Son yıllarda 50 yaşın altındaki bireylerde görülen kanser vakalarındaki artış, bilim dünyasının en çok araştırdığı sağlık konularından biri haline geldi. Özellikle akciğer, bağırsak, kolorektal ve rahim kanseri gibi erken başlangıçlı kanser türlerindeki yükselişin nedeni uzun süredir tartışılıyordu. ABD ve İngiltere'de yürütülen yeni bir araştırma ise dikkat çeken bir bulgu ortaya koydu. Araştırmaya göre yeni nesillerde görülen hızlandırılmış biyolojik yaşlanma, erken yaşta kanser riskinin artmasında önemli rol oynuyor olabilir. Peki, genç yaşta kanser neden artıyor, biyolojik yaşlanma nedir, erken kanser riski neden yükseliyor?
Genç yaşta kanser neden artıyor?
Bilim insanlarına göre son otuz yılda 55 yaş altındaki yetişkinlerde görülen kanser vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Erken başlangıçlı kanserlerdeki bu yükselişin tek bir nedenden kaynaklanmadığı düşünülse de yeni araştırma, biyolojik yaşlanmanın önemli bir risk faktörü olabileceğini ortaya koydu.
Araştırmada yüz binlerce kişinin sağlık kayıtları, genetik verileri ve kan örnekleri incelendi. Elde edilen bulgular, kronolojik yaşı genç olan bazı bireylerin hücresel düzeyde beklenenden daha hızlı yaşlandığını gösterdi.
Biyolojik yaşlanma nedir?
Kronolojik yaş, doğum tarihine göre hesaplanan gerçek yaşı ifade ederken biyolojik yaş, vücudun hücrelerinin, organlarının ve metabolizmasının ne kadar yıprandığını gösteriyor.
Araştırmacılar biyolojik yaşı belirlemek için katılımcıların kan değerlerini ve metabolik göstergelerini analiz etti. Sonuçlar, bazı bireylerin takvim yaşına göre çok daha yaşlı bir biyolojik yapıya sahip olduğunu ortaya koydu.
Bu durum, yaşlanmanın yalnızca doğum tarihiyle değil, yaşam tarzı ve hücresel değişimlerle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.
Erken kanser riski neden yükseliyor?
Araştırmaya göre biyolojik yaşı kronolojik yaşından daha yüksek olan kişilerde erken başlangıçlı kanser görülme ihtimali belirgin şekilde artıyor.
Bilim insanları, biyolojik yaştaki her standart sapmalık artışın erken başlangıçlı katı tümör riskini yaklaşık yüzde 8 artırdığını belirledi.
Bu risk artışının özellikle akciğer, mide-bağırsak sistemi ve rahim kanserlerinde daha belirgin olduğu ifade edilirken, biyolojik yaşlanmanın genetik yatkınlıktan bağımsız bir etken olarak da öne çıkabileceği vurgulandı.
Yeni nesiller neden daha hızlı yaşlanıyor?
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de nesiller arasındaki biyolojik yaş farkı oldu.
1965-1974 yılları arasında doğan bireylerin biyolojik yaşlanma hızının, 1950-1954 yılları arasında doğanlara göre yaklaşık yüzde 23 daha yüksek olduğu belirlendi.
ABD'de elde edilen veriler ise 1990'lı yıllarda doğan bireylerde hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın, 1960'lı yıllarda doğanlara kıyasla yaklaşık yüzde 92 arttığını gösterdi.
Araştırmacılar, yeni nesillerin aynı kronolojik yaşta olmasına rağmen hücresel düzeyde daha yaşlı olabileceğine dikkat çekiyor.
Hangi organların yaşlanması kanser riskini etkiliyor?
Çalışmada öne çıkan bir diğer kavram ise organa özgü yaşlanma oldu.
Bilim insanlarına göre vücuttaki tüm organlar aynı hızda yaşlanmıyor. Bazı organ sistemleri diğerlerinden daha hızlı yıpranabiliyor ve bu durum belirli kanser türleriyle ilişkilendiriliyor.
Araştırmada bağışıklık sistemindeki biyolojik yaşlanmanın akciğer kanseri riskini artırabileceği, yağ dokusundaki hızlı yaşlanmanın ise kalın bağırsak kanseriyle bağlantılı olabileceğine yönelik bulgular elde edildi.
Biyolojik yaşlanmayı hızlandıran faktörler neler?
Uzmanlar, modern yaşamın birçok unsurunun hücresel yaşlanmayı hızlandırabileceğini belirtiyor.
Uzun süreli obezite, işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi, fiziksel hareketsizlik, düzensiz uyku, kronik stres, metabolik bozukluklar ve çevresel kimyasallara erken yaşta maruz kalınması biyolojik yaşlanmayı hızlandırabilecek başlıca faktörler arasında gösteriliyor.
Bu etkenlerin zamanla hücrelerde yıpranmaya neden olarak çeşitli kronik hastalıkların ve bazı kanser türlerinin gelişme riskini artırabileceği ifade ediliyor.
Erken kanser riskini azaltmak mümkün mü?
Araştırmacılar biyolojik yaşlanmanın tamamen durdurulmasının mümkün olmadığını, ancak yaşam tarzındaki değişikliklerle yavaşlatılabileceğini belirtiyor.
Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sağlıklı kilo kontrolü, sigaradan uzak durma ve stresin yönetilmesi genel sağlık üzerinde olumlu etkilere sahip. Uzmanlar, bu alışkanlıkların hücresel yaşlanma hızını azaltmaya katkı sağlayabileceğini ancak kanser riskinin yalnızca tek bir faktöre bağlı olmadığını ve bireysel farklılıklar gösterebileceğini vurguluyor.
Araştırmanın sonuçları, biyolojik yaşlanmanın erken başlangıçlı kanserlerle ilişkisini daha iyi anlamaya yönelik önemli veriler sunarken, bu alandaki bilimsel çalışmaların devam ettiği belirtiliyor.