Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Türkiye’nin NATO’ya akaryakıt boru hattı teklifi neden önemli?

Türkiye’nin NATO’ya akaryakıt boru hattı teklifi neden önemli?

Türkiye’nin, NATO’ya sunmuş olduğu akaryakıt boru hattı teklifinin sadece teknik bir enerji projesi olmadığını belirten Doç. Dr. Furkan Kaya, “Doğrudan NATO'nun güvenlik ve lojistik kapasitesini ilgilendiren stratejik bir hamle olarak görülmesi gerekiyor. Teklif, Türkiye’nin NATO içindeki jeostratejik önemini de artıran bir girişim. Ankara burada sadece askeri alternatif bir proje olarak değil enerji güvenliği açısından kritik bir merkez ülke olduğunu da tüm dünyaya ve NATO ittifakına göstermiş oluyor.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - İran ile ABD arasında gerçekleşen savaşta Hürmüz Boğazı’nın rolü ve gücü gündemdeki yerini korumaya devam ederken; Türkiye’nin NATO’ya Akaryakıt Boru Hattı Projesi teklifi dikkat çekti.

TÜRKİYE’DEN NATO’YA AKARYAKIT BORU HATTI TEKLİFİ

Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yapılan açıklamada NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’nin, NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve halihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesi olduğu ifade edildi.

DENİZ YAKIT TAŞIMACILIĞINA OLAN BAĞIMLILIĞI AZALTACAK

MSB, söz konusu projenin, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması, NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmekte olduğunu belirtti.

ONAYLANMASI HALİNDE KISA SÜREDE FAALİYETE GEÇİRİLECEK

MSB, projenin alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkin olduğunu ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirileceğini de açıklamasına ekledi.  

NATO’YA SUNULAN AKARYAKIT BORU HATTI PROJESİ’NİN ÖNEMİ 

Doç. Dr. Furkan Kaya

Peki Türkiye’nin NATO’ya sunduğu akaryakıt boru hattı teklifi neden önemli, Türkiye bu hattı alternatif olarak sunma gerekçesi ne, Onaylanması durumunda ne gibi kolaylıklar sağlayacak, Tarafların bu hat üzerinden kazancı ne olacak? Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, Yeni Birlik Gazetesi’ne değerlendirdi.

NATO’NUN GÜVENLİK VE LOJİSTİK KAPASİTESİNİ İLGİLENDİREN STRATEJİK HAMLE!

Türkiye'nin NATO'ya sunmuş olduğu akaryakıt boru hattı teklifinin sadece teknik bir enerji projesi olmadığını belirten Doç. Dr. Furkan Kaya, “Bu aslında doğrudan NATO'nun güvenlik ve lojistik kapasitesini ilgilendiren stratejik bir hamle olarak görülmesi gerekiyor. Çünkü modern savaşlarda hepimizin bildiği gibi orduların sürdürülebilirliği, devamlılığı için büyük ölçüde enerji tedariği ve enerji tedariğinin güvenliği önemli. Buna bağlı tanklar, savaş uçakları, savaş gemileri ve lojistik unsurların tamamı kesintisiz tabi akışıyla çalışıyor.” ifadelerini kullandı.  

DAHA GÜVENLİ DAHA SÜRATLİ DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR 

Doç. Dr. Furkan Kaya, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında NATO'nun doğu kanadı yeniden yapılandırılırken; bilindiği üzere enerji güvenliğinin de ittifakın temel gündemlerinden biri olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti: 

“Bilhassa Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'de yaşanan, bugün de geçerli olan gerilimler deniz yoluyla yapılan enerji taşımacılığının ne kadar kırılgan olduğunu bize gösteriyor. Türkiye'nin önermiş olduğu boru hattı modeli ise NATO'ya daha güvenli, daha süratli, daha hızlı ve daha sürdürülebilir bir kara tabanlı lojistik alternatif sunduğunu söyleyebiliriz.” 

