Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide erken teşhis ve bilinçli bir tedavi süreci, hastaların yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, kan hücrelerindeki hemoglobin yapısının hatalı sentezlenmesiyle ortaya çıkan ve ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunu. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, hastalığın yönetiminde doğru tanı ve düzenli takibin hayati önem taşıdığını belirtti. Türkiye’nin özellikle Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde sıkça rastlanan bu genetik durum, taşıyıcılık düzeyinden ağır klinik tablolara kadar geniş bir yelpazede seyrediyor.
Taşıyıcılıkta erken teşhisin önemi
Talasemi taşıyıcılarının genellikle herhangi bir şikayet yaşamadığını ifade eden Prof. Dr. Kadıköylü, bu kişilerin tedaviye ihtiyaç duymadığını ancak genetik danışmanlık almalarının şart olduğunu vurguladı. Taşıyıcılığı bilinen bireylerin aile üyelerinin de taranması, hastalığın yayılımını kontrol altına almak adına kritik bir adım. Daha ağır seyreden talasemi intermedia ve talasemi majör vakalarında ise halsizlik, çarpıntı, büyüme geriliği ve organlarda demir birikimi gibi ciddi belirtiler gözlemlenebiliyor.
Tedavi yöntemlerinde güncel yaklaşımlar
Hastalığın tedavisinde temel amacın dokuların yeterli oksijenlenmesini sağlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Kadıköylü, düzenli kan transfüzyonlarının yanı sıra demir şelasyon tedavisinin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Vücutta biriken fazla demirin kalp, karaciğer ve endokrin sistem üzerinde yarattığı tahribatı önlemek için modern ilaç tedavileri ve düzenli MR takipleri büyük önem taşıyor.
Kesin çözüm: Kök hücre nakli
Talasemi majör hastaları için günümüzde tek kesin tedavi yönteminin kök hücre nakli olduğunu belirten Prof. Dr. Kadıköylü, uygun donör bulunması durumunda hastaların sağlığına kavuşma şansının yüksek olduğunu ifade etti. Özellikle kardeş donörlerin doku uyumunun (HLA) araştırılmasının ilk adım olduğunu belirten uzman isim, splenektomi gibi cerrahi müdahalelerin ise ancak 5 yaşından sonra ve gerekli aşılamalar tamamlandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiğini hatırlattı.
Önleyici tıp ile sağlıklı nesiller
Talasemiyle mücadelede en etkili silahın koruyucu hekimlik olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kadıköylü, sözlerini şöyle noktaladı: "Okul çağında başlayan eğitimler ve evlilik öncesi zorunlu taramalar, hastalığın toplumdaki görülme sıklığını azaltmak için en temel stratejidir. Prenatal tanı yöntemleriyle, riskli gebeliklerde erken dönemde genetik analizler yapılarak sağlıklı nesillerin dünyaya gelmesi sağlanabilir."