Ultrason kontrollerinde tesadüfen ortaya çıkan safra kesesi taşları, hastalar arasında genellikle "hemen ameliyat olmalı mıyım?" endişesini beraberinde getiriyor. Ancak uzmanlar, şikayeti olmayan vakalarda cerrahinin ilk seçenek olmadığını vurguluyor.
Günümüzde görüntüleme teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, safra kesesinde taş varlığı çok daha erken evrelerde tespit edilebiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, toplumun önemli bir kesiminde görülen bu durumun her zaman operasyon gerektirmediğini belirterek, hastaların büyük bir kısmının herhangi bir müdahaleye ihtiyaç duymadan yaşamlarını sürdürebileceğini ifade etti.
Asemptomatik vakalarda rutin cerrahiye gerek yok
Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10 ile 20'sini etkileyen safra kesesi taşları, kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık gözlemleniyor. Prof. Dr. Çetinkünar, taş tespit edilen kişilerin yüzde 80'e varan bir kısmının hayatları boyunca hiçbir belirti yaşamadığına dikkat çekerek, "Şikayet yaratmayan taşlar için rutin bir cerrahi prosedür uygulamıyoruz. Hastalarımızı düzenli takip etmek genellikle yeterli oluyor" dedi.
Komplikasyon riski ne zaman ciddileşiyor?
Safra kesesi taşlarının her zaman masum kalmadığını hatırlatan Prof. Dr. Çetinkünar, taşların zamanla hareket ederek kanal tıkanıklığı, iltihaplanma veya pankreatit gibi ciddi tablolara yol açabileceği konusunda uyardı. Özellikle şiddetli karın ağrısı, ateş ve bulantı ile seyreden akut kolesistit veya pankreas iltihabı gibi durumların hayati risk taşıyabileceğini belirten uzman isim, bu tür semptomların geliştiği durumlarda cerrahinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Cerrahi müdahalede altın standart: Kapalı yöntem
Hangi durumlarda ameliyat masasına yatılması gerektiğine dair net kriterler olduğunu belirten Çetinkünar, tekrarlayan ağrı atakları, safra kesesi duvarında kalsifikasyon, polipler veya büyük taşların varlığında operasyonun en güvenli yol olduğunu belirtti. Günümüzde uygulanan kapalı ameliyat yöntemlerinin ise hastalar için büyük bir konfor sağladığını ifade eden Prof. Dr. Çetinkünar, "Laparoskopik yöntemle yapılan müdahaleler, küçük kesiler sayesinde daha az ağrı ve çok daha hızlı bir iyileşme süreci sunuyor. Güncel tıp pratiğinde bu yöntem artık altın standart olarak kabul ediliyor" diyerek sözlerini tamamladı.