Yeni Birlik Gazetesi Sağlık Zamanın beyin üzerindeki etkisi: 30 yaşından sonra neler değişiyor?

Zamanın beyin üzerindeki etkisi: 30 yaşından sonra neler değişiyor?

Tıptaki devrim niteliğindeki gelişmeler, insan ömrünü 100 yaş sınırının ötesine taşısa da, yaşam kalitesinin korunması konusu hala büyük bir sınav olmaya devam ediyor.

Nöroloji uzmanları, insan beyninin otuzlu yaşlardan itibaren yapısal bir küçülme sürecine girdiğini belirterek, zihinsel sağlığı korumak için "bilişsel rezerv" vurgusu yapıyor.

Tıptaki devrim niteliğindeki gelişmeler, insan ömrünü 100 yaş sınırının ötesine taşısa da, yaşam kalitesinin korunması konusu hala büyük bir sınav olmaya devam ediyor. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, yaşlanma sürecinde beynin karşılaştığı zorlukları ve bu süreci yönetmenin yollarını paylaştı.

Beyin yaşlanması kaçınılmaz mı?

Doç. Dr. Seçkin, beynin 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığını hatırlatarak, bu durumun 60'lı yaşlardan itibaren belirginleşen unutkanlık ve bilişsel yavaşlamaların temelini oluşturduğunu ifade ediyor. Ancak uzman, bu yaş grubunun aynı zamanda beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek seviyeye ulaştığı ve muhakeme gücünün zirve yaptığı bir dönem olduğunu vurguluyor. Yani 60'lı yaşlar, biyolojik zorlukların yanı sıra "bilgelik dönemi" olarak da tanımlanıyor.

Bilişsel rezerv nasıl korunur?

Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıkların sinsi bir şekilde, bazen 20 yıla yayılan bir süreçte geliştiğini belirten Seçkin, korunmanın anahtarını "bilişsel rezervi artırmak" olarak tanımlıyor. Sosyal etkileşimin, yeni bir enstrüman çalmanın, düzenli spor yapmanın ve kaliteli uykunun beyin sağlığı için vazgeçilmez olduğunu belirten uzman, şu uyarılarda bulunuyor:

Tembel ve hareketsiz bir yaşam tarzı, kronik stres, sağlıksız beslenme, alkol ve sigara kullanımı, hava kirliliği ve tarım ilaçları gibi çevresel toksinler, bilişsel rezervin hızla tükenmesine neden oluyor.

Erken teşhis ve tedavi yöntemleri

Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer habercisi olmadığını hatırlatan Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve hatta COVID-19 sonrası gelişen "beyin sisi" gibi durumların da benzer tablolar yaratabileceğini belirtiyor. Alzheimer dışındaki demans türlerine de dikkat çeken uzman, özellikle 65 yaş altında görülen frontotemporal demansın kişilik değişimleriyle kendini gösterdiğini ifade ediyor.

Egzersizin iyileştirici gücü

Fiziksel aktivitenin beyin üzerindeki onarıcı etkisine değinen Doç. Dr. Seçkin, kardiyovasküler ve direnç egzersizlerinin bir arada yapılmasının Alzheimer ilerleyişini yavaşlatmada en etkili yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Kaslardan salgılanan moleküllerin beyin onarımına destek verdiğini belirten Seçkin, güncel ilaç tedavileri ve genetik alanındaki yeni gelişmelerin, gelecekte bu hastalıklarla mücadelede daha güçlü bir el sağladığını sözlerine ekledi.