Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Alerji kansere karşı korur mu? Bilim insanları bağışıklık sistemi ve kanser riski ilişkisini nasıl açıklıyor?

Alerji kansere karşı korur mu? Bilim insanları bağışıklık sistemi ve kanser riski ilişkisini nasıl açıklıyor?

Alerjik hastalıkları olan kişilerin bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğu ve bu nedenle kansere karşı daha korunaklı olabileceği yönündeki inanış uzun yıllardır gündemde. Ancak bilimsel araştırmalar, bu yaklaşımın sanıldığı kadar net olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre alerji, güçlü bir bağışıklık göstergesi değil; farklı işleyen bir bağışıklık yanıtı anlamına geliyor.

Epidemiyoloji, immünoloji ve onkoloji alanında yapılan geniş kapsamlı çalışmalar, alerji ile kanser arasında doğrudan ve genel bir koruyuculuk ilişkisi kurulamayacağını gösteriyor. Konuya ilişkin bulgular kanser türüne ve alerjik hastalığın yapısına göre değişiklik gösterebiliyor.

Alerjik hastalığı olanlarda kanser riski daha mı düşük?

Farklı ülkelerde yürütülen araştırmalar, alerjik hastalığı bulunan kişilerde tüm kanser türlerinin daha az görüldüğünü ortaya koyan ortak bir sonuca ulaşmış değil. Alerji varlığı, tek başına kanser riskini azaltan bir faktör olarak kabul edilmiyor.

Bazı çalışmalarda alerjik rinit gibi hastalıkların belirli kanser türleriyle daha düşük risk ilişkisi gösterebildiği bildiriliyor. Ancak aynı durum tüm kanserler için geçerli değil. Hatta bazı araştırmalarda, belirli hastalık gruplarında risk artışına işaret eden veriler de yer alıyor. Bu nedenle bilim insanları, alerjiyi genel bir “koruyucu kalkan” olarak tanımlamıyor.

Kanser türüne göre farklı sonuçlar ortaya çıkıyor

Uzmanlara göre alerji ile kanser arasındaki ilişki tek tip değil. Astım, egzama, gıda alerjisi ve saman nezlesi gibi hastalıklar aynı başlık altında toplansa da bağışıklık sistemini aynı şekilde etkilemiyor.

Her alerjik hastalık, vücutta farklı bir immün yanıt oluşturuyor. Bu nedenle kanserle olan olası ilişkileri de birbirinden ayrılıyor. Bir hastalık grubunda daha düşük risk gözlenirken, başka bir grupta benzer bir etki görülmeyebiliyor.

Bağışıklık sistemi her zaman avantaj sağlamıyor

Alerjik bireylerde bağışıklık sistemi dış uyaranlara karşı sürekli tetikte çalışıyor. Bu durum, teorik olarak anormal hücrelerin daha erken fark edilmesini sağlayabilir. Ancak bağışıklık sisteminin sürekli aktif olması, uzun süreli iltihabi süreçleri de beraberinde getirebiliyor.

Kronik inflamasyon olarak adlandırılan bu durum, dokular üzerinde yıpratıcı bir etki oluşturabiliyor. Uzun süreli biyolojik stresin bazı kanser türlerinin gelişiminde rol oynayabilecek mekanizmalarla ilişkili olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle aktif bağışıklık yanıtı her zaman avantaj anlamına gelmiyor.

Bilim insanları iki temel mekanizma üzerinde duruyor

Araştırmalarda alerji-kanser ilişkisini açıklamak için iki ana teori öne çıkıyor:

Bağışıklık gözetimi teorisi:
Alerjik bireylerde daha aktif olan bağışıklık sistemi, anormal ya da kanserleşme potansiyeli taşıyan hücreleri daha erken tespit edebilir. Bu nedenle bazı kanser türlerinde daha düşük risk görülebileceği düşünülüyor.

Kronik inflamasyon etkisi:
Sürekli uyarılmış bağışıklık yanıtı, dokularda uzun süreli iltihaplanmaya yol açabiliyor. Bu durum, bazı kanserlerin gelişimini kolaylaştırabilecek biyolojik bir zemin oluşturabiliyor.

Uzmanlar, bu iki etkinin kişiden kişiye değişebildiğini ve aynı bireyde hem koruyucu hem de risk artırıcı süreçlerin bir arada bulunabileceğini vurguluyor.

Neden kesin bir yargıya varılamıyor?

Bilim insanlarının temkinli yaklaşmasının birden fazla nedeni bulunuyor. Öncelikle kanser, ortaya çıkışı uzun yıllara yayılan çok aşamalı bir hastalık süreci. Bu nedenle tek bir faktöre bağlanması oldukça güç.

Ayrıca yaşam tarzı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler kanser riskini bağışıklık sisteminden daha güçlü şekilde etkileyebiliyor. Alerjik bireylerin sağlık kontrollerine daha sık gitmesi de tanı oranlarını etkileyebiliyor ve verilerin yorumlanmasını zorlaştırabiliyor.

Sonuç olarak uzmanlar, alerjinin tek başına ne kanserden koruyan ne de doğrudan risk artıran bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Alerjik hastalıklar bağışıklık sisteminin farklı bir çalışma biçimini yansıtırken, kanser riski üzerindeki etkisi hastalığın türüne ve bireysel faktörlere göre değişkenlik gösteriyor.