Bağırsak kanseri, son yıllarda daha genç yaş gruplarında da görülmesiyle bilim dünyasının yakından takip ettiği sağlık sorunları arasında yer alıyor. Araştırmacılar hastalığın ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıklarının ve özellikle aşırı işlenmiş gıdaların rolünü incelemeyi sürdürüyor.
Uzmanlar ise market alışverişlerinde yalnızca ürünün kalori ve şeker miktarına değil, içindekiler bölümüne de bakılması gerektiğini belirtiyor. Özellikle bazı emülgatör ve katkı maddeleri, bağırsak mikrobiyomu üzerindeki olası etkileri nedeniyle araştırmalara konu oluyor.
Bağırsak kanseri vakalarında artış dikkat çekiyor
Son yıllarda 50 yaşın altındaki kişilerde bağırsak kanseri vakalarının artması, beslenme ile hastalık arasındaki ilişkinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. İngiltere'de de son yıllarda hastalık oranlarında belirgin bir yükseliş gözlemlenirken, araştırmacılar yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının olası etkilerini değerlendiriyor.
Aşırı işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi de bu tartışmanın önemli başlıklarından biri. Hazır yemekler, cipsler, şeker oranı yüksek kahvaltılık gevrekler ve işlenmiş et ürünleri, sık tüketildiğinde daha yakından incelenen gıda grupları arasında bulunuyor.
Gıda etiketlerindeki E kodları neden önemli?
Uzmanlara göre paketli ürün satın alırken yalnızca ön yüzündeki ifadelerle yetinmemek gerekiyor. Ürünün içindekiler bölümünde yer alan katkı maddeleri hakkında bilgi sahibi olmak, tüketicilerin daha bilinçli seçim yapmasına yardımcı olabilir.
Özellikle bazı emülgatörler, gıdanın kıvamını, dokusunu ve raf ömrünü düzenlemek amacıyla kullanılıyor. Karboksimetilselüloz (E466) ve Polisorbat 80 (E433) da bu maddeler arasında yer alıyor.
E466; bazı tatlılar, soslar ve farklı işlenmiş ürünlerde kullanılabilirken, E433 ekmek, kek, içecek ve bitkisel bazlı ürünler gibi çeşitli gıdalarda karşımıza çıkabiliyor.
E466 ve E433 için hangi araştırmalar yapılıyor?
Bazı deneysel çalışmalar, söz konusu emülgatörlerin bağırsak mikrobiyotasını ve bağırsak bariyerini etkileyebileceğine işaret ediyor. Bağırsak bariyerinin yapısı ve mikrobiyom dengesi, sindirim sistemi sağlığı açısından önemli kabul ediliyor.
Ancak uzmanların dikkat çektiği önemli bir nokta bulunuyor: Bu maddelerin insanlarda doğrudan bağırsak kanserine neden olduğunu gösteren kesin bir sonuç bulunmuyor. Araştırmaların önemli bölümü olası mekanizmaları ve uzun süreli tüketimin etkilerini anlamaya yönelik.
Dondurma ve vegan ürünlerde de bulunabiliyor
İçerik listelerinde karşılaşılabilecek maddeler arasında karajenan (E407) da bulunuyor. Özellikle bazı dondurma, bitkisel bazlı ve işlenmiş ürünlerde kullanılan bu katkı maddesi de bağırsak üzerindeki olası etkileri açısından bilimsel araştırmalara konu oluyor.
E471 olarak bilinen yağ asitlerinin mono ve digliseritleri ise başta margarin olmak üzere çeşitli işlenmiş gıdalarda kullanılabiliyor.
Uzmanlar, tek bir katkı maddesine odaklanmak yerine kişinin genel beslenme düzeninin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İşlenmiş et ürünlerine ayrıca dikkat
Beslenme uzmanlarının uyarılarında işlenmiş et ürünleri de önemli bir yer tutuyor. Sosis, salam, sucuk ve pastırma gibi ürünlerde raf ömrünü uzatmak ve ürünün özelliklerini korumak amacıyla nitrit ve nitrat gibi maddeler kullanılabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün kanser araştırmaları alanındaki kuruluşu IARC, işlenmiş eti insanlarda kanserojen olarak sınıflandırıyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda tüketimin bağırsak kanseri riskiyle ilişkili olduğuna dair güçlü bilimsel kanıtlar bulunuyor.
Cancer Research UK verileri de İngiltere'deki bağırsak kanseri vakalarının belirli bir bölümünün kırmızı ve işlenmiş et tüketimiyle ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlardan alışverişte içerik listesi uyarısı
Uzmanlar, paketli ürünleri tamamen hayatından çıkarmak yerine tüketim sıklığına ve genel beslenme düzenine dikkat edilmesini öneriyor. Özellikle aşırı işlenmiş gıdaların günlük beslenmede ağırlık kazanmasının önüne geçilmesi önem taşıyor.
Taze sebze ve meyveler, baklagiller, tam tahıllar ve yeterli lif içeren dengeli bir beslenme düzeninin tercih edilmesi bağırsak sağlığı açısından daha olumlu bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak gıda etiketlerinde yer alan her E kodunun zararlı veya kanserojen olduğu düşünülmemeli. Katkı maddelerinin güvenliği maddeye, kullanım miktarına ve tüketim koşullarına göre değerlendirilirken, bazı maddelerin uzun vadeli etkileri konusunda araştırmalar devam ediyor.