Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Şeker ilacından kalp yetmezliği ve ritim bozukluğuna umut

Şeker ilacından kalp yetmezliği ve ritim bozukluğuna umut

Türk bilim insanları, SGLT2 inhibitörlerinin kalp hastalarında ölüm ve ritim bozukluğu riskini düşürdüğünü ortaya koydu.

Şeker İlacından Kalbe Yeni Kalkan

Şeker hastalarının hayatını kolaylaştırmak için geliştirilen bir ilaç grubu, bu kez kalp hastalarının geleceğini değiştirebilecek sonuçlarla gündemde. 

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Aritmi Kliniği'nden Prof. Dr. Serkan Topaloğlu ve Prof. Dr. Fırat Özcan öncülüğündeki ekip, SGLT2 inhibitörlerinin kalp yetmezliği ve “atriyal fibrilasyon” (AF) hastalarında ölüm, ritim bozukluğu tekrarı ve hastaneye yatış oranlarını kayda değer biçimde düşürdüğünü ortaya koydu.

Kalbin İki Yükü: Yetmezlik ve Ritim Bozukluğu

Kalp yetmezliği, kalbin kan pompalama kapasitesinin azalmasıyla seyreden ciddi bir tablo. Bu durum, çoğu zaman kalbin düzenli ritmini kaybetmesiyle birleşiyor. Özellikle “atriyal fibrilasyon”, bu hastalarda nefes darlığı, çabuk yorulma ve yaşam kalitesinde sert düşüşlere neden oluyor. 

Standart tedavilerden biri, sorunlu bölgelerin yakılarak ritmin düzeltilmesini hedefleyen ablasyon işlemi. Ancak bazı hastalarda işlem sonrasında ritim bozukluğu yeniden baş gösteriyor.

Şeker İlacının Kalpteki Sürpriz Etkisi

Prof. Dr. Özcan, kardiyoloji dünyasının saygın dergilerinden Journal of Cardiovascular Electrophysiology’de yayımlanan çalışmada, yaklaşık 250 hasta üzerinde yürüttükleri gözlemleri şöyle özetledi:
“İlacın diyabetli olsun olmasın tüm hastalarda benzer faydalar sağladığını gördük. Hücresel düzeyde kalbin yükünü hafifletmesi, ritim bozukluğu tekrarını engellemesi ve ölüm oranlarını azaltması dikkatimizi çekti.”

Toplum Sağlığına Yeni Bir Kapı

Araştırma sonuçları, ilacın yalnızca diyabet tedavisinde değil, kalp hastalarında da standart protokollere girmesinin önünü açabilecek nitelikte. SGLT2 inhibitörlerinin, kalbin hem mekanik hem de elektriksel sorunlarıyla mücadelede çift yönlü koruma sağlayabileceği belirtiliyor. 

Uzmanlar, bu bulgunun dünya genelinde ilaç kullanım kılavuzlarını etkileme potansiyeline sahip olduğunu ve yeni klinik çalışmaların kapısını aralayacağını vurguluyor.