Uluslararası sularda seyreden bir gemide yaşanan ölümlerle yeniden gündeme gelen hantavirüs hakkında konuşan uzmanlar, hastalığın bulaşma yollarını ve korunma yöntemlerini detaylandırdı.
Gazetebirlik - Sağlık
Son günlerde uluslararası basında yer alan ve Arjantin açıklarındaki bir gemide üç kişinin hayatını kaybetmesine neden olan hantavirüs vakaları, kamuoyunda endişe yarattı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, virüsün yayılma mekanizması ve Türkiye'deki durumu hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Fare ve kemirgen kaynaklı bir tehdit
Hantavirüsün sanılanın aksine yeni bir tehdit olmadığını belirten Doç. Dr. Evirgen, virüsün temel kaynağının kemirgenler olduğunu vurguladı. Evirgen, "Bu virüs, farelerin idrar, dışkı ve tükürük salgılarıyla çevreye yayılıyor. İnsanlar, bu atıkların karıştığı tozların solunması veya kirli yüzeylere temas ettikten sonra ellerini ağız, burun ve gözlerine sürmeleriyle enfekte olabiliyorlar" ifadelerini kullandı. Uzman isim, hastalığın Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde geçmiş yıllarda nadiren de olsa görüldüğünü hatırlattı.
Kapanma beklentisi yok
Hantavirüsün COVID-19'dan farklı bir bulaşma dinamiğine sahip olduğunu belirten Evirgen, virüsün insandan insana bulaşmadığının altını çizdi. Bu nedenle pandemi dönemindeki gibi bir kapanma sürecinin yaşanmayacağını belirten uzman, "Bu virüs solunum yoluyla veya doğrudan temasla değil, daha çok enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Kırsal alanlarda yaşayanların ve kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde bulunanların hijyen kurallarına azami dikkat etmesi yeterli olacaktır" dedi.
Belirtiler grip ile karıştırılabiliyor
Hastalığın başlangıç aşamasında ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri semptomlar gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Ömer Evirgen, sürecin ilerlemesiyle birlikte tablonun ağırlaşabileceği uyarısında bulundu.
Tedavi süreci ve hayati risk
Hantavirüs enfeksiyonunun solunum yetmezliği veya böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Evirgen, şu an için virüse karşı geliştirilmiş kesin bir antiviral tedavi bulunmadığını ifade etti. Hastalara yoğun bakım ünitelerinde destekleyici tedaviler uygulandığını belirten uzman, özellikle tozlu ortamlarda maske kullanımı ve el hijyeninin hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.