Uzmanlar, genetik geçişli bir kan hastalığı olan Akdeniz anemisiyle mücadelede erken teşhisin ve taşıyıcılık taramalarının hayati bir rol oynadığını vurguluyor.
Gazetebirlik - Sağlık
Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, vücuttaki oksijen taşıma kapasitesini doğrudan etkileyen hemoglobin proteinindeki üretim bozukluğundan kaynaklanıyor. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Oymak, bu kalıtsal rahatsızlığın çocukluk çağında ciddi klinik tablolara yol açabileceği konusunda aileleri uyarıyor.
Genetik risk faktörleri ve tarama süreçleri
Hastalığın temelinde genetik aktarım yatıyor. Taşıyıcı bireyler genellikle sağlıklı bir yaşam sürdürseler de, her iki ebeveynin de taşıyıcı olması durumunda çocuklarda ağır talasemi formları görülebiliyor. Prof. Dr. Oymak, bu riskin önüne geçmek için evlilik öncesi uygulanan taşıyıcılık taramalarının, toplum sağlığını korumada en etkili yöntem olduğunu belirtiyor.
Bebeklerde belirtiler nasıl anlaşılır?
Talasemi belirtileri, bebeklerin anne karnındaki hemoglobin yapısından doğum sonrası erişkin tipine geçiş yaptığı ilk aylarda kendini gösteriyor. Uzmanlar; iştahsızlık, halsizlik, soluk bir cilt rengi, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, karında şişlik ve gelişim geriliği gibi bulguların ebeveynler tarafından ciddiye alınması gerektiğini ifade ediyor. Erken dönemde konulan teşhis, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor.
Kan bağışının kritik önemi
Ağır talasemi hastaları, yaşamlarını sürdürebilmek için genellikle 3-4 haftalık periyotlarla kan nakline ihtiyaç duyuyor. Prof. Dr. Oymak, düzenli kan desteğinin hayati bir zorunluluk olduğunu hatırlatarak, gönüllü bağışların önemine dikkat çekiyor. Sürekli kan nakli ise vücutta demir birikimine yol açabiliyor. Bu durumun kalp, karaciğer ve hormon bezlerine zarar vermemesi için hastalar, demir atıcı özel ilaçlarla sürekli gözetim altında tutuluyor.
Tedavide umut veren gelişmeler
Günümüzde kemik iliği nakli, uygun donör bulunması şartıyla talasemide kesin çözüm sunan yöntemlerin başında geliyor. Bunun yanı sıra modern tıp dünyasında geliştirilen yeni nesil ilaçlar ve gen tedavisi üzerine yapılan çalışmalar, hastalar için yeni bir umut ışığı yakıyor. Prof. Dr. Oymak, toplumda farkındalık seviyesinin yükselmesiyle birlikte, koruyucu sağlık hizmetlerinin daha verimli hale geleceğini ve yeni hasta doğumlarının büyük oranda önlenebileceğini sözlerine ekliyor.