Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Melatonin kalp yetmezliğini artırıyor mu? Riskleri neler, ölüm oranı yükseliyor mu?

Melatonin kalp yetmezliğini artırıyor mu? Riskleri neler, ölüm oranı yükseliyor mu?

Uyku için “masum” sanılıyordu… Ancak yeni araştırma, uzun süreli melatonin kullanımında kalp yetmezliği riskinin ve ölüm oranlarının artabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar şimdi bu verileri tartışıyor...

Uyku problemi yaşayan milyonlarca kişinin “doğal ve zararsız” olduğu düşüncesiyle kullandığı melatonin takviyesiyle ilgili çarpıcı bir araştırma yayımlandı. Almanya merkezli geniş kapsamlı analizde, özellikle 1 yılın üzerindeki düzenli melatonin kullanımının kalp yetmezliği riskini ciddi oranda artırabileceği belirlendi. Bulgular yalnızca kalp yetmezliğiyle sınırlı kalmadı; ölüm ve hastaneye yatış oranlarında da dikkat çekici artışlar tespit edildi.

Melatonin kalp yetmezliğini artırıyor mu?

Araştırmada, uykusuzluk şikâyeti nedeniyle en az son 1 yıldır düzenli melatonin kullanan bireylerle hiç kullanmayanlar karşılaştırıldı. Yaklaşık 130 bin kişinin verilerinin incelendiği analizde, melatonin kullanan grupta kalp yetmezliği görülme sıklığının anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptandı.

Verilere göre melatonin kullanan grupta kalp yetmezliği oranı yaklaşık yüzde 19 seviyesindeyken, kullanmayan grupta bu oran yüzde 6,5 civarında ölçüldü. Bu fark, riskin belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. Bazı değerlendirmelerde uzun süreli kullanımın kalp yetmezliği riskini yüzde 90’a kadar artırabileceği ifade edildi.

Ancak uzmanlar, çalışmanın kesitsel nitelikte olduğunu ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını özellikle vurguluyor. Yani melatoninin tek başına kalp yetmezliğine yol açtığı kesin olarak söylenemiyor; ancak güçlü bir ilişki ihtimali gündeme gelmiş durumda.

Riskleri neler? Uzun süreli kullanım neden tartışılıyor?

Melatonin, 1990’lı yıllardan bu yana bilimsel olarak yoğun şekilde araştırılan bir molekül. Antioksidan özellikleri, biyolojik ritmi düzenlemesi ve yaşlanma karşıtı etkileri üzerine binlerce çalışma bulunuyor. Tıbbi literatürde melatoninle ilgili 35 binden fazla bilimsel araştırma yer alıyor.

Ancak son analiz, özellikle uzun süreli ve kontrolsüz kullanım konusunda soru işaretleri doğurdu. Prof. Dr. Levent Öztürk, melatoninin genellikle “son derece güvenli” algısıyla değerlendirildiğini ancak yeni verilerin bu algıyı sorgulattığını belirtti.

Uzmanlara göre, herhangi bir hastalığı olmayan bireylerin yalnızca “faydalı olabilir” düşüncesiyle ve doktor önerisi olmadan düzenli melatonin kullanması risk oluşturabilir. Özellikle kalp rahatsızlığı riski taşıyan bireylerde daha dikkatli olunması gerektiği ifade ediliyor.

Ölüm oranı yükseliyor mu? Hastaneye yatış verileri ne gösteriyor?

Araştırmanın en dikkat çeken bulgularından biri de ölüm oranları oldu. Son 1 yıldır düzenli melatonin kullanan grupta, tüm nedenlere bağlı ölüm oranının kullanmayanlara kıyasla yaklaşık 2 kat daha fazla olduğu bildirildi.

Bununla birlikte yeni kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye başvuru oranının da melatonin kullananlarda yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğu belirtildi. Bu veriler, yalnızca teorik bir risk değil, klinik sonuçlara yansıyan bir tabloyu ortaya koyuyor.

Uzmanlar, burada önemli olan noktanın “mutlak risk” ile “göreceli risk” farkı olduğunu vurguluyor. Yani risk artışı dikkat çekici olsa da her melatonin kullanan kişinin kalp yetmezliği yaşayacağı anlamına gelmiyor. Ancak uzun süreli ve düzenli kullanımda risk faktörlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Melatonin tamamen bırakılmalı mı?

Elde edilen veriler, melatoninin tamamen zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak özellikle 1 yıl ve üzeri düzenli kullanımın hekim kontrolünde yapılması gerektiği belirtiliyor. Uyku problemi yaşayan bireylerde öncelikle altta yatan nedenin araştırılması ve tedavinin buna göre planlanması öneriliyor.

Prof. Dr. Öztürk, “Doktor kontrolü ve önerisi olmadan melatonin de olsa kullanmamakta yarar var. Melatoninin uzun dönem takibini gerektiren bir durumla karşı karşıya kaldık.” ifadeleriyle dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Kamuoyunda “bitkisel” ya da “doğal” olduğu için güvenli kabul edilen takviyelerin de uzun vadede farklı etkiler gösterebileceği gerçeği bir kez daha gündeme geldi. Özellikle kalp hastalığı riski bulunan bireylerin ve ileri yaştaki kişilerin bu konuda daha temkinli olması gerektiği belirtiliyor.