Şimdilerde 'Dünya Yerinden Oynar' adlı oyunla tiyatro izleyicisi ile buluşan başarılı oyuncu Özge Borak, NTV ekranlarında yayınlanan Empati'de Ahmet Mümtaz Taylan'la yaşanmış hikayelere Empati yaparken, iç dünyası, ailesi, özel yaşamı, duyguları ve gerçek benliğiyle ilgili duygusal dakikalar yaşadı ve bunları cümlelere döktü.
Doğru yolda gitmeyen evliliğimden ayıp olmasın diye vazgeçemedim...
Bülent Şakrak ve Ata Demirer'le olmak üzere 2 evlilik yaşayan Özge Borak, Ahmet Mümtaz Taylan'ın "Sen kendi doğrularına göre yaşıyor musun?" sorusunu, biten evliliklerini işaret ederek yanıt verdi. Borak: "Yaşamıyordum. Büyük oranla yaşamıyordum. Neden? Eski evliliklerime de gidebiliriz, doğru yolda olmadığına inandığım bir şeyden daha önce vazgeçebilirdim, ama ayıp olmasın ya şimdi o kadar da adım attık... Belki de son 8 yıldır kendi doğrularımla yaşıyorum artık, kimseye verecek bir hesabım yok, bu benim hayatım. Kimseye kötülüğüm yok, bu kararı ben verdim diye yaşıyorum hayatı"
Evliliğimin yolunda gitmeme ihtimalini görüp anne olmadım!
Özge Borak'ın ailesini ve aile ilişkilerini anlattığı cümleleri de şöyle oldu: "İyi ki onların çocuğu olmuşum ve bu hayatta buluşmuşuz. Anneyle babayla arkadaş olunmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Bir miktar tabii ki olabilir ama, arkadaş başka bir şey, kavram karmaşasına gider fazlası. Yetişkince arkadaşlıkta iyiyiz ama, anneme söylediğim bir şeyi babamdan, babama söylediğim bir şeyi annemden duymamışımdır, kendi aralarında konuşmazlar. Muhteşemler. Eğer bu saatten sonra olabilirse, onlar gibi ebeveyn olmak isterim. Çocukluğumdan beri istediğim bir şeydi anne olmak, hep çok istedim ama olmadı. Yaşadığım ilişkilere baktığımda, kimseyi suçlamak için de söylemiyorum, o noktada bazı şeylerin yolunda gitmeme ihtimalini öngörüp, sırf sadece istiyorum diye çocuk yapmadım!
Dedem ölünce büyüdüm
Kısa süre önce Babaannesinin vefatıyla
sarsılan Özge Borak, acısını "kalbim kırıldı" kelimeleriyle anlattı.
Empati'de duygusal tarafını ortaya çıkaran Özge Borak'ı izleyici ilk kez
bu kadar samimi ve özel olarak gördü... Özge Borak, "Benim hayatımda hızlı
büyüdüğüm bir an var, 12 yaşındayken Dedemin ölümü" dedi. Annesinin babası
olan Dedesini kaybettiğini ise su şözlerle anlattı: "Birden büyük bir
insan olduğumu hissettim. O böyle hafif otoriter bir dedeydi, ama ben söz
konusu olduğumda öyle değildi" dedi.
DENİZ KORKUSUNU DALGIÇLIK KURSUYLA YENDİ
Özge Borak, abisinin deniz şakaları
sebebiyle ciddi bir deniz korkusu olduğunu, büyüdüğü zaman bu korkusunu yenmek
için dalış kursuna gitmesini de şu cümlelerle Ahmet Mümtaz Taylan'a anlattı:
"Abiyle büyümüş bir kız çocuğu olarak güzel eziyet gördüm. Aramızda 3
buçuk yaş fark var. Denizde yüzerken beni sürekli suyun altına çekerdi. O dönem
Jaws'ın meşhur olduğu dönemdi ve ekstra bir korku vardı. Oradan gelen ve kalan
çok ciddi bir korkum vardı. Kendimi bilecek yaşa geldiğimde denizi çok
seviyorum ama, korkumu yenmem lazım diye dalmayı öğrenmeye karar verdim.
Sonra bu tutkum ilerledi ve arama kurtarma dalgıçı oldum. Bunun eğitimini
aldım"
SEVGİ ÜNİVERSİTESİ KURUP, ÜNİVERSİTENİN DEKANI OLMAK İSTERİM
Özge Borak, Empati'de "sevgi" ve "sevgisizlik"
kavramları için de "Tüm dünyada yaşanılan her olumsuzluğun altının
sevgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Ben kursam Sevgi Üniversitesi
kurmak isterdim ve dekanı olmak isterim. Sevgisizlik kadar insanı hiçliğe
sürükleyen, değersizleştiren, ruh haliyle oynayan bir başka hal var mıdır
bilmiyorum. Sevgisiz olma ihtimalini düşünmek beni o kadar yoruyor ki. Sevgi
benim için çok kıymetli ve önemli, ailemden gelen bir şey. Ama arkadaşlık
ilişkileri de benim için çok önemlidir, arkadaşlarım için her şeyi yapabilirim,
yapabileceğim sınırlar içinde... Sevgi çok mühim bir şey..." dedi.