Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Kalça ve bacaklardaki inatçı şişkinlik lipödem işareti olabilir

Kalça ve bacaklardaki inatçı şişkinlik lipödem işareti olabilir

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, diyet ve egzersize rağmen bacaklardaki kalınlaşmanın lipödem olabileceğini belirtti. Hastalıkta kişiye özel beslenme yönetimi öne çıkıyor.

Sağlıklı beslenme düzenine ve düzenli fiziksel aktiviteye rağmen kalça ve bacak bölgesindeki şişlik ile kalınlığın azalmaması durumu, yalnızca kilo artışıyla açıklanamayabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, çoğunlukla kadınlarda görülen; kalça, bacak ve nadiren kollarda simetrik yağ birikimiyle seyreden bu tablonun "lipödem" olarak tanımlandığını açıkladı.

Lipödem tedavisinde beslenmenin kritik bir rol oynadığını vurgulayan Derya Eren, herkes için geçerli tek bir diyet modelinin bulunmadığını ifade etti. Düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme yaklaşımlarının hastalarda yaklaşık yüzde 80 oranında başarı sağladığı görülse de uygulamanın bireysel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiği belirtildi. Ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde görülme sıklığı artan rahatsızlıkta; doku hassasiyeti, ağrı ve kolay morarma gibi belirtiler de klinik tabloya eşlik ediyor.

Lipödem evreleri ve teşhiste klinik parametreler

Tıp literatüründe kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu bozukluğu olarak kabul edilen lipödem, genellikle lenfödem veya obezite ile karıştırılmaktadır. Hastalık klinik gelişimine göre 4 farklı evrede incelenir: 1. evrede cilt yüzeyi pürüzsüzken alt dokuda yağ birikimi başlar; 2. evrede ciltte portakal kabuğu görünümü ve ceviz büyüklüğünde nodüller oluşur; 3. evrede uyluk ve diz çevresinde belirgin doku sarkmaları meydana gelir; 4. evrede ise tabloya lenf drenaj bozukluğunun eklenmesiyle "lipolenfödem" gelişir. Teşhiste en ayırt edici unsur, yağ birikiminin ayak sırtını etkilememesi ve bilek üzerinde bir bilezik gibi sonlanmasıdır.

Tedavi sürecinde katı diyet kısıtlamaları yerine uzun vadede sürdürülebilir, yeterli ve dengeli beslenme modellerinin tercih edilmesi öneriliyor. Glutensiz veya laktozsuz eliminasyon diyetlerinin sadece ihtiyaç duyan kişilerde değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Eren; sebze, kaliteli protein, sağlıklı yağlar ve lif açısından zengin bir beslenme planının hastaların yaşam kalitesini artırmada temel unsur olduğunu vurguladı.