Dört çocuk annesi Zozan Çelik, eşinin kronik böbrek yetmezliğiyle mücadelesine sessiz kalmadı; doğumdan kısa süre sonra gerçekleştirdiği bağışla eşini yeniden hayata bağladı.
İstanbul’da yaşayan 38 yaşındaki Mehmet Şah Çelik için 2024 yılı, bir mucizeye sahne oldu. Yıllardır böbrek yetmezliğiyle savaşan ve yaşam kalitesi giderek düşen Çelik, eşi Zozan Çelik’in fedakarlığı sayesinde sağlığına kavuştu. Henüz dört aylık bebeği olmasına rağmen tereddüt etmeden ameliyat masasına yatan Zozan Çelik, "Eşimin durumunu gördükçe içim parçalanıyordu. Bir insan kalbi olmadan yaşayamaz, o derece bir bağımız var. Böbrek zaten iki tane, biriyle de hayat sürer" sözleriyle duygularını dile getirdi.
Nakil operasyonunu gerçekleştiren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi uzmanları, bu tür canlı vericili nakillerin, hastanın diyaliz sürecine girmeden yapıldığında çok daha başarılı sonuçlar verdiğini vurguladı.
Böbrek Yetmezliği Sinsi İlerliyor
Uzmanlar, kronik böbrek yetmezliğinin genellikle belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekiyor. Nefroloji uzmanları, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin yanı sıra, aile öyküsünde böbrek hastalığı bulunanların düzenli taramalardan geçmesi gerektiğini belirtiyor. Doç. Dr. Sibel Gülçiçek, özellikle bilinçsiz ağrı kesici kullanımının ve aşırı tuz tüketiminin böbrekleri sessizce tükettiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Altın Standart: Böbrek Nakli
Doç. Dr. Gülay Yılmaz, böbrek fonksiyonları yüzde 15’in altına düşen hastalar için diyaliz ve nakil seçeneklerinin bulunduğunu, ancak "altın standart" olarak kabul edilen yöntemin nakil olduğunu ifade ediyor. Yılmaz, "Mehmet Şah Çelik, evre 4 aşamasındayken bize başvurdu. Eşinin donör olması, hastanın diyaliz konforuna ihtiyaç duymadan iyileşmesini sağladı. Ancak nakil bir son değil, yeni bir yaşam disiplinidir" diyerek hastaların operasyon sonrası ilaç uyumunun hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
Kadavradan Bağışta Avrupa'nın Gerisindeyiz
Prof. Dr. Berna Murat Yelken ise Türkiye’deki organ nakli verilerine dikkat çekerek, canlı vericili nakil oranının yüzde 90 seviyelerinde olduğunu, kadavradan nakil oranlarının ise Avrupa ve Amerika’nın aksine oldukça düşük kaldığını belirtti. Yelken, "Organ reddi riskini minimize etmek için ilk üç ay çok kritik. Hastalarımızın bağışıklık baskılayıcı ilaçlarını bir gün bile aksatmaması gerekiyor" dedi.
"Yeniden Doğmuş Gibiyim"
Aynı hastanede kadavradan nakil ile sağlığına kavuşan 60 yaşındaki Olgun Erol ise diyaliz günlerini geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyor. "Diyalizden çıktığım günleri hatırlamak bile istemiyorum, şimdi sanki yeniden doğdum" diyen Erol, organ bağışının önemine vurgu yaparak herkesi duyarlı olmaya davet etti. Uzmanlar, tüm vatandaşları organ bağışı konusunda bilinçli olmaya ve bu hayat kurtaran sürece destek vermeye çağırıyor.