Kalp krizi ve inme tedavisinde çığır açması beklenen TS01 molekülü için Türkiye merkezli dev bir ortaklık kuruldu. Klinik süreçleri Türkiye’de yürütülecek olan proje, ülkeyi biyoteknolojide bölgesel bir üretim üssüne dönüştürmeyi hedefliyor.
Sağlık sektöründe dışa bağımlılığı azaltacak ve Türkiye’yi biyoteknolojik ilaç üretiminde küresel bir oyuncu haline getirecek tarihi bir adım atıldı. ABD merkezli TSI tarafından geliştirilen ve Faz I çalışmaları başarıyla tamamlanan TS01 adlı biyolojik molekülün, Faz II ve Faz III süreçlerinin Türkiye’de yürütülmesi için TSI Türkiye şirketi resmen kuruldu.
Yeni dönemde yönetim koltuğuna Dr. Kemal Oğuz Kalafat otururken, projenin stratejik danışmanlığını Ruva Global üstlendi. Brown Üniversitesi’nden ekonomist Öner Tulum’un da yönetim kurulunda yer aldığı bu yapı, sadece klinik araştırmaları değil, ilacın üretim ve ticarileştirme haklarını da Türkiye’ye kazandıracak.
Üretim üssü Türkiye olacak
TSI Başkanı Judith Gurewich, projenin Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Türkiye’nin güçlü bir altyapısı var ancak bugüne kadar ağırlıklı olarak jenerik ilaç üretimi yapıldı. TS01 ile katma değer artık Türkiye’de kalacak" dedi. Gurewich, Türkiye’de kurulması planlanan fabrika ile ülkenin biyoteknoloji alanında bir 'hub' haline geleceğinin altını çizdi.
İlaç sektöründe yıllık milyarlarca dolarlık bir açıkla karşı karşıya olan Türkiye, bu proje sayesinde kendi molekülünü üreterek MENA bölgesindeki 30 ülkeye ihracat yapmayı hedefliyor. Dr. Kemal Oğuz Kalafat, bu girişimin Güney Kore ve İrlanda gibi ülkelerin izlediği başarı modeline benzer bir stratejiyle, Türkiye’yi ilaç liginde üst sıralara taşıyacağını vurguladı.
Yatırımcıya yeni kapı aralanıyor
Projenin en dikkat çeken yanlarından biri ise finansman modeli. Türkiye Sermaye Piyasaları Kurumu mevzuatına uygun bir Girişim Sermayesi Yatırım Fonu çatısı altında yürütülen süreç, bireysel ve kurumsal yatırımcıların biyoteknoloji alanındaki bu büyük dönüşüme ortak olmalarına olanak tanıyor.
Unifon-Biotech GSYF temsilcileri, bu yapının Türkiye’nin sahip olduğu know-how ve sermayeyi ortak bir paydada buluşturarak ölçeklenebilir bir biyoteknoloji ekosistemi yaratacağını ifade etti. TİTCK ve TÜSEB ile koordineli ilerleyecek olan süreç, Türkiye’nin hücresel tedavi ve genetik ilaçlar gibi derin biyoteknoloji alanlarında da öncü olma vizyonunu destekliyor.