Yeni Birlik Gazetesi Röportaj Uluslararası sistemin kriz yaşadığı bir dönemde Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü ne olacak?

Uluslararası sistemin kriz yaşadığı bir dönemde Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü ne olacak?

Uluslararası sistemin krizlerle boğuştuğu, sorunların çözülmesi yerine her geçen gün yeni olayların yaşandığı bir dönemde Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolünü değerlendiren, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Hande Ortay, “TDT’nin en önemli rolü, parçalanan uluslararası düzende dengeleyici bölgesel güç merkezi oluşturmaktır. Lakin Türk dünyası hem Avrupa ile Asya arasında köprü konumundadır hem de enerji kaynakları bakımından küresel sistem açısından kritik bir alandadır.” dedi.

MUHABİR: Gökhan Erek

GÖKHAN EREK / ÖZEL HABER - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyet, Türkiye- Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İş birliği Konseyi Toplantısı ile Türk Devletleri Teşkilatı Gayri resmî Zirvesi’ne katılmak üzere Kazakistan’ın başkenti Astana’ya gitti. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN “TÜRK DÜNYASI YÜZYILI” VURGUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi öncesi yaptığı “Teşkilatımızı kurumsal düzeyde güçlendirecek imkanları sağlama konusunda mutabık kaldık. Önümüzdeki dönemi hep birlikte Türk Dünyası Yüzyılı yapmayı ümit ediyoruz.” açıklaması ise dünyada krizlerin yaşandığı, uluslararası sistemin çöküşe geçtiği dönemde dikkat çekti.

TÜRK DÜNYASI TEŞKİLATI’NIN GÜNÜMÜZ VE GELECEKTEKİ ROLÜ

Peki uluslararası sistemin kriz yaşadığı bir dönemde Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü ne olacak, TDT gelecekte hangi önemli işlere imza atabilir, TDT’nin birlik ve beraberliği dünya ekonomisine ve barışına nasıl katkı sağlayabilir? Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Hande Ortay, Yeni Birlik Gazetesi’ne yorumladı. 

Dr. Hande Ortay

“MEŞRUİYET KRİZİ YAŞANAN BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

Bugün uluslararası sistemin, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin ciddi bir meşruiyet krizi yaşadığı bir dönemden geçilmekte olduğunu aktaran Dr. Hande Ortay, “Özellikle Gazze’de yaşanan insani trajedi karşısında Birleşmiş Milletler’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ve Uluslararası Adalet Divanı’nın etkili bir mekanizma ortaya koyamaması; küresel sistemin yalnızca normatif söylemler üzerinden sürdürülemeyeceğini göstermektedir. Aynı durum Doğu Türkistan, Arakan, İran ve Venezuela merkezli krizlerde de görülmektedir.” ifadelerini kullandı.  

“ÇOK KUTUPLU SİSTEMİN YÜKSELEN BÖLGESEL AKTÖRLERİNDEN BİRİ” 

Dr. Ortay, uluslararası kurumların seçici refleksler göstermesinin, küresel güneyde güven kaybına yol açmakta olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti, “Bu noktada Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), yalnızca kültürel bir birlik değil; çok kutuplu sistemin yükselen bölgesel aktörlerinden biri olma potansiyeli taşımaktadır. Zira güç artık enerji, lojistik, nüfus, teknoloji ve jeopolitik koridorlar üzerinden yeniden şekillenmektedir. Türk dünyası ise bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır.” 

“ARTIK YALNIZCA BİR KİMLİK ORGANİZASYONU DEĞİL”

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile birlikte düşünüldüğünde TDT coğrafyasının yaklaşık 170 milyonu aşan nüfusa ve büyük ekonomik kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Dr. Ortay, “Hazar havzası, Orta Asya enerji kaynakları ve ulaştırma koridorları da Türk dünyasının stratejik önemini artırmaktadır. Bu nedenle TDT artık yalnızca bir kimlik organizasyonu değil; enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından önemli bir jeopolitik yapı hâline gelmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’daki “Türk Dünyası Yüzyılı” vurgusu da bu dönüşümün önemli göstergelerinden biridir. Bilhassa Rusya-Ukrayna savaşı sonrası kuzey koridorunun kırılgan hâle gelmesi, Orta Koridor’un stratejik değerini artırmıştır. Türkiye’den Kafkasya ve Orta Asya üzerinden Çin’e uzanan bu hat; ticaret, enerji ve diplomasi açısından kritik önemdedir.” şeklinde konuştu. 

TDT’Yİ DİĞER BÖLGESEL YAPILARDAN FARKLI KILAN UNSURLAR

Dr. Ortay, TDT’nin en önemli rolünün, parçalanan uluslararası düzende dengeleyici bölgesel güç merkezi oluşturmak olduğunu vurgulayıp, şunları söyledi, “Lakin Türk dünyası hem Avrupa ile Asya arasında köprü konumundadır hem de enerji kaynakları bakımından küresel sistem açısından kritik bir alandadır. Ayrıca TDT’nin yükselişi yalnızca ekonomik değil; ortak tarih, kültür ve medeniyet perspektifi açısından da önem taşımaktadır. Bu durum teşkilata diğer bölgesel yapılardan farklı bir karakter kazandırmaktadır.”