“TÜRKİYE KRİTİK BİR MERKEZ ÜLKE OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA VE NATO’YA GÖSTERMİŞ OLUYOR”

Türkiye tarafından NATO’ya sunulan teklifin; Türkiye’nin NATO içindeki jeostratejik önemini artıran bir girişim olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kaya, “Ankara burada sadece askeri alternatif bir proje olarak değil enerji güvenliği açısından da kritik bir merkez ülke olduğunu da tüm dünyaya ve NATO ittifakına göstermiş oluyor.” dedi. 

“ANKARA COĞRAFİ AVANTAJINI KULLANMAK İSTİYOR”

Doç. Dr. Kaya, Türkiye’nin alternatif olarak sunduğu proje hakkında, “Mevcut enerji, yani NATO'nun enerji lojistiği büyük ölçüde deniz taşımacılığına bağımlı. Burada tabi risk oluşuyor. Fakat günümüzde deniz yolları artık daha tehlikeli hale geldi. Son İran Savaşı'nın da göstermiş olduğu gibi veya Bab-ül Mendep-Hürmüz Hattı ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak olan bir kriz, Kızıldeniz'deki saldırılar özellikle Bab-ül MendepHattı’ndaki hadiseler, oluşacak muhtemel hadiseler veya Doğu Akdeniz'deki gerilimler, NATO'nun enerji sevkiyatını sekteye uğratabilir. Ankara ise bu anlamda coğrafi avantajını kullanmak istiyor ve bu vesileyle NATO'ya daha güvenli, daha istikrarlı bir kara bağlantısı öneriyor.” değerlendirmesinde bulundu. 

“EN GÜVENLİ EN EKONOMİK İSTİKRARLI GÜZERGAH TÜRKİYE MERKEZLİ HATLARDIR”

Türkiye’nin bugün Avrupa, Karadeniz, Kafkasya, Doğu, Orta Doğu arasında doğal bir enerji köprüsü konumunda olduğunu anımsatan Doç. Dr. Kaya, şunları aktardı: 

“Türkiye için aslında bir enerji menteşesi diyebiliriz. Örneğin; TANAP, Türk Akım, Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi projeler, Türkiye'nin enerji koridoru kapasitesini zaten ortaya koyuyor.  Yani NATO'ya verdiğimiz mesaj şu; NATO'nun Doğu Kanada'nın enerji güvenliği açısından en güvenli, en ekonomik, istikrarlı güzergah Türkiye merkezli hatlardır.”

“İSRAİL MERKEZLİ BİR ENERJİ DİPLOMASİ MASASI KURULMAYA ÇALIŞIRKEN…”

Doç. Dr. Kaya, proje ile birlikte Türkiye'nin NATO içindeki stratejik ağırlığının da artacağını vurgulayıp, “Bunu da jeopolitik bir hamle olarak görmek gerekiyor. Bilhassa Hürmüz'e alternatif olarak İsrail merkezli bir enerji diplomasi masası kurulmaya çalışırken ve vanaların İsrail'e, Hayfa'ya bağlanması çalışırken Türkiye'nin burada yapacağı hamleler de kıymetli. Çünkü bilhassa Kerkük petrolünün Doğu Akdeniz'e aktarımında Kerkük-Ceyhan-Boru Hattı'nın kapasitesinin artırılması, tam kapasite haline getirilmesi oldukça önemli istikrar, bölge güvenliği açısından. Ama İsrail tabii burada yine devreye girerek Kerkük petrolünü Banyas-Tripoli ve Hayfa üzerinden aktarmaya ve Doğu Akdeniz'den taşımaya öneriyor ki burada Avrupa Birliği'nden de bir destek alıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Limasol Limanı'nı da kullanmak isteyeceklerdir. Hatta Port Said’e kadar bu hattı, bu zinciri uzatmak isteyeceklerdir Mısır'ın.” şeklinde konuştu. 

