Evinizde kullanmadığınız eşyaları atamıyor, sürekli biriktiriyor musunuz? Uzmanlara göre bu durum basit bir alışkanlık değil, dispozofobi olarak bilinen biriktirme bozukluğu olabilir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Atasoy, tedavi edilmediğinde istifçilik davranışının fiziksel ve dijital alanları adeta “çöplüğe” çevirebileceğini söyledi. Peki dispozofobi nedir, kimlerde görülür ve nasıl tedavi edilir?
Dispozofobi (Biriktirme Bozukluğu) Nedir? İstifçilik ve “Çöp Ev” Vakaları Nasıl Ortaya Çıkar?
Halk arasında “istifçilik” ya da “çöp ev” olarak bilinen durumun psikiyatrik adı dispozofobi. Bu bozuklukta kişi, işlevini yitirmiş ya da gereksiz eşyaları atmakta ciddi güçlük yaşar. Zamanla yaşam alanları kullanılmaz hale gelebilir.
Prof. Dr. Nuray Atasoy, biriktirme davranışının evleri çöpe dönüştürebilecek boyuta ulaşabildiğini belirtiyor. Kimi hastalar, günlük hayatta kullanılmayan nesneleri bile “ileride lazım olur” düşüncesiyle saklıyor. Bu durum yalnızca dağınıklık değil, işlev kaybına yol açan bir ruh sağlığı sorunu olarak değerlendiriliyor.
Dispozofobi çoğu zaman depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, psikoz ve şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarla birlikte görülebiliyor. Bu nedenle erken fark edilmesi ve profesyonel destek alınması önem taşıyor.
Biriktirme Bozukluğu Neden Olur? Genetik ve Çocukluk Etkisi Var mı?
Uzmanlara göre dispozofobinin temelinde farklı nedenler bulunabiliyor. Bazen kişinin iç dünyasındaki boşluk hissi, kontrol ihtiyacı ya da kayıp korkusu bu davranışın arka planında yer alabiliyor.
Prof. Dr. Atasoy, genetik yatkınlığın da etkili olabileceğini ifade ediyor. Ailesinde takıntı hastalığı ya da depresyon öyküsü bulunan kişilerde biriktirme davranışının daha sık görülebildiği belirtiliyor.
Sorunun kaynağı bazen çocukluk dönemine uzanabiliyor. Evde hiçbir eşyanın atılmadığı bir ortamda büyüyen çocuklar, nesnelere gereğinden fazla anlam yüklemeyi öğrenebiliyor. Bu öğrenilmiş davranış, yetişkinlikte dispozofobiye dönüşebiliyor.
Dispozofobi Sadece Fiziksel Alanları mı Etkiler? Dijital İstifçilik Nedir?
Modern dünyada biriktirme bozukluğu yalnızca evlerle sınırlı değil. Prof. Dr. Atasoy, teknolojik alanlarda da benzer bir tablo görüldüğünü belirtiyor. E-postaların silinmemesi, dosyaların yığılması ve dijital alanların kontrolsüz şekilde dolması “dijital istifçilik” olarak tanımlanıyor.
Temizlenmeyen e-posta kutuları, önemli mesajların gözden kaçmasına yol açabiliyor. Depolama alanı dolduğu için gerekli bilgileri kaydetmek zorlaşabiliyor. Bu durum zaman kaybına, dikkat dağınıklığına ve işlev kaybına neden olabiliyor.
Dijital istifçilik, fiziksel istifçilik kadar görünür olmasa da bilişsel yükü artırarak kişinin günlük yaşam performansını olumsuz etkileyebiliyor.
Yaşlılarda İstifçilik Neden Daha Sık Görülüyor?
Prof. Dr. Atasoy, biriktirme bozukluğunun yaşlı bireylerde daha sık görüldüğünü vurguluyor. Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan bilişsel sorunlar ve bunama tablolarında istifçilik davranışı artabiliyor.
Bazı hastalarda son derece rahatsız edici boyutlara ulaşan biriktirme örnekleri görülebiliyor. Kullanılmış nesnelerin saklanması ya da evin yaşanamaz hale gelmesi, hem birey hem de aile için ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Ailelerin bu durum karşısında sabırlı ve bilinçli hareket etmesi, gizli müdahaleler yerine uzman desteğine başvurması öneriliyor.
Dispozofobi Nasıl Tedavi Edilir? Profesyonel Yardım Şart mı?
Biriktirme bozukluğu fark edildiği anda hem hastanın hem de yakınlarının profesyonel yardım alması gerekiyor. Prof. Dr. Nuray Atasoy, uygun tedavi yöntemleriyle bu davranışın kontrol altına alınabileceğini belirtiyor.
Tedavi sürecinde hem bireyin düşünce kalıpları hem de aile içi dinamikler ele alınıyor. Psikoterapi yöntemleri, davranışın arkasındaki duygusal nedenleri ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi de uygulanabiliyor.
Dispozofobi, basit bir temizlik sorunu değil; tedavi edilmediğinde yaşam alanlarını ve işlevselliği ciddi şekilde etkileyen bir ruh sağlığı bozukluğu. Eşyaları atamama, sürekli biriktirme ve dijital alanları kontrolsüz doldurma gibi belirtiler varsa, gecikmeden uzman desteği almak gerekiyor.