Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Panik Atak Nedir, Neden Olur, Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Anlaşılır, Tedavisi Var mı, Kalp Krizi İle Farkı Ne?

Panik Atak Nedir, Neden Olur, Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Anlaşılır, Tedavisi Var mı, Kalp Krizi İle Farkı Ne?

Panik atak nedir, neden olur, belirtileri nelerdir ve nasıl anlaşılır? Panik atak ile panik bozukluk farkı ve tedavi yöntemleri hakkında bilimsel bilgiler.

Panik atak nedir, neden olur, belirtileri nelerdir ve nasıl anlaşılır soruları özellikle ani çarpıntı, nefes darlığı ve ölüm korkusu yaşayan kişiler tarafından sıkça araştırılıyor. Bir anda ortaya çıkan yoğun korku hali, çoğu zaman kalp krizi geçirildiği düşüncesine yol açabiliyor. Uzmanlara göre panik atak, sanılanın aksine ölümcül değil; ancak tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. İşte panik atak hakkında doğru ve bilimsel bilgiler.

Panik Atak Nedir ve Nasıl Anlaşılır?

Panik atak, aniden başlayan ve genellikle 10–20 dakika içinde en yüksek şiddete ulaşan yoğun korku ve kaygı nöbetidir. Atak sırasında kişi ciddi bir tehdit altında olduğunu hisseder; ancak çoğu zaman ortada gerçek bir tehlike yoktur.

Panik atak belirtileri hem fiziksel hem psikolojik düzeyde görülür. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

Çarpıntı ve kalp atışlarında hızlanma

Nefes darlığı veya boğulma hissi

Göğüs ağrısı

Terleme ve titreme

Baş dönmesi

Kontrolü kaybetme korkusu

Ölüm korkusu

Tanı kriterlerine göre panik atak sırasında bu belirtilerden en az dördünün bir arada görülmesi gerekir. Atak genellikle 20–30 dakika içinde azalır; ancak kişi üzerinde bıraktığı etki daha uzun sürebilir.

Panik Atak Neden Olur?

Panik atak tek bir nedene bağlı değildir. Biyolojik yatkınlık, stres ve psikolojik faktörler birlikte rol oynar.

Beyindeki amigdala bölgesi, tehlike algısını yönetir. Bu sistemin aşırı hassas çalışması, gerçek bir tehdit olmadan “alarm” verilmesine neden olabilir. Serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesindeki değişiklikler de panik atak riskini artırabilir.

Yoğun stres, travmatik olaylar, ani yaşam değişiklikleri ve kronik kaygı da tetikleyici olabilir. Ailesinde panik bozukluk veya anksiyete bozukluğu bulunan kişilerde risk daha yüksektir.

Ayrıca tiroit hastalıkları, aşırı kafein tüketimi ve bazı maddeler de panik belirtilerini tetikleyebilir. Bu nedenle ilk değerlendirmede fiziksel nedenlerin dışlanması önemlidir.

Panik Atak ile Panik Bozukluk Aynı Şey mi?

Panik atak tek başına bir durum olabilir. Ancak atakların tekrarlaması ve kişi üzerinde sürekli bir “yeniden atak geçirme korkusu” oluşması durumunda panik bozukluk tanısı konur.

Panik bozukluğu olan kişiler, yeni bir atak yaşama ihtimali nedeniyle alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları veya kalabalık ortamlardan kaçınabilir. Bu durum zamanla agorafobiye dönüşebilir.

Her panik atak geçiren kişi panik bozukluk tanısı almaz. Tanı için atakların yineleyici olması ve en az bir ay boyunca yoğun kaygı yaratması gerekir.

Panik Atak Nasıl Anlaşılır? Kalp Krizi ile Farkı Nedir?

Panik atak belirtileri çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılır. Göğüs ağrısı ve çarpıntı en sık karışan bulgulardır. Ancak panik atakta belirtiler genellikle ani başlar ve kısa sürede zirveye ulaşır.

Kalp krizinde ağrı daha uzun sürer ve çoğu zaman fiziksel eforla artar. Yine de ilk kez şiddetli göğüs ağrısı yaşayan kişilerin mutlaka acil değerlendirme alması gerekir. Tıbbi nedenler dışlandıktan sonra psikiyatrik değerlendirme yapılır.

Panik Atak Tedavisi Var mı?

Panik atak tedavi edilebilir bir durumdur. En etkili yöntemlerden biri bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapi, kişinin felaketleştirme eğilimini fark etmesini ve bedensel belirtileri doğru yorumlamasını sağlar.

İlaç tedavisinde genellikle seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) kullanılır. Bazı durumlarda kısa süreli anksiyolitikler de tercih edilebilir. Tedavi planı kişiye özel hazırlanır.

Nefes egzersizleri, düzenli uyku, kafein azaltımı ve egzersiz de tedaviyi destekleyen unsurlar arasında yer alır.

Uzmanlar, panik atak yaşayan kişilerin utanma veya çekinme nedeniyle yardım almaktan kaçınmaması gerektiğini vurguluyor. Erken müdahale, atakların kronikleşmesini önleyebilir.