Türkiye, dünya genelinde sağlık turizminin en güçlü aktörlerinden biri olma konumunu her geçen gün pekiştiriyor. Gelişmiş teknolojik altyapısı, uluslararası standartlardaki akredite tesisleri ve alanında uzman hekim kadrosuyla dikkat çeken ülke, sunduğu üst düzey hizmetlerle küresel bir cazibe merkezi haline geldi. Bu yükseliş, açıklanan son finansal ve operasyonel verilerle bir kez daha gözler önüne serildi.
Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Hizmetleri Komite Başkanı Mustafa Eröğüt'ün paylaştığı verilere göre, Türkiye sağlık turizminde istikrarlı yükselişini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 1 milyon 398 bin 580 uluslararası hastayı ağırlayarak 3 milyar 22 milyon 452 bin dolarlık devasa bir gelir elde eden sektör, yeni dönemin ilk çeyreğinde de büyüme ivmesini kaybetmedi. Yılın ilk üç ayında Türkiye'yi tercih eden 302 bin 487 yabancı hasta, ülke ekonomisine tam 761 milyon 523 bin dolarlık katkı sağladı.
Sadece Nicelik Değil Nitelik Odaklı Büyüme: Kişi Başı Gelir %39 Arttı
Sağlık turizmindeki en dikkat çekici gelişme ise kişi başına düşen harcama miktarındaki rekor artış oldu. Sektörün artık yalnızca ağırlanan hasta sayısına odaklanmadığını belirten Mustafa Eröğüt, kişi başına düşen sağlık turizmi gelirinin bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 39 oranında arttığına dikkat çekti. Bu gelişme, Türkiye’nin ucuz hizmet sunan bir destinasyon olmaktan çıkarak, yüksek katma değer üreten ve ileri uzmanlık gerektiren tedavilerde tercih edilen küresel bir marka haline geldiğinin en net göstergesi olarak yorumlanıyor.
Tedaviye Göre Harcama 50 Bin Dolara Kadar Çıkıyor
Türkiye’de sağlık turizmi denildiğinde akla ilk gelen estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri halen gelirlerin önemli bir kısmını sırtlasa da, nitelikli tıbbi müdahalelerin payı hızla artıyor. Genel ortalamada kişi başı sağlık harcaması yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaşırken; onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi ve organ nakli gibi kompleks tedavi süreçlerinde bu harcama 10 bin dolar ile 50 bin dolar arasındaki bantta değişim gösteriyor. Türkiye, yüksek teknoloji gerektiren bu zorlu tedavilerde de dünyadaki en yüksek klinik başarı oranlarına sahip ülkeler arasında yer alıyor.
Orta Asya ve Sahra Altı Pazarları Yakın Markajda
Türkiye’nin coğrafi avantajı ve sunduğu hizmet kalitesi, yaklaşık 180 ülkeden hastayı bu topraklara çekiyor. Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya, Libya ve Körfez ülkeleri geleneksel olarak en yoğun hasta gönderen pazarların başında geliyor. Ancak son yıllarda Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen talepte gözle görülür bir artış yaşanıyor.
Sektörün gelecek vizyonunda ise yeni pazarlarda kalıcı köprüler kurmak yer alıyor. Sahra Altı Afrika, Doğu Avrupa ve Kuzey Amerika gibi yüksek potansiyele sahip bölgelerde Türkiye’nin sağlık markasının bilinirliğini artıracak tanıtım çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.
"Heal in Türkiye" Vitriniyle Güvenli Hizmet Dönemi
Sektörün uluslararası arenadaki gücünü korumak ve merdiven altı olarak tabir edilen kayıt dışı faaliyetlerin önüne geçmek amacıyla devlet-sektör iş birliği üst düzeye çıkarıldı. Ticaret Bakanlığı ve HİB koordinasyonuyla hayata geçirilen "Heal in Türkiye" platformu, ülkenin ortak sağlık vitrini olarak işlev görüyor. Yabancı hastalar bu platform sayesinde sadece yetkilendirilmiş, güvenli ve akredite sağlık kuruluşlarına kolayca ulaşabiliyor.
Mustafa Eröğüt, uluslararası hastalara kritik uyarılarda bulunarak şu tavsiyeleri paylaştı:
"Sektörümüzün itibarını korumak adına kayıt dışı aracı kurumlarla mücadelemiz kararlılıkla sürüyor. Türkiye'ye tedavi amacıyla gelecek misafirlerimizin, tercih edecekleri kurumun Ticaret Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş olmasına dikkat etmesi, hizmet süreçlerini yazılı sözleşmelerle güvence altına alması ve yalnızca sosyal medya üzerinden ulaşılan kayıt dışı hesaplardan kaçınması büyük önem taşıyor."