Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Sofraların beyaz tehlikesi: Böbreklerinizi korumak için 21 gününüz var

Sofraların beyaz tehlikesi: Böbreklerinizi korumak için 21 gününüz var

Gazetebirlik - Sağlık Mutfaklarımızın vazgeçilmezi olan tuz, lezzet artırıcı etkisinin ötesinde, aslında vücudun en hayati organlarından biri olan böbrekler için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Uzmanlar, vücudun günlük sodyum ihtiyacının 1 gramın altında olduğunu belirterek, aşırı tuz tüketiminin böbreklerde yarattığı sessiz tahribata karşı vatandaşları acil önlem almaya çağırıyor.

Gazetebirlik - Sağlık

Mutfaklarımızın vazgeçilmezi olan tuz, lezzet artırıcı etkisinin ötesinde, aslında vücudun en hayati organlarından biri olan böbrekler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuzun vücut üzerindeki etkilerini bir damak tadı tercihinden ziyade, beyinde tetiklenen bir ödül mekanizması olarak tanımladı.

Beyin neden daha fazla tuz istiyor?

Doktor Ural, insanların yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanmasının altında yatan psikolojik süreci şu sözlerle özetledi: "Tuz tüketimi, beyindeki dopamin salgısını artırarak kişide geçici bir rahatlama hissi yaratıyor. Stresli anlarda kortizol seviyelerini dengelemek için vücudumuz bizi tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Ancak bu durum, aslında beynin kurduğu bir tuzak. Günlük ihtiyacımız olan 1 gram sodyumun çok üzerindeki her miktar, böbreklerimiz için bir yük haline geliyor."

Sessiz düşman: Glomerüler Hiperfiltrasyon

Böbreklerin kanı temizlemek için sürekli bir mücadele içinde olduğunu vurgulayan Uzman Dr. Ural, aşırı tuzun böbrek filtreleri olan nefronları zorladığını belirtti. "Glomerüler Hiperfiltrasyon" olarak adlandırılan bu süreç, böbrek dokusunun zamanla sertleşmesine ve işlevini yitirmesine neden oluyor. Ural, "Böbrekler sessiz organlardır. Kendinizi iyi hissetmeniz, böbreklerinizin hasar görmediği anlamına gelmez; sadece mevcut yükü tolere edebildiklerini gösterir. Belirtiler ortaya çıktığında ise genellikle tedavi süreci çok daha zorlu bir hal alıyor" uyarısında bulundu.

Sadece tansiyon hastaları risk altında değil

Tuzun yalnızca yüksek tansiyon hastaları için tehlikeli olduğu düşüncesinin büyük bir yanılgı olduğunu ifade eden Dr. Orçun Ural, sağlıklı bireylerin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirtti. Tuzun, damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların kapısını araladığını söyleyen Ural, tuzu azaltmanın sadece masadaki tuzluğu kaldırmakla mümkün olmadığını vurguladı.

Etiket okuma alışkanlığı hayat kurtarıyor

Market raflarındaki paketli gıdalardan ekmeğe kadar birçok üründe gizli sodyum bulunduğuna dikkat çeken Ural, çözümün bilinçli tüketimden geçtiğini belirtti. Damak tadını yeniden eğitmek için 21 günlük bir sürenin yeterli olduğunu ifade eden uzman isim, "Tuzu kademeli olarak azaltıp yerine limon, taze baharatlar ve doğal aroma vericileri koyduğunuzda, üç haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek. Geleceğinizi salamura etmeyin; bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutacak en büyük yatırımınızdır" diyerek sözlerini noktaladı.