“ENERJİ DİPLOMASİ SATRANCINDA ŞAH ÇEKEN TÜRKİYE”

Türkiye'yi bypass etmeye çalışan projelere karşılık yapmış olduğumuz hamlenin oldukça stratejik ve tam bir satranç hamlesi olduğunu aktaran Doç. Dr. Kaya, “Biz şah çekiyoruz aslında. Bir enerji diplomasi satrancında şah çeken bir Türkiye olarak bunu görebiliriz.” ifadesine yer verdi. 

NATO AÇISINDAN KRİTİK DURUM

Doç. Dr. Kaya, projenin onaylanması durumunda NATO açısından lojistik bakımdan oldukça önemli avantajlar sağlanacağını belirterek şunları ifade etti: 

“Öncelikle NATO'nun doğu kanadındaki askeri unsurlar için kesintisiz bir yakıt akışı sağlanacak. Bu çok kritik. Bilhassa Romanya, Bulgaristan ve Karadeniz hattında ve Doğu Avrupa'daki NATO faaliyetleri açısından önemli olacaktır.”

“DENİZ TAŞIMACILIĞINA BAĞIMLILIK AZALACAK”

Projenin hayata geçirilmesi ile birlikte deniz taşımacılığına bağımlılığın azalacağını vurgulayan Doç. Dr. Kaya, “Yeni dönemde tanker taşımacılığı aksamış olsa bile; günümüzde yaşadığımız gibi NATO'nun enerji akışı tamamen kesilmeyecek. Türkiye'nin, NATO ile birlikte çalışabilirlik kapasitesi güçlenecek. Ortak bir enerji altyapı projesi, farklı projeler, önerilerle beraber NATO ordularının daha koordineli çalışması sağlanabilir. Zaman ve enerji maliyeti avantajı sağlanabilir. Çünkü MilliSavunma Bakanlığı'nın yapmış olduğu açıklamalara göre, proje alternatiflerine göre yaklaşık 5 kat daha maliyeti etkin vaziyette ve mevcut altyapılarla beraber entegreçalışacağı için de daha kısa sürede devreye alınabilecek. Yani hem ekonomik hem de stratejik bir kazanım sağlayacak.” diye konuştu. 

“NATO İÇİNDEKİ DİPLOMATİK VE STRATEJİK PAZARLIK GÜCÜMÜZ ARTACAK”

Doç. Dr. Kaya, projenin Türkiye açısından en önemli kazancının Türkiye'nin NATO içerisindeki konumunun güçlenmesi olacağını dile getirip, sözlerini şu şekilde devam ettirdi: 

“Türkiye buna sadece bir müttefik, bir askeri kuvvet olarak değil aynı zamanda enerji güvenliği sağlayıcısı, tedarikçisi bir ülke olarak ön plana çıkacak. Bu durum tabii ki NATO içindeki diplomatik ve stratejik pazarlık gücümüzü arttıracaktır diye düşünüyorum. Türkiye'nin uzun zamandır savunduğu enerji diplomasisindeki merkezi bir ülke ve jeostratejik ağırlık merkezi olma iddiası daha da güç kazanacak. Yani bu NATO için büyük bir kazanç, güvenli ve sürdürülebilir altyapı sağlayacak. Rusya-Ukrayna Savaşı zaten bildiğim üzere bu enerji güvenliğinin artık askeri güvenliğin beraber entegre olduğunu, sırt sırta olduğunu bize göstermişti. Türkiye'nin sunmuş olduğu bu hat sadece ekonomik değil aynı zamanda bir güvenlik yatırımı olarak da değerlendirilebilir.”

PROJENİN AVRUPA’YA GETİRİSİ

Projeye Avrupa açısından bakıldığında ise yeni bir güvenlik, enerji güvenlik koridoru oluşacağını söyleyen Doç. Dr. Kaya, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: 

“Bilhassa Doğu Avrupa ülkeleri için Türkiye'den gelecek, sağlanacak olan lojistik destek de önemli olacaktır. Toparlamak gerekirse bu projeyle beraber enerji, güvenlik ve jeopolitiğin bir araya geldiği yeni bir dönemin önemli bir stratejik hamlelerinden biri olarak da söyleyebiliriz.”

Reklam