da yoktu. O kadar yakın bir bölge de yoktu ama Ukrayna'da böyle olmamıştı. Bir kere İran'ın çok daha güçlü bir ordusu, coğrafi olarak müdahale edilirken ABD’nin bin defa düşünmesi gereken bir coğrafi konumu var ve tabii ki İran halkının pozisyonu da etkili.” ifadelerine yer verdi.
İRAN HALKININ POZİSYONU
Doç. Dr. Afacan, İran halkının pozisyonu hakkında ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“İran halkının böyle toptan rejim etrafında konsolide olduğu kanaatinde değilim. Ama Amerikan saldırıları bütün İranlıların hayatını o kadar çok etkiledi ki; İran'da herkes ‘rejim yerinde kalsın’ demiyor ama en azından toplumun büyük bir bölümü ‘Amerika saldırıları bitsin’ diyor. Çünkü Amerika saldırdığında sadece İran'ın yetkililerini değil; İran'ın şehirlerini de vuruyor, zaten Amerika bundan bir sonuç da alamadı.”
ABD’NİN İRAN’A YÖNELİK 3 SEÇENEĞİ!
ABD’nin, İran’a yönelik 3 seçeneği olduğunu ifade eden Doç. Dr. Afacan, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Trump, daha önce söylediği gibi İran’daki her şeyi vuracak, alt yapı, su, elektriğini vurup bir anlamda rejimi felç etmeye çalışacak, bu ABD açısından çok maliyetli bir şey. İkinci seçenek, anlaşma yapıp bu meseleyi tamamlamak istiyor. Üçüncü seçenek ise bu durumu sürdürmek. Yani ne barış ne savaş. ‘İran’ı ablukada tutarım, İran’ın zaten nefesi yetmez, onlar bir noktada daha keskin şartlara razı kalmak durumunda olur.’ diye. İran açısından en kötü senaryo bu ama sanki bir tür anlaşmaya doğru gittiğimiz kanaatindeyim.”