Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Uzmanlar, hastalığın kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak yaşam tarzı ve bazı alışkanlıkların meme kanseri riskini artırdığını vurguluyor. Genel Cerrahi ve Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, özellikle yaş, kilo, beslenme düzeni ve doğum öyküsünün belirleyici faktörler arasında yer aldığını belirtiyor. Erken teşhisin ise meme kanseriyle mücadelede en güçlü silah olduğunun altı çiziliyor.
Meme Kanseri Neden Olur, Hangi Alışkanlık Meme Kanseri Riskini Artırır?
Prof. Dr. Serdar Yol’a göre meme kanserinin nedeni tek bir faktöre bağlı değil. Gelişen teknoloji, değişen yaşam koşulları, yoğun çalışma hayatı, yetersiz beslenme ve kilo artışı hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabiliyor.
Özellikle menopoz sonrası dönemde gelişen şişmanlık önemli bir risk unsuru olarak gösteriliyor. Bunun yanı sıra beslenmede doymamış yağların aşırı tüketimi, özellikle margarin gibi ürünlerin sık kullanımı, meme kanseri riskini artıran alışkanlıklar arasında yer alıyor.
Yaş faktörü de belirleyici rol oynuyor. Hastalık en sık 45-55 yaş aralığında görülüyor ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artıyor. Ancak uzmanlar, bu durumun gençlerde meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Aile öyküsü de dikkate alınması gereken bir diğer unsur. Annesinde 50 yaş altında meme kanseri görülen ya da her iki memesinde de kanser öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksek kabul ediliyor. Hiç doğum yapmamış olmak, ilk doğumu 35 yaşın üzerinde yapmak ve emzirmemek de risk faktörleri arasında sayılıyor.
Erken adet görmek (12 yaş altı) ve geç menopoza girmek (55 yaş üstü) de hormon maruziyet süresini uzattığı için hastalık ihtimalini artırabiliyor. Ayrıca yumurtalık ya da rahim kanseri geçirmiş olmak da meme kanseri açısından risk oluşturabiliyor.
Meme Kanseri Belirtileri Neler, Hangi Değişiklikler Dikkate Alınmalı?
Meme kanseri belirtileri çoğu zaman kişinin kendi fark ettiği değişikliklerle ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Serdar Yol, özellikle memede ya da koltuk altında ele gelen sertlik ve şişliklerin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor.
Kanserli kitlelerin genellikle sert, düzensiz kenarlı ve pürtüklü yüzeye sahip olduğu ifade ediliyor. Bu kitleler meme dokusu içinde rahat hareket etmiyor. Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu da önemli işaretler arasında bulunuyor.
Bunun yanı sıra meme başı derisinde soyulma ve kabuklanma, meme cildinde kızarıklık ya da yara oluşumu, ödem ve portakal kabuğu görünümü şeklinde tarif edilen içe doğru çekintiler de dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Memede büyüme, şekil bozukluğu, asimetri ya da renk değişikliği fark edilmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, belirtilerden en az birinin görülmesi halinde bile kontrolün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Erken Teşhis Meme Kanserinde Hayat Kurtarır mı?
Meme kanserinde erken teşhis, yaşam süresini ve tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Serdar Yol, erken tanı sayesinde meme kanserine bağlı ölümlerin günümüzde yarı yarıya azaldığını belirtiyor.
20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapması öneriliyor. Bunun yanı sıra yılda bir kez doktor kontrolünden geçmek, olası değişikliklerin erken aşamada tespit edilmesini sağlıyor.
Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi seçenekleri daha sınırlı ve hedefe yönelik oluyor. Bu da hem hastanın yaşam kalitesini artırıyor hem de tedavi sürecini kolaylaştırıyor.
Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?
Meme kanseri tedavisi, hastalığın evresine ve tümörün boyutuna göre planlanıyor. Erken dönemde başvuran hastalarda çoğu zaman memenin tamamı alınmıyor. Tümörlü bölge, etrafındaki sağlam dokuyla birlikte çıkarılıyor.
Eğer koltuk altı lenf bezlerine yayılım söz konusuysa tedaviye radyoterapi ya da kemoterapi eklenebiliyor. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler ve onkolojik tedaviler sayesinde hem başarı oranları artıyor hem de hastaların günlük yaşama dönüş süresi kısalıyor.
Uzmanlar, risk faktörlerini azaltmanın ve düzenli kontrolleri aksatmamanın meme kanseriyle mücadelede en güçlü adımlar olduğuna dikkat çekiyor. Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve bilinçli yaşam alışkanlıkları, hastalığın görülme olasılığını azaltmada önemli rol oynuyor.