Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Kalp Ameliyatı Sonrası Kişilik Değişiklikleri Olur mu? Ruh Hâli Değişimi, Psikolojik Destek ve Modern Cerrahi Tekniklerin Etkisi

Kalp Ameliyatı Sonrası Kişilik Değişiklikleri Olur mu? Ruh Hâli Değişimi, Psikolojik Destek ve Modern Cerrahi Tekniklerin Etkisi

Kalp ameliyatı geçiren bazı hastalar, operasyon sonrası kendilerini eskisi gibi hissetmediklerini söylüyor. Daha önce sakin olan birinin daha sinirli davranmaya başlaması ya da tam tersi şekilde agresif bir yapının daha dingin bir ruh hâline bürünmesi, hem hastaları hem de yakınlarını şaşırtabiliyor. Uzmanlara göre bu değişim sanıldığı kadar nadir değil. Kalp ameliyatı sonrası kişilik değişiklikleri, hem fiziksel hem de psikolojik birçok faktörle ilişkili.

MUHABİR: Coşkun Çelik

Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, ameliyat sonrası yaşanan ruh hâli değişimlerinin çoğu zaman geçici olduğunu ve doğru destekle kontrol altına alınabildiğini belirtiyor.

Kalp Ameliyatı Sonrası Ruh Hâli Değişimi Neden Yaşanır?

Kalp ameliyatı, yalnızca cerrahi bir müdahale değil; aynı zamanda yoğun bir psikolojik süreçtir. Ani teşhis, ameliyat kararı ve ölüm korkusu hastada ciddi bir stres yükü oluşturur. Bu sürece ameliyat sırasında suni dolaşım sistemine bağlanma, kalbin durdurulması ve yoğun bakım ortamında uyanma gibi faktörler eklendiğinde ruhsal etkilenme kaçınılmaz hâle gelebilir.

Prof. Dr. Köksal, bazı hastaların ameliyat sonrasında “Kendimi tanımıyorum” dediğini, yakınlarının ise “Bu benim hastam değil” şeklinde tepki verdiğini aktarıyor. Bu durum, kalp ameliyatı sonrası kişilik değişiklikleri konusunun daha fazla konuşulması gerektiğini ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre bu değişimlerin arkasında travmatik deneyim, kontrol kaybı hissi ve yoğun bakım sürecinin yarattığı bilinç bulanıklığı gibi etkenler yer alabiliyor. Özellikle ileri yaş grubunda ameliyat sonrası geçici bilişsel değişiklikler daha sık görülebiliyor.

Kişilik Değişimi Kalıcı mı? Psikolojik Destek Neden Önemli?

Kalp ameliyatı sonrası ortaya çıkan ruh hâli değişimi her hastada kalıcı değil. Çoğu vakada bu durum geçici bir uyum süreci olarak değerlendiriliyor. Ancak sürecin sağlıklı atlatılabilmesi için psikolojik destek büyük önem taşıyor.

Uzmanlar, ameliyat sonrası dönemde sadece fiziksel iyileşmeye odaklanmanın yeterli olmadığını vurguluyor. Hastanın kaygı düzeyi, uyku düzeni, sosyal iletişimi ve genel psikolojik durumu da yakından takip edilmeli. Bu noktada psikolog desteği, hastanın yaşadığı travmayı anlamlandırmasına ve süreci daha kontrollü yönetmesine yardımcı oluyor.

Prof. Dr. Köksal, merkezlerinde kalp ameliyatı geçiren hastalara multidisipliner bir yaklaşım sunulduğunu belirtiyor. Psikologların yanı sıra fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları ile diyetisyenler de sürece dahil ediliyor. Bu bütüncül model, ameliyat sonrası hem bedensel hem de ruhsal toparlanmayı hızlandırıyor.

Yoğun Bakım Süreci ve Travmanın Ruhsal Etkileri

Yoğun bakım ünitesi, hastalar için çoğu zaman yabancı ve ürkütücü bir ortamdır. Monitör sesleri, tıbbi cihazlar ve sınırlı iletişim imkânı, özellikle ilk günlerde hastada kaygı artışına neden olabilir. Ameliyat sonrası bilinç açıldığında yaşanan kafa karışıklığı ve yönelim bozukluğu da ruh hâli değişimini tetikleyebilir.

Kalbin durdurulması ve suni dolaşım sistemi kullanılması gibi teknik süreçler, hastalarda bilinçaltı düzeyde travmatik bir etki yaratabiliyor. Bu nedenle kalp ameliyatı sonrası kişilik değişiklikleri yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik bir zemine de dayanabiliyor.

Uzmanlar, ailelerin bu süreçte sabırlı ve anlayışlı olmasının önemine dikkat çekiyor. Hastanın davranışlarında gözlenen ani değişimler çoğu zaman geçici adaptasyon sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Modern Cerrahi Tekniklerin Psikolojik Avantajı

Gelişen tıp teknolojisi sayesinde kalp ameliyatları artık daha az travmatik yöntemlerle gerçekleştirilebiliyor. Kalbi durdurmadan yapılan operasyonlar ya da küçük kesi yöntemleri, yalnızca tıbbi riskleri azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda hastanın psikolojik durumuna da olumlu katkı sağlıyor.

Prof. Dr. Köksal’a göre özellikle minimal invaziv teknikler, ameliyat sonrası özgüven kaybını azaltabiliyor. Erkek hastalar sabah tıraş olurken büyük bir kesi iziyle karşılaşmadığında psikolojik olarak daha rahat hissediyor. Kadın hastalarda ise göğüs altındaki küçük izin görünmemesi, beden algısını daha az etkiliyor.

Bu tür detaylar, ameliyat sonrası yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hastanın aynaya baktığında kendini “eksik” ya da “farklı” hissetmemesi, ruh hâli değişiminin daha hafif seyretmesine katkı sunabiliyor.

Multidisipliner Yaklaşım ile Yaşam Kalitesini Korumak

Kalp ameliyatı sonrası kişilik değişiklikleri ve ruh hâli dalgalanmaları, doğru planlama ile büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Bu noktada yalnızca cerrahi başarı değil, ameliyat sonrası destek süreci de belirleyici oluyor.

Psikolojik destek, fizik tedavi programları ve dengeli beslenme planı bir arada uygulandığında hastanın toparlanma süreci hızlanıyor. Uzmanlar, kalp ameliyatı geçiren bireylerin yalnız bırakılmaması gerektiğini, sosyal ve duygusal desteğin iyileşmenin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Cengiz Köksal, amaçlarının yalnızca hastayı hayatta tutmak olmadığını belirtiyor. Asıl hedefin, ameliyat sonrası dönemde ruh hâli dengeli, yaşam kalitesi yüksek bireyler görmek olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle modern cerrahi teknikler ile psikolojik destek mekanizmalarının birlikte yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Kalp ameliyatı, beden kadar zihni de etkileyen bir süreç. Ancak doğru destek, bilinçli takip ve gelişmiş cerrahi yöntemler sayesinde bu süreci daha sağlıklı ve dengeli geçirmek mümkün görünüyor.