Turnuvanın en çok konuşulan iddialarından biri, ABD'li oyuncu Folarin Balogun'un kırmızı kart cezasıyla ilgili süreç oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu doğrudan aramasının ardından Balogun’un cezasının askıya alınması, turnuvaya siyasi gölge düştüğü eleştirilerini beraberinde getirdi.
Bununla da kalmayan tartışmalar, yeşil sahada bazı takım ve yıldız oyunculara ayrıcalık tanındığı iddialarıyla büyüdü. Turnuva genelinde hakemlerin, başta Lionel Messi ve Arjantin olmak üzere belirli figürleri "koruma kalkanı" altına aldığı yönündeki çifte standart eleştirileri, FIFA’nın tarafsızlık ilkesini ciddi şekilde sarsmış durumda.
Süre krizi: Super Bowl tarzı şov kuralları sarsıyor
MetLife Stadı’nda oynanacak büyük final için hazırlanan görkemli planlar, kurallarla karşı karşıya geldi. FIFA'nın, Amerikan futbolunun zirvesi olan Super Bowl'u andıran devasa bir devre arası konseri organize etme isteği, futbolun temel kurallarını hiçe sayma riskini doğuruyor.
Uluslararası Futbol Birliği Kurulunun (IFAB) resmi kurallarına göre devre arası süresinin en fazla 15 dakika olması gerekiyor. Ancak sahaya kurulup kaldırılacak dev platformlar ve sanatçı performansları nedeniyle bu sürenin 20 ila 30 dakikaya uzayacağı tahmin ediliyor. Bu durum, endüstriyel futbolun ticari kazanç uğruna oyunun anayasasını çiğnemeye hazır olduğu yönündeki eleştirileri daha da alevlendirdi.
Tribünlerin öfkesi çığ gibi büyüyor
Danimarka’nın Aarhus Üniversitesi Medya ve Gazetecilik Çalışmaları Bölümünde siyaset ve spor iletişimi üzerine çalışmalar yürüten Dr. Vitaly Kazakov, yaşanan krizlerin Gianni Infantino ve ekibine çok ciddi bir itibar kaybı olarak yansıdığını belirtiyor.
Küresel futbol kamuoyundaki memnuniyetsizliğe dikkat çeken Dr. Kazakov, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Maçların izlendiği kafe ve taraftar alanlarında Gianni Infantino’nun görüntüsü ekrana her geldiğinde devasa bir yuhalama sesinin yükseldiğini gördük. Kamuoyundaki bu tepki, Infantino’nun milyarlarca futbolsever nezdindeki imajının ne kadar ciddi bir darbe aldığını net bir şekilde gösteriyor."
Yumuşak gücün en büyük sahnesi
Büyük devletlerin ve devasa markaların Dünya Kupası gibi organizasyonları birer "yumuşak güç" (soft power) unsuru olarak kullandığına değinen Dr. Kazakov, sürecin ekonomik boyutuna da ışık tuttu.
Sponsorlar ile ev sahibi ülkelerin karşılıklı çıkarlar çerçevesinde hareket ettiğini vurgulayan Kazakov, "FIFA, küresel izleyici kitlesi sayesinde sponsorlarından milyarlarca dolarlık devasa gelirler elde ediyor. Bu süreçteki tüm aktörler bu yumuşak gücü kendi lehlerine kullanıyor. Kuzey Amerika'daki siyasi figürlerin turnuvaya ev sahipliği yaparak siyasi kazanım sağlamaya çalışması da bu ağın bir parçası" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka ve futbol sahasındaki manipülasyon dalgası
2026 Dünya Kupası’nı geçmişteki turnuvalardan ayıran en belirgin farklardan biri de yapay zeka teknolojisinin yaygın kullanımı ve bunun beraberinde getirdiği dezenformasyon riski oldu. Sosyal medyada hızla yayılan sahte içeriklerin kitleleri manipüle etme gücü, spor dünyasını da tehdit ediyor.
Yapay zekanın kararlar üzerindeki psikolojik etkisini vurgulamak için geçmişten bir örnek veren Dr. Vitaly Kazakov, Brezilyalı futbolcu Neymar'ın transfer sürecinde yaşanan ilginç bir olayı hatırlattı:
"Yapay zeka ile üretilen ve hayatını kaybetmiş olan efsane futbolcu Pele'nin ağzından Neymar'ı kulübe dönmeye ikna etmeye çalışan bir video hazırlanmıştı. Neymar'ın ailesi bu videonun sahte olduğunu bildiği halde içerikten derin bir şekilde etkilendi. Bu örnek, manipülasyonun insanlar üzerinde ne denli güçlü kararlar aldırabileceğini gösteren en somut kanıtlardan biri."
FIFA ve IOC gibi dev yapıların organizasyonlarını sadece sportif açıdan değerlendirmenin artık imkansız olduğunu söyleyen uzmanlar, yeşil sahanın artık siyaset, ticaret ve teknolojinin çarpıştığı devasa bir nüfuz mücadelesi alanına dönüştüğünün altını çiziyor.