Dijital yayın platformları arasındaki rekabet kızışırken, abonelerin ödediği ücret karşılığında aldığı hizmet kalitesi tartışma konusu olmaya devam ediyor. Daha önce platformundaki Dolby ve 3D formatlarını devre dışı bırakan Disney+, bu kez de Avrupa pazarındaki kullanıcıları üzecek radikal bir kısıtlamaya gitti. Şirket, pek çok Avrupa ülkesinde 4K ve HDR10 yüksek çözünürlük desteklerini erişime kapattı.
Şirket "Geçici" Diyor Ama Kullanıcı Yanıt Bekliyor
Disney tarafından etkilenen abonelere gönderilen resmi bilgilendirme mesajında, söz konusu kısıtlamanın kaybedilen bir yargı kararıyla bağlantılı olduğu aktarıldı. Özelliğin "geçici olarak" askıya alındığını vurgulayan platform yönetimi, yüksek çözünürlük standartlarını en kısa sürede geri getirmek için hukuki ve teknik mücadeleyi sürdürdüklerini bildirdi.
Ancak net bir takvimin paylaşılmaması dinleyiciler ve izleyiciler nezdinde endişe yaratıyor. Nitekim Haziran ayında askıya alınan Dolby desteği için de benzer bir gerekçe sunulmuş, fakat aradan geçen süreye rağmen sorunun çözümüne dair somut bir adım atılmamıştı.
Premium Abonelerin İade Tepkisi Büyüyor
Kararın ardından en büyük tepki, yüksek yayın kalitesine erişebilmek adına Premium paketlere fazladan ücret ödeyen kullanıcılardan geldi. Yayın kalitesindeki bu zorunlu düşüşe rağmen şirket tarafından herhangi bir abonelik indirimi ya da kısmi para iadesi teklif edilmemesi eleştirilerin odağında yer alıyor.
Hukuki sürecin mağduriyet yarattığını kabul eden aboneler, platformun bu süreci kendi bütçelerine yansıtmasından rahatsız.
Kısıtlamanın Arkasındaki Sebep: Dev Patent Davası
Yaşanan bu kalite kaybının arkasında, teknoloji devi InterDigital ile Disney arasında süregelen patent hakları davası yatıyor. Mahkemenin Disney aleyhine karar vermesiyle birlikte 3D ve Dolby teknolojilerini platformdan çıkarmak zorunda kalan şirket, aynı hukuki yaptırım nedeniyle 4K ve HDR10 yayınlarını da durdurdu.
Resmi liste henüz yayımlanmasa da Almanya, Belçika, Portekiz ve Danimarka gibi Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 4K desteğinin kesildiği teyit edildi. Birleşik Krallık gibi AB dışındaki Avrupa ülkelerinde ise özelliklerin şimdilik aktif kalması, kısıtlamanın doğrudan AB yargı kararlarıyla sınırlı olduğunu gösteriyor.