Açık kalp ameliyatına gerek kalmadan uygulanan girişimsel onarım yöntemi, cerrahi riski yüksek olan hastalar için umut ışığı oluyor.
Gazetebirlik - Sağlık
Kalbin sağ tarafında yer alan ve vücuttan gelen kanın akciğerlere pompalanmasını sağlayan triküspit kapak, tam kapanamadığında ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Zamanla nefes darlığı, halsizlik ve bacaklarda ödem gibi yaşam kalitesini düşüren belirtilerle kendini gösteren bu hastalık, artık gelişmiş girişimsel yöntemlerle tedavi edilebiliyor.
Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, özellikle cerrahi müdahale için riskli kabul edilen hasta grubunda, bu yeni nesil onarım yönteminin büyük bir avantaj sağladığını vurguladı.
Kişiye özel tedavi planı
Tedavi sürecinin ilk aşamasında hastalar; detaylı kardiyoloji muayenesi, ekokardiyografi ve ileri görüntüleme teknikleriyle titizlikle inceleniyor. Multidisipliner bir kalp ekibi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, işlemin hastaya uygunluğu belirleniyor. Bu yaklaşım, her hastanın ihtiyacına yönelik en güvenli yolun seçilmesini sağlıyor.
Göğüs kafesi açılmadan müdahale
Geleneksel açık kalp ameliyatlarının aksine, bu yöntemde göğüs kafesinin açılmasına veya kalbin durdurulmasına gerek duyulmuyor. Genel anestezi altında gerçekleştirilen işlemde, kasık bölgesindeki toplardamardan girilerek kalbe ulaşılıyor. Yemek borusundan yapılan ekokardiyografi ve anjiyografi rehberliğinde, özel bir klips sistemi kullanılarak kapak yaprakçıkları birbirine yaklaştırılıyor. Böylece kapaktaki kaçak en aza indirilerek kalbin iş yükü hafifletiliyor.
Yaşam kalitesinde belirgin artış
Uygulanan girişimsel onarım sonrasında hastaların günlük yaşam aktivitelerinde ciddi bir rahatlama gözlemleniyor. Nefes darlığının azalması, bacaklardaki sıvı birikiminin gerilemesi ve hastaneye yatış ihtiyacının düşmesi, yöntemin sağladığı başlıca kazanımlar arasında yer alıyor.
İyileşme süreci ve takip
İşlem sonrasında hastalar, uzman hekimlerin gözetiminde takip ediliyor. Taburculuk süresi hastanın genel sağlık durumuna göre farklılık gösterse de, operasyon sonrası düzenli kardiyoloji kontrollerinin aksatılmaması, uzun vadeli başarı ve sağlığın korunması açısından kritik bir önem taşıyor.