Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dünya MS Günü’nde hastaları ve uzmanları bir araya getirerek hastalığın yaşamın önünde bir engel teşkil etmediği mesajını verdi.
İstanbul’daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 30 Mayıs Dünya Multipl Skleroz (MS) Günü kapsamında anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Hastalıkla mücadele eden bireylerin deneyimlerinin paylaşıldığı etkinlikte, tıbbi sürecin yanı sıra sosyal entegrasyonun önemi vurgulandı. Müzik ve keyifli anlarla renklenen program, hasta ve hekimler arasındaki güçlü bağı gözler önüne serdi.
3 Bin Hastaya 7/24 Yakın Takip
Merkez bünyesinde yaklaşık 3 bin MS hastasının tedavi ve takip süreçlerini yönettiklerini belirten Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Demir, hastalığın merkezi sinir sistemini hedef alan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. Demir, "Görme bozukluklarından kas güçsüzlüğüne kadar geniş bir yelpazede belirti gösteren bu otoimmün süreçte, hastalarımızı sadece tıbbi açıdan değil, sosyal hayata katılımları konusunda da destekliyoruz. Onların izole olmamaları ve toplumla bütünleşmeleri, tedavi başarımız için kritik bir öneme sahip" diyerek multidisipliner yaklaşımlarının altını çizdi.
"Hastalık Hayat Yolumuzun Bir Parçası"
2018 yılından bu yana MS ile yaşamını sürdüren Nur Özdemir, teşhis anındaki belirsizliklerin hekimlerin desteğiyle aşıldığını paylaştı. Hastalığı bir kimlik olarak görmediğini vurgulayan Özdemir, "MS, ilaç alıp geçecek bir süreç değil, yaşam biçimi haline getirilmesi gereken bir durum. Stres ve düzensiz yaşam atakları tetikleyebiliyor; bu yüzden hastalığı hayatımızın bir parçası olarak kabul edip ona göre adapte olmayı öğreniyoruz" şeklinde konuştu.
Erken Tanı ve Düzenli Takibin Gücü
Etkinlikte söz alan Doç. Dr. Mesrure Köseoğlu ise Türkiye’de yaklaşık 80 bin, dünyada ise 3 milyon MS hastası bulunduğuna dikkat çekti. MS’in sadece bireyi değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu hatırlatan Köseoğlu, "Doğru tanı ve erken dönemde başlatılan tedavi, yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerdir. Hastalarımızın hayata daha güçlü tutunmalarını sağlamak için düzenli takibi elden bırakmıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.