Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Başarıya rağmen yetersiz hissetmenin nedeni Sahtekarlık Sendromu olabilir

Başarıya rağmen yetersiz hissetmenin nedeni Sahtekarlık Sendromu olabilir

Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, elde edilen başarıları içselleştiremeyip şansa bağlama durumu olan Sahtekarlık Sendromu hakkında önemli uyarılarda bulundu.

Kariyerde atılan yeni bir adım, tamamlanan önemli bir proje ya da alınan bir övgü genellikle sevinç ve gurur verirken bazı kişilerde yeterliliğe dair kuşkuları da beraberinde getirebiliyor. 

Kişi, somut başarılarına rağmen kendisini başarılı görmekte zorlanarak "Bunu gerçekten hak ettim mi?" diye düşünebiliyor. Bu düşünce biçiminin psikolojide Sahtekarlık Sendromu (Imposter Syndrome) olarak adlandırıldığını belirten Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, durumun kişinin elde ettiği başarıları içselleştirememesi ve bunları kendi yetenekleri yerine şans, tesadüf veya dış etkenlerle açıklaması şeklinde tanımlandığını vurguluyor. Unutmaz, bu hissin çoğu zaman kişinin gerçekten yetersiz olduğunu değil, kendisine karşı aşırı eleştirel yaklaştığını gösterdiğini dile getiriyor.

Başarılı bireylerin kendilerini yetersiz hissetmelerinin altında mükemmeliyetçilik, düşük öz değer algısı, başarısızlık korkusu ve yüksek performans baskısı gibi psikolojik etkenlerin bulunabileceğine dikkat çekiliyor. Çocukluk deneyimleri ve aile tutumlarının da bu sendromun gelişiminde etkili olabildiğini belirten Unutmaz; sürekli eleştirilen veya yalnızca belirli koşulları karşıladığında kabul gören çocuklarda bu eğilimin daha sık görülebileceğini ifade ediyor. Kişinin günlük yaşamında "Aslında yeterince iyi değilim" ya da "Bir gün herkes gerçeği anlayacak" gibi düşüncelere kapılabileceği, başarılarını küçümseyip aşırı çalışma veya erteleme davranışları gösterebileceği aktarılıyor.

Sosyal medya ve kıyas kültürü sahtekarlık hissini güçlendiriyor

Sosyal karşılaştırmanın kişinin öz yeterlilik algısını olumsuz etkileyebileceğini belirten Jülide Unutmaz, sosyal medyada çoğunlukla başarıların ve kusursuz görünen yaşamların paylaşılmasının kişilerin kendi hayatlarını başkalarının yalnızca görünür yönleriyle kıyaslamasına yol açtığını ifade ediyor. İnsanların başarıya ulaşırken yaşadıkları zorlukların ve tereddütlerin çoğu zaman görünür olmamasının, kişinin çevresindeki herkesi kendisinden daha başarılı görmesine neden olabildiği açıklanıyor. Bu durum, kişinin kendi başarılarını küçümsemesine ve bulunduğu konumu hak etmediğini düşünmesine yol açarak sahtekarlık hissini pekiştiriyor.

Sahtekarlık Sendromu ile başa çıkma yöntemleri ve başarı günlüğü

Kişinin kendi başarısını kabul edebilmesi için düşünce ve davranış kalıplarını fark etmesinin kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor. Elde edilen başarıların ve gösterilen çabanın düzenli olarak not edildiği bir başarı günlüğü tutmanın, gelişimi daha somut biçimde görmeye yardımcı olabileceği belirtiliyor. Olumsuz otomatik düşünceleri sorgulamanın ve hataları bir öğrenme süreci olarak değerlendirmenin faydalı olacağı aktarılıyor.

Klinik çalışmalara ve psikoloji literatürüne göre Sahtekarlık Sendromu, klinik bir ruhsal hastalık veya tanısal bir bozukluk olarak sınıflandırılmamakla birlikte, yüksek lisans öğrencileri ve üst düzey yöneticiler gibi yüksek başarı gösteren gruplarda %70'e varan oranlarda görülebiliyor. Bu düşüncelerin günlük yaşamı, iş ilişkilerini veya ruhsal iyilik halini olumsuz etkilemesi durumunda ise profesyonel psikoterapi desteğine başvurulması öneriliyor.