Lockheed Martin tarafından geliştirilen F-35 Lightning II, beşinci nesil savaş uçakları arasında yer alıyor. ABD ve İsrail başta olmak üzere birçok ülke tarafından kullanılan bu uçak, radar sistemlerinden kaçınabilme özelliğiyle öne çıkıyor.
F-35’in tasarımında, radar sinyallerini farklı yönlere yansıtan özel yüzeyler bulunuyor. Bu yapı sayesinde radar dalgaları doğrudan geri dönmüyor ve uçağın tespit edilmesi zorlaşıyor.
Ayrıca uçakta taşınan silahlar gövde içinde yer alıyor. Bu durum, dış yüzeyde radar izi oluşturabilecek unsurların azaltılmasını sağlıyor. Uçağın yüzeyi ise elektromanyetik sinyalleri emebilen özel malzemelerle kaplanıyor.
Bu teknolojiler sayesinde yaklaşık 10,7 metre kanat açıklığına sahip bir uçak, radar ekranlarında çok daha küçük bir iz bırakabiliyor.
Uzmanlar: Tam Görünmezlik Söz Konusu Değil
Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Dr. Can Kasapoğlu, F-35’in tamamen görünmez olmadığını, sadece tespit edilmesinin zorlaştırıldığını belirtiyor.
Gizlilik teknolojisinin, uçağın tamamen ortadan kaybolmasını değil, tespit sürecinin geciktirilmesini amaçladığı ifade ediliyor. Uygun koşullar sağlandığında her türlü hava aracının tespit edilebileceği belirtiliyor.
Yüksek frekanslı bazı radar sistemlerinin, gizlilik teknolojilerini belirli ölçüde aşabildiği ancak bu tespitlerin hedefleme doğruluğu açısından sınırlı kaldığı aktarılıyor.
İran’ın daha önce Körfez bölgesinde F-35 uçaklarını tespit edebildiğini açıkladığı da hatırlatılıyor.

Kızılötesi Sistemler Ön Plana Çıkıyor
Askeri kaynaklara göre İran’ın F-35’i vurmasında yalnızca klasik radar sistemleri kullanılmadı. Pasif kızılötesi takip sistemlerinin bu süreçte etkili olduğu ifade ediliyor.
Bu sistemler, radar sinyali göndermek yerine uçağın motorundan yayılan ısı izini takip ediyor. F-35’te bu izi azaltmaya yönelik teknolojiler bulunsa da kısa mesafede bu korumanın sınırlı kalabildiği belirtiliyor.
İran’ın kullandığı değerlendirilen sistemler arasında, kızılötesi dedektörlerle çalışan ve hedefi bekleyen gezici mühimmatların da bulunduğu ifade ediliyor.
Benzer Olaylar Daha Önce de Yaşandı
Geçtiğimiz yıl Yemen’de yaşanan olaylarda da kızılötesi sistemlerin etkisi gündeme gelmişti. Bu süreçte F-35 pilotlarının karadan havaya füzelerden kaçınmak için yoğun manevralar yaptığı belirtilmişti.
Uzmanlar, bu tür olayların tekil örnekler olduğunu ve genel askeri stratejileri doğrudan değiştirmediğini ifade ediyor.
F-35’in düşman hava sahasına tespit edilmeden girme ve hedefleri vurma kabiliyetinin devam ettiği vurgulanıyor.