Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Sofradaki somonun görünmeyen bedeli

Sofradaki somonun görünmeyen bedeli

Avrupa’da tüketimi artan somon, azalan vahşi stoklar ve tartışmalı çiftlik uygulamaları nedeniyle çevre ve hayvan refahı açısından yeniden sorgulanıyor.

Avrupa’da somon, ton balığından sonra en çok tüketilen balık olmayı sürdürüyor. Ancak bu popülerliğin arkasında, okyanus yüzeyinin altında kalan ve çoğu zaman fark edilmeyen ciddi çevresel ve etik sorunlar yer alıyor. Tabağa gelen somonun nereden ve nasıl geldiği sorusu, artık yalnızca damak tadını değil, ekosistemlerin geleceğini de ilgilendiriyor.

azalan vahşi stoklar, artan ithalat

Avrupa’da kişi başına yıllık somon tüketimi 2,39 kilograma ulaşmış durumda. Buna karşın vahşi somon popülasyonları, yıllar süren aşırı avcılık nedeniyle hâlâ kırılgan. Bazı ülkelerde nehir ve akarsulara dönüş umut verse de bu toparlanma, talebi karşılamaya yetmiyor. Sonuç olarak AB’de tüketilen somonun yüzde 80’i Norveç’ten ithal ediliyor; onu Birleşik Krallık, Faroe Adaları, İzlanda, Çin ve Şili izliyor. Bu tablo, Avrupa sofralarındaki somonun büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu ortaya koyuyor.

 

çiftlik somonu gerçekten çözüm mü?

Vahşi stokları korumak adına balık çiftlikleri öne çıkıyor. Ancak açık kafes sistemiyle çalışan bu çiftlikler, yeni sorunları beraberinde getiriyor. Kafeslerden çevreye yayılan yem artıkları, dışkı ve kimyasallar deniz ekosistemini kirletebiliyor. Bu atıklar yalnızca çiftliğin sınırlarında kalmıyor, daha geniş bir deniz alanını etkiliyor. Aynı uygulamalar karada yapılsa kamuoyunda ciddi bir tepki oluşacağı vurgulanıyor.

kalabalık kafesler ve deniz bitleri

Çevresel etkilerin ötesinde, hayvan refahı da önemli bir tartışma başlığı. Somon çiftliklerinde balıklar çoğu zaman aşırı kalabalık kafeslerde tutuluyor. Bu durum, deniz bitlerinin hızla çoğalmasına yol açıyor. Doğal ortamda yetişkin somonlar bu parazitlerle baş edebilirken, çiftliklerde genç balıklar için tablo çok daha ağır olabiliyor. Yoğun kimyasal müdahaleler ise sorunu çözerken başka riskleri beraberinde getiriyor.

etiketler ne kadar güvenilir?

Tüm çiftlikler aynı koşullara sahip değil. Organik standartlara uymaya çalışan ve balık refahını iyileştirmeyi hedefleyen işletmeler de var. Tüketiciler için Aquaculture Stewardship Council (ASC) gibi etiketler, daha sürdürülebilir seçeneklere işaret etmeyi amaçlıyor. Ancak bu etiketlerin mutlak bir güvence sunmadığı da belirtiliyor. Sertifikasyon sistemleri denetimlere dayansa da ihlallerin tamamen önüne geçemiyor. Aynı şirketin bir çiftliği ceza alırken, diğer çiftliklerinin sertifikayı koruyabilmesi bu sistemin sınırlarını gözler önüne seriyor.