ETKİLİ OLACAĞI ALANLAR

Önümüzdeki süreçte TDT’nin özellikle üç temel alanda etkili olacağının altını çizen Dr. Ortay, “Enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve genç nüfus odaklı ekonomik dönüşüm. Enerji konusu kritik bir başlıktır. Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltma çabası, Türk dünyasının stratejik değerini artırmıştır. Kazakistan ve Azerbaycan enerji kaynakları bakımından güçlü konumdadır. Türkiye ise bu kaynakların Avrupa’ya taşınmasında doğal enerji köprüsü rolü üstlenmektedir. Bu nedenle TDT gelecekte küresel enerji güvenliğinde önemli aktörlerden biri olabilir.” ifadelerine yer verdi. 

“ORTA KORİDOR PROJESİ GELECEĞİN ÖNEMLİ JEOEKONOMİK HATLARINDAN BİRİ OLABİLİR”

Dr. Ortay, Orta Koridor Projesi’nin, geleceğin önemli jeoekonomik hatlarından biri olabileceğini belirterek, şunları dile getirdi, “Çin’in Kuşak-Yol girişimi ile Avrupa arasındaki bağlantı noktası olan Türk dünyası, yeni ticaret ağlarının merkezinde yer almaktadır. Özellikle Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan hattındaki lojistik iş birlikleri bu süreci hızlandırmaktadır.”

GENÇ NÜFUS DETAYI

Genç nüfus avantajının dikkat çekmekte olduğuna değinen Dr. Ortay, “Avrupa yaşlanırken Türk devletleri genç ve dinamik nüfus yapısına sahiptir. Bu durum savunma sanayii, teknoloji, yapay zekâ ve dijital ekonomi alanlarında önemli fırsatlar sağlayabilir. Bunun yanında ortak yatırım fonları, dijital ödeme sistemleri, üniversite ağları ve savunma iş birliklerinin daha görünür hâle geleceğini düşünüyorum. Ortak alfabe çalışmaları da stratejik vizyonun önemli parçalarından biridir.” dedi. 

“KKTC’NİN GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ ARTIRACAK”

Dr. Ortay, TDT’nin gelecekteki önemli adımlarından birinin de KKTC’nin görünürlüğünü artırması, KKTC’nin toplantılara gözlemci statüsüyle katılmasının, Türk dünyasının siyasi dayanışma kapasitesini göstermekte olduğunu da sözlerine ekledi. 

“KÜRESEL SİSTEMDE BİR İSTİKRAR KORİDORU OLUŞTURUYOR”

TDT’nin en önemli potansiyelinin, küresel sistemde bir “istikrar koridoru” oluşturabilmesi olduğuna vurgulayan Dr. Ortay, şunları ifade etti, “Zira Türk dünyası coğrafi olarak kriz bölgelerinin merkezinde yer almaktadır. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar, Çin-ABD rekabeti ve enerji krizleri düşünüldüğünde Türk dünyası stratejik denge alanı oluşturmaktadır. TDT’nin birlik içerisinde hareket etmesi dünya ekonomisi açısından arz güvenliğini güçlendirebilir. Enerji hatlarının güvenliği, lojistik koridorlarının açık tutulması ve alternatif ticaret yollarının geliştirilmesi küresel piyasalarda istikrar sağlayıcı etki yaratacaktır. Ayrıca ekonomik entegrasyon arttıkça çatışma ihtimali azalır. Ortak enerji projeleri, ulaştırma ağları ve ticaret hacmi ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığı güçlendirebilir. Bu durum bölgesel barış açısından önemlidir.”

“BATI KARŞITI BİR BLOK ANLAMINA GELMEMEKTE”

Dr. Ortay, TDT’nin yükselişinin Batı karşıtı bir blok anlamına gelmemekte olduğunu söyleyip, “Aksine çok kutuplu sistemde daha dengeli ve kapsayıcı bir düzen arayışını temsil etmektedir. Türk dünyası; Asya ile Avrupa, enerji üreticileri ile tüketicileri arasında denge kurabilecek önemli yapılardan biridir.” diye konuştu. 

“KÜLTÜREL BİR BİRLİK OLARAK DEĞERLENDİRMEK YANLIŞ”

Bugün TDT’yi yalnızca kültürel bir birlik olarak değerlendirmenin eksik olacağını vurgulayan Dr. Ortay, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “TDT artık enerji güvenliğinden diplomatik koordinasyona kadar genişleyen çok boyutlu bir jeopolitik aktöre dönüşmektedir. Önümüzdeki dönemde “Türk Dünyası Yüzyılı” söyleminin küresel güç dengelerinde daha somut karşılık bulacağını düşünüyorum.”