Türkiye'de elektrikli otomobillerin sayısı arttıkça bu araçların güvenliğiyle ilgili tartışmalar da gündemde daha fazla yer buluyor. Manisa'nın Akhisar ilçesinde 15 Ağustos sabahı park halindeki bir elektrikli otomobilin yanarak kullanılamaz hale gelmesi, yangınların nedenleri ve elektrikli araçların taşıdığı risklerin yeniden sorgulanmasına neden oldu. Yangının çıkış nedeni henüz kesinleşmezken, uzmanların değerlendirmeleri elektrikli araçlarla ilgili önemli bir ayrımı ortaya koyuyor: Yangına karışma ihtimali ile yangına müdahalenin zorluğu aynı konu değil.
Akhisar'daki elektrikli araç yangını neden gündem oldu?
Manisa'nın Akhisar ilçesinde Kethüda Mahallesi'nde park halinde bulunan elektrikli otomobilde yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler nedeniyle araç kullanılamaz hale gelirken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Yangının elektrikli otomobilin hangi bölümünden ve hangi nedenle çıktığına ilişkin kesin bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle tek bir olay üzerinden elektrikli araçların genel yangın güvenliği hakkında kesin bir sonuca ulaşılması mümkün görülmüyor.
Buna rağmen olay, Türkiye'de elektrikli otomobil kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği ve yangınlara müdahale yöntemlerini yeniden gündeme taşıdı.
Elektrikli araçlar gerçekten daha fazla mı yanıyor?
Elektrikli araçların yangın riski konusunda kamuoyunda oluşan algıyla mevcut veriler arasında önemli bir fark bulunuyor. Uzmanların dikkat çektiği nokta, yangınların yalnızca sayısına değil, araç sayısına oranına bakılması gerektiği.
İsveç'te 2022 yılına ilişkin veriler bu farkı açık şekilde ortaya koyuyor. Yapılan çalışmada yaklaşık 611 bin elektrikli ve hibrit araç arasında 23 yangın kaydedilirken, 4,4 milyon benzinli ve dizel araçta yaklaşık 3 bin 400 yangın meydana geldi.
Bu veriler, araç sayısı dikkate alındığında içten yanmalı motor kullanan otomobillerin yangına karışma oranının elektrikli ve hibrit araçlardan yaklaşık 20 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla elektrikli araç yangınlarının son dönemde daha sık gündeme gelmesi, bu araçların mutlaka daha fazla yandığı anlamına gelmiyor.
Elektrikli otomobil yangınları neden daha dikkat çekiyor?
Elektrikli otomobiller, geleneksel içten yanmalı araçlara kıyasla daha yeni bir teknoloji olduğu için meydana gelen yangınlar kamuoyunda daha fazla dikkat çekebiliyor. Özellikle sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşması, tekil olayların olduğundan daha yaygın bir risk algısı oluşturabiliyor.
Türkiye'de elektrikli araç sayısının hızlı biçimde yükselmesi de toplam yangın vakalarının görünürlüğünü artırıyor. Ancak toplam olay sayısındaki değişimin değerlendirilmesinde, yollardaki elektrikli araç sayısının da dikkate alınması gerekiyor.
Bu nedenle uzmanlar, elektrikli araç güvenliği konusunda değerlendirme yapılırken yalnızca haberlerde yer alan yangın görüntülerine değil, araç sayısına göre hesaplanan istatistiklere bakılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Lityum iyon batarya neden yangınlarda farklı risk oluşturuyor?
Elektrikli araçların en önemli farklılıklarından biri, enerji depolama sistemlerinde lityum iyon bataryaların kullanılması. Bu bataryalarda meydana gelebilecek hasar veya aşırı ısınma, "termal kaçak" olarak adlandırılan zincirleme bir sürecin başlamasına neden olabiliyor.
Termal kaçak sırasında batarya hücrelerinde sıcaklık hızla yükselebiliyor ve bu durum çevredeki hücreleri de etkileyebiliyor. Böyle bir süreç başladığında yangının kontrol altına alınması geleneksel araç yangınlarına kıyasla daha farklı müdahale yöntemleri gerektirebiliyor.
Özellikle batarya paketinin tamamen soğutulması önem taşıyor. Yangın görünürde kontrol altına alınsa bile batarya içerisinde kalan yüksek sıcaklık nedeniyle yeniden alevlenme riski bulunabildiği belirtiliyor.
Elektrikli araç yangınlarını söndürmek neden zor?
Elektrikli otomobil yangınlarında itfaiye ekiplerinin karşılaştığı temel sorunlardan biri batarya paketinin uzun süre soğutulması gerekliliği. Bataryanın araç içerisindeki konumu ve çok sayıda hücreden oluşması, müdahale sürecini geleneksel araç yangınlarından farklılaştırabiliyor.
Yangının dışarıdan kontrol altına alınması, batarya içerisindeki ısınmanın tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor. Bu nedenle ekiplerin yangın sonrasında da aracı takip etmesi ve gerekli soğutma işlemlerini sürdürmesi gerekebiliyor.
Bu durum elektrikli araçların daha fazla yangın çıkardığını göstermiyor. Asıl fark, yangın meydana geldiğinde müdahale ve soğutma sürecinin daha özel prosedürler gerektirebilmesi.
Elektrikli araç yangınlarında gerçek risk ne?
Mevcut veriler, elektrikli araçların içten yanmalı otomobillerden daha yüksek oranda yangına karıştığı iddiasını desteklemiyor. Aksine, İsveç'teki veriler araç sayısına oranlandığında benzinli ve dizel araçlarda yangın görülme oranının çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Bununla birlikte elektrikli araçların batarya teknolojisi farklı riskler taşıyor. Özellikle termal kaçak ve yeniden alevlenme ihtimali, itfaiye ekiplerinin müdahale yöntemlerini ve yangın sonrasındaki güvenlik prosedürlerini önemli hale getiriyor.
Akhisar'daki yangının kesin nedeni ise yapılacak teknik incelemelerin ardından ortaya çıkacak. Olayın sonucu, elektrikli otomobillerin genel yangın güvenliği konusunda değerlendirme yapılırken diğer verilerle birlikte ele alınacak.