2026 Dünya Kupası D Grubu’ndaki ikinci maçında Paraguay’a 1-0 mağlup olan A Milli Takım, turnuvaya henüz grup aşamasında veda ederek futbolseverleri derin bir hayal kırıklığına uğrattı. Avustralya mağlubiyetinin ardından gelen bu şok yenilgi, Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın oyuncu tercihleri ve ilk 11 kararları üzerindeki tartışmaları alevlendirdi. Türk futbolunun unutulmaz başarılarından birine imza atarak ay-yıldızlı ekibi 2002 Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü yapan efsane teknik direktör Şenol Güneş, TRT Spor ekranlarında katıldığı programda tarihi vedayı ve sahada yaşanan eksiklikleri masaya yatırdı.
"Futbol Sonuç Oyunudur"
Turnuvaya çok büyük umutlarla ve yüksek hedeflerle gelindiğini belirten tecrübeli teknik adam, kağıt üzerinde çeyrek final potansiyeli taşıyan bir jenerasyona sahip olduğumuzu ancak bunun skora yansımadığını vurguladı. Maçın istatistiksel üstünlüğüne rağmen netice alınamadığına dikkat çeken Güneş, şu analizlerde bulundu:
"Her şey söylenebilir... Başlangıçta buraya gelirken umutlarımız çok fazlaydı, hedefimiz büyüktü. Kağıt üstünde çeyrek final yakalayabileceğimizi söyledik. İki müsabaka yaptık, ikisini de kaybettik. Pozisyon ve oyun üstünlüğü var, istatistik olarak iyi görünmemize rağmen sonuç alamadık. Oyuncu yetenekleri olarak da avantajlarımız vardı. Futbol sonuç oyunudur, sonuç alınamadığında analiz yapılır, karar verilir. Son 10 dakikayı kenardan hoca gözü ile izledim... Gayreti gördüm, daha tempoluydular ama dağınıktık. Değişiklikler de yaptı, buna rağmen pozisyonlar da geldi. Rakip ilk şut, ilk gol ile öne geçti. Zaten savunma yapmalarını bekliyorduk, Güney Amerika'da savunmasıyla öne çıkan takım Paraguay. İyi kapanıyorlar, hızlı geçişleri yapıyorlar. İlk golde rakibe uzak kaldık, şut hakkı verdik. Onlar da bize şut hakkı verdik ama hep rakibe çarptı. Attığımız şutların isabet oranı düşüktü. Tempo bu Dünya Kupası'nda ortaya çıktı. Temaslı oynayacaksınız, rakibi hırpalayacaksınız. Maçı kazanmak için yan yollara sapmayı da iyi yaptılar, zaman çaldılar. Bu doğal hakları... Bizim oyuncularımızın yetenekleri oranında sonucu getirecek şeyler yoktu. Pas kalitesi, şut etkinliği yok. Kenarları zayıftı, zaman zaman iyi geldik ama golü bulamadık. Bizim takımın kalitesinde oynamadık. Bu kalitede düşüklük olunca, Dünya Kupası'nda sırıtıyor."
"Bunlara Alınmayacaklar"
Milli futbolcuların turnuva seviyesindeki bireysel ve takım performanslarını da eleştiren Şenol Güneş, oyuncuların kendilerini geliştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Beklentilerin altında kalındığını ifade eden deneyimli çalıştırıcı, eleştirilerin olgunlukla karşılanması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çeyrek final beklerken, ilk maçın travması varken yine ilk golü yedik. Daha üst seviyede işler bekliyorduk. Oyuncular, rakibi geçmek yerine; kendilerini geçmesi lazım. bence sıkıntı bu! Oynayan oyuncularımız hepsi iyi ama kendi oyunlarını geçmeliler! Rakibi geçmeye çalışırken, kendimizi eksik bırakıyoruz. Pas kalitesi, şut iyi olması lazım. Bu seviyede yakaladığın zaman golü atacaksın. Oyuncularımızdan daha çok şey bekliyorduk, bu da bizim hakkımız onların da görevi. Bunlardan alınmayacaklar. Daha önce başarı yakalarken çok mesafe kat ettiler, ama bu seviye yeterli değil. Onlara güveniyoruz, fizik güçlerini ve yeteneklerini çalışarak öne çıkaracaklar. Bunları konuşunca alınganlık oluyor."
Kadro Tercihi Tartışmalarına Son Nokta
Vincenzo Montella’nın ilk 11’ine yönelik kamuoyunda yükselen sert eleştirilere farklı bir perspektiften yaklaşan Şenol Güneş, mağlubiyetlerin faturasının sadece kadro seçimine kesilmemesi gerektiğini ifade etti. Sahadaki enerjinin ve coşkunun eksikliğine vurgu yapan Güneş, gündem yaratacak şu cümlelerle konuşmasını noktaladı:
"Hoca tabi en iyisini yapmaya çalışıyor. İki maçı da birbirine bağlayarak söylüyorum ortada çıkan oyunun sadece mazeretlerini sunarsak doğru yapmayız. Nasıl kazandığımız zaman da kazanmanın verdiği hazla beraber eksiğimizi görmüyorsak değerlendirmemizi ona göre yapacağız. Oyuncuların son andaki gayretini oyun başında görmek isterdim. İlk maçta da öyle gol erken geldiği zaman coşkulu bir oyunu göremedik. Coşkuyu yakalayınca akıcı oluyoruz. Daha farklı 11'le başlasaydık hiçbir şey fark edeceğini düşünmüyorum. Tartışılacak şeyler bunlar ama bunlar da yetmez... "